İçinde Gu Bulunan 5 Harfli Kelimeler

İçerisinde GU olan 5 harfli 29 kelime bulunuyor. İçinde GU olan 5 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Gu ile başlayan 5 harfli kelimeler. gu ile biten 5 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

YUVGU19, VURGU17, DOYGU15, DUYGU15, GUGUK15, GURUP15, GUDDE14, YABGU14, ZORGU14, BURGU13, BULGU13, DOLGU13, DURGU13, GULAŞ13, GUSÜL13, UYGUR13, UYGUN13, GUSTO12, SORGU12, SUNGU12, GUANO11, GURME11, GURUR11, KURGU11, ONGUN11, OLGUN11, ANGUT10, GUATR10, GULET10

ANGUT

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea)

[sıfat]

[argo]

  • Ahmak, kaba saba

    Bu saldırgan angutlar, kuru gürültüden başka bir şey değildir. - Salâh Birsel

GUATR (Kelime Kökeni: Fransızca goitre)

[isim]

[tıp]

  • Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık, guşa, cedre

GULET (Kelime Kökeni: Fransızca goélette)

[isim]

[denizcilik]

  • İki direkli, yelkenli savaş gemisi

GUANO (Kelime Kökeni: İspanyolca guano)

[isim]

  • Özellikle deniz kuşlarının pisliklerinin bir yerde uzun süreden beri birikip yığılmasıyla oluşan, azot ve fosfat bakımından zengin, gübre olarak kullanılan madde

GURME (Kelime Kökeni: Fransızca gourmet)

[sıfat]

  • Tatbilir

    Değme gurmelere taş çıkartacak kadar bilgili ve deneyimlidir. - Ahmet Ümit

GURUR (Kelime Kökeni: Arapça ġurūr)

[isim]

  • Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir

    Aynı gururu, aynı gülünç itimadı aşkta da gösterirler. - Hüseyin Cahit Yalçın

  • Övünme

    Vatana gözyaşı döktünse eğer / Varlığın bu yüksek gururu anlar - Enis Behiç Koryürek

  • Kurum, çalım

Ata Sözleri ve Deyimler

  • gurura kapılmak
  • gurur duymak
  • gurur gelmek
  • gururuna ağır gelmek
  • gururuna dokunmak
  • gururunu ayakaltına almak
  • gururunu okşamak

KURGU

[isim]

  • Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, anahtar
  • Zembereğin kurulmuş olma durumu

    Saatin kurgusu bitmiş.

  • Bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi, montaj

    Demir fabrikasının kurgusu bitti.

  • Bir işe hazırlamak için yapılan telkin

    Bankacılardan birkaçının kurgularıyla belediye başkanlığına adaylığını koymuştu. - Memduh Şevket Esendal

[edebiyat]

  • Çatı

[felsefe]

  • Uygulamaya geçmeyen, sadece bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon

[sinema]

[televizyon]

  • Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme, montaj

[sinema]

[televizyon]

  • Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser

Birleşik Kelimeler: kurgu bilimi, bilim kurgu, dirim kurgu, kaba kurgu

ONGUN

[sıfat]

  • Çok verimli, bol, eksiksiz
  • Yarar duruma gelmiş, bayındır
  • Mutlu
  • Kutlu, uğurlu

Birleşik Kelimeler: ongun besi suyu

[isim]

  • İlkel toplumlarda topluluğun kendisinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne veya olay, totem
  • Arma

OLGUN

[sıfat]

  • Yenecek duruma gelmiş (meyve)

    Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar. - Refik Halit Karay

[mecaz]

  • Tamamlanmış, iyice işlenmiş (yazı, düşünce vb.)

[mecaz]

  • Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil

    Benim bütün cefama olgun adam gibi katlanmasını bilmişti. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: olgun odun

GUSTO (Kelime Kökeni: İtalyanca gusto)

[isim]

  • Beğeni

    Klasikler bir kültür, bir gusto, bir seviye ölçütüdür. - Haldun Taner

SORGU

[isim]

  • Sorma işi

    Soracakları varmış yıllardır sorarlar / Anlaşılan bu sorgu daha yıllarca sürecek - Attila İlhan

[hukuk]

  • Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'na göre, sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı, istintak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sorguya çekmek

Birleşik Kelimeler: sorgu hâkimi, sorgu kutusu, sorgu sual, sorgu yargıcı, çapraz sorgu

SUNGU

[isim]

  • Bir büyüğe sunulan armağan
  • Bir tanrıya veya tapınağa yapılan bağış

BURGU

[isim]

  • Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet

    Yeşil gözlerini iki burgu gibi gözlerime batırdı. - Halide Edip Adıvar

  • Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon
  • Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet

[müzik]

  • Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal

Birleşik Kelimeler: burgu makarna, fenerli burgu

BULGU

[isim]

  • Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey
  • Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice

[tıp]

  • Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret

DOLGU

[isim]

  • Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde

    Diş dolgusu.

  • Toprak doldurma işlemi
  • Bu işlemin sonucu

[madencilik]

  • Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dolgu yapmak

Birleşik Kelimeler: dolgu maddesi, taş dolgu, baca dolgusu