İçinde Eth Bulunan Kelimeler

İçinde ETH olan 21 kelime bulunuyor. İçerisinde ETH geçen kelimeler ve kelime anlamları.

11 Harfli Kelimeler

SEFARETHANE22, NEKAHETHANE19, NEZARETHANE18, TİCARETHANE18

10 Harfli Kelimeler

HALVETHANE24, DEVLETHANE22, KETHÜDALIK19, İBADETHANE18, SAADETHANE17, İMARETHANE15

9 Harfli Kelimeler

FETHETMEK20, METHÜSENA17, METHALDAR16, METHETMEK15

8 Harfli Kelimeler

FETHETME19, METHETME14

7 Harfli Kelimeler

FETHİYE19, KETHÜDA15, METHİYE14

6 Harfli Kelimeler

METHAL11

5 Harfli Kelimeler

FETHA15

METHAL (Kelime Kökeni: Arapça medḫal)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir yapının giriş yeri, giriş

    Methalin solundaki ocaklı bir salon mahkemelik ederdi. - Falih Rıfkı Atay

[edebiyat]

  • Giriş

[müzik]

  • Giriş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • methali olmak

METHETME

[isim]

  • Methetmek işi

    Boksör Vehip, onun mektupta kendini methetmesine hak vermişti. - Reşat Nuri Güntekin

METHİYE (Kelime Kökeni: Arapça medḥiyye)

[isim]

[eskimiş]

  • Övgü

[edebiyat]

  • Bir kimseyi veya bir şeyi övmek için yazılmış şiir

Ata Sözleri ve Deyimler

  • methiye düzmek

İMARETHANE (Kelime Kökeni: Arapça ʿimāret + Farsça ḫāne)

[isim]

[tarih]

  • Yoksullara ve öğrencilere yiyecek dağıtmak için kurulmuş hayır kurumu, imaret

    Gönlü o kadar geniş imiş ki sair yoksullar gibi imarethaneden bir tas çorba içmeyi dahi açgözlülük sayarmış. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

METHETMEK (Kelime Kökeni: Arapça medḥ + Türkçe etmek)

[-i]

  • Övmek

    Evet, kendimi methediyorum, bile bile methediyorum. - Peyami Safa

KETHÜDA (Kelime Kökeni: Farsça ked + ḫudā)

[isim]

[tarih]

  • Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse, kâhya

Birleşik Kelimeler: kethüda bey, akıl kethüdası, kapı kethüdası, kul kethüdası, sultan kethüdası, tersane kethüdası

FETHA (Kelime Kökeni: Arapça fetḥa)

[isim]

[eskimiş]

[dil bilgisi]

  • Üstün (II)

METHALDAR (Kelime Kökeni: Arapça medḫal + Farsça -dār)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Bir işe karışmış olan, bir işte parmağı olan

SAADETHANE (Kelime Kökeni: Arapça saʿādet + Farsça ḫāne)

[isim]

  • Yüksek rütbeli kimselerin evi
  • Mutlu ve huzur içinde yaşanılan yer

METHÜSENA (Kelime Kökeni: Arapça medḥ + Arapça s̱enā)

[isim]

  • Övme, ululama

NEZARETHANE (Kelime Kökeni: Arapça neẓāret + Farsça ḫāne)

[isim]

  • Gözaltına alınan kimselerin karakolda konulduğu yer, nezaret

    Emniyet müdürlüğünde nezarethane dedikleri yerdi burası. - Çetin Altan

TİCARETHANE (Kelime Kökeni: Arapça ticāret + Farsça ḫāne)

[isim]

  • Ticaret işlerinin yürütüldüğü yer

    Ben gazeteciyim. Bir ticarethanenin sahibiyim. - Necip Fazıl Kısakürek

İBADETHANE (Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça ḫāne)

[isim]

[eskimiş]

[din bilgisi]

  • Tapınak

NEKAHETHANE (Kelime Kökeni: Arapça neḳāhet + Farsça ḫāne)

[isim]

[eskimiş]

  • Şifa yurdu, dinlenme yurdu

    O kadar ki sonunda şık ve iyi nekahethanede yatırmak mecburiyeti hasıl olmuş. - Sait Faik Abasıyanık

KETHÜDALIK

[isim]

  • Kethüdanın yaptığı iş