İçinde Eca Bulunan Kelimeler

İçinde ECA olan 37 kelime bulunuyor. İçerisinde ECA geçen kelimeler ve kelime anlamları.

15 Harfli Kelimeler

TECAHÜLÜARİFANE32, HEYECANLANDIRMA28

13 Harfli Kelimeler

HEYECANSIZLIK28, HEYECANLANMAK23, HELECANLANMAK21

12 Harfli Kelimeler

TECAHÜLÜARİF29, HEYECANLANIŞ25, HEYECANLILIK23, HEYECANLANMA22, HELECANLANMA20

11 Harfli Kelimeler

FİDYEİNECAT24, MECALSİZLİK19

10 Harfli Kelimeler

HEYECANSIZ24, TECAVÜZKAR24, MÜNDERECAT18

9 Harfli Kelimeler

MÜTECAVİZ24, HEYECANLI19, MÜTECASİR16, MÜTECANİS16

8 Harfli Kelimeler

MECALSİZ16

7 Harfli Kelimeler

TECAVÜZ21, BECAYİŞ17, HEYECAN16, TECAHÜL16, MECAZLI15, HELECAN14, MECAZEN14, TECANÜS13, NECABET12, NECASET11

6 Harfli Kelimeler

FECAAT15, MECA13, ŞECAAT12

5 Harfli Kelimeler

MECAZ12, MECAL9, NECAT8

4 Harfli Kelimeler

VECA13

NECAT (Kelime Kökeni: Arapça necāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Kurtuluş

    Esirliğin ağır ve ateşli zincirleri altında inleyen her Müslüman, bir necat gününden ümidini kesmemiş. - Ömer Seyfettin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • necat bulmak

Birleşik Kelimeler: fidyeinecat

MECAL (Kelime Kökeni: Arapça mecāl)

[isim]

  • Güç, kuvvet, derman, takat

    Sesini çıkarmak, bağırmak istiyor, mecal bulamıyordu. - Peyami Safa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • mecali (veya mecal) kalmamak

NECASET (Kelime Kökeni: Arapça necāset)

[isim]

[eskimiş]

  • Pislik
  • Dışkı, ters (Il)

NECABET (Kelime Kökeni: Arapça necābet)

[isim]

[eskimiş]

  • Temiz bir soydan gelme, soyluluk

    Eşyanın bile ihtiyarlamasında bir necabet vardı. - Mithat Cemal Kuntay

ŞECAAT (Kelime Kökeni: Arapça şecāʿat)

[isim]

[eskimiş]

  • Yiğitlik

    Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler. - Koca Ragıp Paşa

MECAZ (Kelime Kökeni: Arapça mecāz)

[isim]

[edebiyat]

  • Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz
  • Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor

Birleşik Kelimeler: mecazımürsel

TECANÜS (Kelime Kökeni: Arapça tecānus)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir bütünü oluşturan ögeler arasında uyum bulunması durumu

MECAZİ (Kelime Kökeni: Arapça mecāzī)

[sıfat]

  • Mecazla ilgili, mecaz niteliğinde olan

VECA (Kelime Kökeni: Arapça vecaʿ)

[isim]

[eskimiş]

  • Ağrı

    Veca ansızın bastırır. - Orhan Veli Kanık

HELECAN (Kelime Kökeni: Arapça ḫalecān)

[isim]

[eskimiş]

  • Kalp çarpıntısı, çırpıntı

    Ben de boyuna helecan geçirerek konuşmalarına dikkat ediyorum. - Etem İzzet Benice

MECAZEN (Kelime Kökeni: Arapça mecāzen)

[zarf]

[eskimiş]

  • Mecaz yoluyla, mecaz olarak

MECAZLI

[sıfat]

  • Gerçek anlamından saptırılarak benzetmeli olarak kullanılmış (söz)

FECAAT (Kelime Kökeni: Arapça fecāʿat)

[isim]

[eskimiş]

  • Çok acıklı, yürekler acısı durum

    Balkan Harbi'nin fecaatlerinden sonraki hadiseler de malumunuzdur. - Etem İzzet Benice

MÜTECASİR (Kelime Kökeni: Arapça mutecāsir)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Yeltenen, cüret eden

MÜTECANİS (Kelime Kökeni: Arapça mutecānis)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Bağdaşık