İçinde Bü Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde BÜ olan 8 harfli 45 kelime bulunuyor. İçinde olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Bü ile başlayan 8 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ZGÜSÜZ27, VVET26, CÜMŞÇÜ26, RGÜSÜZ24, CÜMŞLÜ23, YÜKBAŞ21, ZÜŞMEK21, KÜMSÜZ21, GÜMRTÜ21, ZDÜRME20, ZÜKTAŞ20, RÜMCÜK20, DIŞKEY20, RLÜK20, OTOSÇÜ20, YÜKAYI19, TÜNCÜL19, YÜLTEÇ19, CÜRLÜK19, STÜN19, YÜKLÜK18, ZÜLMEK18, KÜLGEN18, RÜMCEK18, RÜMÇEK18, DÜRNLÜ18, ÖRLERİ18, TEŞEBS18, YÜLEME17, YÜTMEK17, YÜLTME17, KLÜMLÜ17, TÜNLÜK16, YÜTKEN16, KÜKLÜK16, TÜNSEL15, STİYER15, RÜNMEK15, KTÜRME15, KÜNMEK15, KÜLMEK15, TÜNLER14, İSKORT14, TEKEBR14, ROKRAT13

BÜROKRAT (Kelime Kökeni: Fransızca bureaucrate)

[isim]

  • Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici

[sıfat]

[mecaz]

  • Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist

BÜTÜNLER

[sıfat]

[matematik]

  • Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen, mütemmim

Birleşik Kelimeler: bütünler açı

İSKORBÜT (Kelime Kökeni: Fransızca scorbut)

[isim]

[tıp]

  • C vitamini eksikliğinden ileri gelen ve dermansızlık, zayıflık, diş etlerinin iltihabı vb. belirtilerle kendini gösteren hastalık

    Fakir mahkûmları iskorbüte karşı korumak için getirilmiş bir sandık portakal önünde durdu. - Kerim Korcan

TEKEBBÜR (Kelime Kökeni: Arapça tekebbur)

[isim]

[eskimiş]

  • Kibirlenme, büyüklenme, çalım, kurum

BÜTÜNSEL

[sıfat]

  • Bütün niteliğinde olan, bütünle ilgili, total

BÜSTİYER (Kelime Kökeni: Fransızca bustier)

[isim]

  • Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük

BÜRÜNMEK

[-e]

  • Bürüme işine konu olmak

    Annem, babaannem, halalarım çarşaflarına bürünmüşlerdi. - Orhan Kemal

[mecaz]

  • Herhangi bir görünüşe, kimliğe girmek

BÜKTÜRME

[isim]

  • Büktürmek işi

BÜKÜNMEK

[nesnesiz]

  • Kıvrılmak, bükülmek
  • Ağrıdan, sancıdan kıvranmak

BÜKÜLMEK

[nesnesiz]

  • Bükme işine konu olmak, katlanmak

    Yerde kenarı bükülmüş bir seccade vardı. - Falih Rıfkı Atay

  • İplik eğrilmek
  • Eğilmek
  • Yönelmek

BÜTÜNLÜK

[isim]

  • Bütün olma durumu, tamamiyet

    Ulusal birlik adına dış politikadaki bütünlük tam olmalıydı. - Çetin Altan

Birleşik Kelimeler: dini bütünlük

BÜYÜTKEN

[sıfat]

  • Büyümeye yol açan

Birleşik Kelimeler: büyütken doku

BÜKÜKLÜK

[isim]

  • Bükük olma durumu

Birleşik Kelimeler: beli büküklük, boynu büküklük

BÜYÜLEME

[isim]

  • Büyülemek işi, efsunlama, afsunlama

BÜYÜTMEK

[-i]

  • Büyük duruma getirmek, genişletmek

    Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil. - Nazım Hikmet

  • Yetiştirmek, bakmak

    Beni doğuran, emziren, büyüten anacığımı bunlara değiştim. - Elif Şafak

[mecaz]

  • Abartmak, mübalağa etmek

    Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti. - Refik Halit Karay