İçinde Ağl Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde AĞL olan 8 harfli 42 kelime bulunuyor. İçinde AĞL olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Ağl ile başlayan 8 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ÇAĞLAYIŞ24, BAĞLAYIŞ23, DAĞLAYIŞ23, AĞLAYICI22, BAĞLAŞIM22, YAĞLIKÇI22, BAĞLAÇLI21, BAĞLANIŞ21, BAĞLAŞIK21, BAĞLAŞMA21, ÇAĞLAYIK21, DAĞLANIŞ21, DAĞLATIŞ21, NAMAĞLUP21, SAĞLAMCI21, AĞLATICI20, ÇAĞLAYAN20, SAĞLAMCA20, SAĞLANIŞ20, AĞLAŞMAK19, BAĞLANIM19, BAĞLILIK19, ÇAĞLAMAK19, YAĞLILIK19, ZAĞLAMAK19, BAĞLAMAK18, BAĞLANMA18, BAĞLANTI18, BAĞLATMA18, DAĞLANMA18, DAĞLATMA18, DAĞLAMAK18, SAĞLIKLI18, YAĞLATMA18, YAĞLANMA18, YAĞLAMAK18, AĞLAMALI17, BAĞLANAK17, SAĞLAMAK17, SAĞLANMA17, AĞLATMAK16, AĞLANMAK16

AĞLATMAK

[-i]

  • Ağlamasına yol açmak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ağlatan gülmez

AĞLANMAK

[nesnesiz]

  • Ağlama işi yapılmak

    Atatürk'ün arkasından çok ağlandı.

AĞLAMALI

[sıfat]

  • Ağlamaklı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ağlamalı olmak

BAĞLANAK

[isim]

  • Bağlantı

    Bu kopuk kopuk, küçük yaşantıların ekseni, tek bağlanağı da kendisi. - Haldun Taner

SAĞLAMAK

[-i]

  • Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek

    Süngerciler altı aylık kumanyalarını sağlamak için boğazlarına dek borçlandılar. - Halikarnas Balıkçısı

  • Elde etmek, sahip olmak

    O, sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti. - Yaşar Nabi Nayır

[matematik]

  • Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak

[nesnesiz]

  • Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek

SAĞLANMA

[isim]

  • Sağlanmak işi

    Bir aralık cenk durduruldu ve bir anlaşma yolu sağlanmaya çalışıldı. - Necip Fazıl Kısakürek

BAĞLAMAK

[-e]

[-i]

  • Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak

    Gemiyi iskeleye bağlamak.

  • Düğümlemek

    İpi ipe bağlamak.

[-i]

  • Yaraya ilaç koyup bezle sarmak

    Yarayı bağlamak.

[-i]

  • Denk yapmak, paket yapmak

    Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak.

  • Anlaşma yapmak

    İşleri bugün sözleşmeye bağladı.

[-i]

  • Uyulması zorunlu olmak

    Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. - Anayasa

[-e]

[-i]

  • Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek
  • Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak

    Bu iş beni bağladı.

[-i]

  • Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak

[-i]

  • Geçişi engellemek

    Bütün yolları bağlamışlar.

[-i]

  • Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek

[-i]

  • Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek

[mecaz]

  • Gönlünü kazanmak

    Bu davranışınız beni size bağladı.

[mecaz]

  • Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak

[mecaz]

  • Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak

    Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba? - Reşat Nuri Güntekin

Birleşik Kelimeler: biçerbağlar

BAĞLANMA

[isim]

  • Bağlanmak işi veya durumu

    Tasavvuf ıstılahında ise arzu edilen makbul ve sevimli bir işin elde edilmesine kalbin bağlanmasıdır. - Necip Fazıl Kısakürek

BAĞLANTI

[isim]

  • İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak

    Kar yüzünden çevre ile bağlantı kesildi.

  • İki şey arasında ilişki sağlayan bağ

    Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir. - Falih Rıfkı Atay

  • Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bağlantı kurmak
  • bağlantı yapmak

Birleşik Kelimeler: bağlantı borusu, bağlantı doku, bağlantı gücü, bağlantı ünlüsü, bağlantı ünsüzü, ara bağlantı, telsiz bağlantısı

BAĞLATMA

[isim]

  • Bağlatmak işi

DAĞLANMA

[isim]

  • Dağlanmak işi

DAĞLATMA

[isim]

  • Dağlatmak işi

DAĞLAMAK

[-i]

  • Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
  • Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak

    Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım. - Osman Cemal Kaygılı

[mecaz]

  • Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak

    Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı.

[mecaz]

  • Acısı yüreğine işlemek

SAĞLIKLI

[sıfat]

  • Sağlık durumu iyi olan, sağlam, esen, sıhhatli

    Birbirlerine sağlıklı, esenlikli bir kış dilediler. - Tarık Buğra

  • Sağlık kurallarına uygun olan, hijyen, hijyenik
  • Sağlığı koruyan

[mecaz]

  • Sağlam, doğru, güvenilir, gerçek

    Kendine saygısı olan sağlıklı bir adam, başkalarına da en büyük saygıyı duyar. - Yaşar Kemal

Birleşik Kelimeler: sağlıklı yaşam

YAĞLATMA

[isim]

  • Yağlatmak işi