İçinde Aru Bulunan Kelimeler

İçinde ARU olan 27 kelime bulunuyor. İçerisinde ARU geçen kelimeler ve kelime anlamları.

12 Harfli Kelimeler

FAKRUZARURET23

10 Harfli Kelimeler

BARUTÇULUK18

9 Harfli Kelimeler

MARUFİYET19, BARUTHANE16, SARUHANLI16, MARULUMSU15

8 Harfli Kelimeler

ENFRARUJ24, ŞEBİARUS15, MARULCUK14, BARUTLUK12

7 Harfli Kelimeler

BARUTÇU14, MARULCU13, MARUZAT12, TEMARUZ12, ZARURET11, TARUMAR9

6 Harfli Kelimeler

BARU11, TEARUZ10, ZARU10, MARU8

5 Harfli Kelimeler

MARUF13, MARUZ10, BARUT8, MARUL7, KARUN6

4 Harfli Kelimeler

ARUZ8, DARU7

KARUN (Kelime Kökeni: Arapça ḳārūn)

[isim]

  • Çok zengin kimse

[isim]

  • Kur'an'da kendisinden çok zengin olarak söz edilen ve bütün mal varlığı bir anda yok olan kişi

MARUL (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Birleşikgillerden, geniş ve uzun olan yeşil yaprakları taze olarak yenilen bir bitki (Lactuca sativa)

    Anası mutfakta bir tabağa marul doğruyor. - Yusuf Atılgan

Birleşik Kelimeler: acı marul, kıvırcık marul, yabani marul, deniz marulu, eşek marulu, yağ marulu

DARU (Kelime Kökeni: Farsça dārū)

[isim]

[eskimiş]

  • İlaç

MARUNİ (Kelime Kökeni: Arapça mārūnī)

[isim]

  • Lübnan ve Suriye'de oturan Katolik Süryani topluluğu
  • Bu topluluktan olan kimse

BARUT (Kelime Kökeni: Farsça bārūd)

[isim]

  • Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde

    Dev boylu fetih askerleri, kollarının sert derilerine iğnelerle yazdırır, barutla ovdurur, dövme yaparlardı. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • barut gibi
  • barut kesilmek (veya olmak)
  • barut kokusu gelmek
  • barutla oynamak

Birleşik Kelimeler: barut esmeri, barut fıçısı, barut hakkı, baruthane, barut kabağı, barut rengi

ARUZ (Kelime Kökeni: Arapça ʿarūż)

[isim]

[edebiyat]

  • Aruz vezni

Birleşik Kelimeler: aruz ölçüsü, aruz vezni

TARUMAR (Kelime Kökeni: Farsça tārmār)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Dağınık, karışık, perişan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tarumar etmek
  • tarumar olmak

TEARUZ (Kelime Kökeni: Arapça teʿāruż)

[isim]

[eskimiş]

  • Çatışma, birbirine ters düşme

ZARURİ (Kelime Kökeni: Arapça żarūrī)

[sıfat]

  • Zorunlu

    Bu iskemlelerin böyle karşılıklı dizilmesi zaruridir. - Halit Fahri Ozansoy

  • Gerekli

    İlme karşı saygı belası olarak dinlemek zaruridir. - Yahya Kemal Beyatlı

MARUZ (Kelime Kökeni: Arapça maʿrūż)

[sıfat]

  • Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan

    Herkes, her an müthiş bir tehlikeye maruzdur. - Peyami Safa

[eskimiş]

  • Arz edilen, sunulan, verilen

Ata Sözleri ve Deyimler

  • maruz bırakmak
  • maruz bulunmak (veya olmak)
  • maruz kalmak

ZARURET (Kelime Kökeni: Arapça żarūret)

[isim]

  • Zorunluluk

    Kültür hâkim olduktan sonra sanat ve hayat, mazi ve yeni zaruretler ne güzel uyuşuyor. - Falih Rıfkı Atay

  • Gereklilik
  • Sıkıntı, yoksulluk, fakirlik

    Kıyafetinden dışarlıklı ve zarurette olduğu anlaşılan bir kadın kahvelerden birine girdi. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: fakruzaruret

BARUDİ (Kelime Kökeni: Farsça bārūd + Arapça -i)

[isim]

[eskimiş]

  • Koyu gri renk

    Esmerliği peçesinin altından dahi hissedilmekte idi, bilmem ki barudi mi demeliyim. - Attila İlhan

[sıfat]

  • Bu renkte olan

BARUTLUK

[isim]

  • Barut kabağı

MARUZAT (Kelime Kökeni: Arapça maʿrūżāt)

[isim]

  • Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi, sunuş

    Size maruzatım var.

TEMARUZ (Kelime Kökeni: Arapça temāruż)

[isim]

[eskimiş]

  • Sayrımsama

Ata Sözleri ve Deyimler

  • temaruz etmek