İçinde And Bulunan 6 Harfli Kelimeler

İçerisinde AND olan 6 harfli 23 kelime bulunuyor. İçinde AND olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "And ile başlayan 6 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

BANDAJ19, AJANDA17, PANDÜL14, VANDAL14, CAND14, YAND13, ÇANDIR12, GRANDİ12, HANDAN12, KAND11, ŞANDEL11, YANDIK11, CANDAN11, BRANDA10, DANDİK10, SANDIK10, LUANDA9, MANDAR9, MANDAL9, SANDAL9, TANDIR9, TANDEM9, KANDİL8

KANDİL (Kelime Kökeni: Arapça ḳindīl)

[isim]

  • İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı

    Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti. - Ömer Seyfettin

  • Kandil gecesi

[argo]

  • Çok sarhoş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kandilin yağı tükenmek

Birleşik Kelimeler: kandil çiçeği, kandil çöreği, kandil gecesi, kandil günü, kandil simidi, kandil yağı, gök kandil, kör kandil, top kandil, Berat Kandili, idare kandili, meryemanakandili, Mevlit Kandili, Miraç Kandili, Regaip Kandili

MANDAR (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[denizcilik]

  • Gemilerde küçük makara

MANDAL (Kelime Kökeni: Arapça mandāl)

[isim]

  • Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça
  • İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç
  • Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme

Birleşik Kelimeler: çamaşır mandalı, kapı mandalı

[isim]

[halk ağzında]

  • Evlek

SANDAL (Kelime Kökeni: Arapça ṣandal)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album)

Birleşik Kelimeler: sandal ağacı

[isim]

  • İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi

    Annesiyle bir sandala binip karşıya geçtiler. - Necip Fazıl Kısakürek

Birleşik Kelimeler: cankurtaran sandalı, tahlisiye sandalı

[isim]

  • Sandalet

TANDIR (Kelime Kökeni: Arapça tennūr)

[isim]

  • Yere çukur kazılarak yapılan bir fırın türü
  • Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen

Birleşik Kelimeler: tandır alevi, tandır böreği, tandır çorbası, tandır çöreği, tandır ekmeği, tandır kebabı, tandırname

TANDEM (Kelime Kökeni: Fransızca tandem)

[isim]

  • İki kişilik bisiklet
  • İki kişilik yamaç paraşütüyle yapılan uçuş

[spor]

  • Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan oyuncunun arkasındaki tek kişi

[spor]

  • Kürek sporunda ikişer kürek kullanılarak yapılan tekne yarışı kategorisi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tandem oynamak

Birleşik Kelimeler: tandem filtre, tandem paraşütü

BRANDA (Kelime Kökeni: İtalyanca branda)

[isim]

[denizcilik]

  • Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi
  • Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak

Birleşik Kelimeler: branda bezi

DANDİK

[sıfat]

[argo]

  • Düşük nitelikli
  • Düzmece

SANDIK (Kelime Kökeni: Arapça ṣandūḳ)

[isim]

  • İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası

    Dolabını, sandığını, kitaplarını, defterlerini didik didik aradık, bulamadık. - Yusuf Atılgan

  • Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap
  • Bir kurumda para alınıp verilen yer

    Mal sandığı. Sandık emini.

  • Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş

    Emekli Sandığı.

  • Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti
  • Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim
  • Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu

[eskimiş]

  • Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sandığa gitmek
  • sandığa gömmek
  • sandık başına gitmek
  • sandık düzmek
  • sandıktaki sırtında, ambardaki karnında
  • sandıktan çıkmak

Birleşik Kelimeler: sandık balığı, sandık başkanı, sandık çevresi, sandık emini, sandık eşyası, sandık gözlemcisi, sandık kurulu, sandık lekesi, sandık müşahidi, sandık odası, sandık sepet, sepet sandık, boyacı sandığı, mal sandığı, oy sandığı, seçim sandığı, yardım sandığı

KANDAŞ

[isim]

  • Aynı kanı taşıyan, aynı soydan olanlardan her biri

    Asırlarca birbirlerinden ayrı yaşayan kandaşlar... - Falih Rıfkı Atay

ŞANDEL (Kelime Kökeni: Fransızca chandelle)

[isim]

[spor]

  • Futbolda topu karşı takımın kalecisinin üzerinden aşırtma

YANDIK

[isim]

[bitki bilimi]

  • Baklagillerden, sıcak ve kurak bölgelerde yetişen, sarımtırak küçük tohumlarından kudret helvasına benzer bir madde elde edilen bitki (Alhagi maurorum)

Birleşik Kelimeler: karayandık

CANDAN

[sıfat]

  • İçten, yürekten, gönülden, samimi

    Candan arkadaşını bir başına bırakıp kaçıyor musun? - Nazım Hikmet

[zarf]

  • İçtenlikle, istekle, ilgiyle

    Onlar da ilk defa candan alkışlamanın o güzel tadını tadıyorlardı. - Tarık Buğra

Birleşik Kelimeler: candan yürekten

ÇANDIR

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Karışık, melez
  • Aşılanmamış, yaban

[isim]

  • Yozgat iline bağlı ilçelerden biri

GRANDİ (Kelime Kökeni: İtalyanca grande)

[isim]

[denizcilik]

  • Geminin baştan ikinci direği