İçinde Aht Bulunan Kelimeler

İçinde AHT olan 55 kelime bulunuyor. İçerisinde AHT geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Aht ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

13 Harfli Kelimeler

SAHTİYANCILIK25, ŞAHTEREGİLLER24, TAHTAKURULARI20

12 Harfli Kelimeler

TEZGAHTARLIK24, TAHTEREVALLİ22, ANAHTARCILIK21

11 Harfli Kelimeler

TAHTELBAHİR21, BAHTİYARLIK20, TAHTALAŞMAK19, TAHTAKURUSU19, SAHTEKARLIK17

10 Harfli Kelimeler

TAHTALIKÖY23, BAHTSIZLIK22, TAHTEŞŞUUR22, BEDBAHTLIK21, SAHTİYANCI21, TAHTIREVAN21, VELİAHTLIK21, TAHTACILIK19, SAHTECİLİK18, TAHTALAŞMA18, ANAHTARLIK15

9 Harfli Kelimeler

TEZGAHTAR20, ANAHTARCI17, BAHTLILIK17

8 Harfli Kelimeler

PEŞTAHTA19, PAYİTAHT18, TAHTABOŞ18, BAHTİYAR16, SABAHTAN15, SAHTİYAN15, SİLAHTAR13, SAHTEKAR13, SAHTELİK13, ALLAHTAN12

7 Harfli Kelimeler

BAHTSIZ18, BEDBAHT17, VELİAHT17, AHTAPOT16, SAHTECİ15, TAHTACI15, ŞAHTERE14, TAHTALI12, ANAHTAR11

6 Harfli Kelimeler

BİBAHT14, ŞAHTUR14, BAHTLI13, ZAHTER13

5 Harfli Kelimeler

FAHTE15, SAHTE10, KAHTA9, TAHTA9

4 Harfli Kelimeler

BAHT10, RAHT8, TAHT8

RAHT (Kelime Kökeni: Farsça raḫt)

[isim]

[eskimiş]

  • At takımı

    Bu ziyafetlere gidilirken her günkü kavukla ferace ve samur kürk giyilir, atlara kemer rahtlar vurulurdu. - Asaf Halet Çelebi

  • Yolda lazım olacak şeyler
  • Döşeme vb. takımları
  • Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı

TAHT (Kelime Kökeni: Farsça taḫt)

[isim]

  • Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk

    Mozaikten tapınaklar yapar, tunçtan kaleler, fil dişinden tahtlar kurarmışsın. - Refik Halit Karay

[mecaz]

  • Hükümdarlık makamı, hükümdarlık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tahta çıkmak
  • tahttan indirmek

Birleşik Kelimeler: tahterevalli, tahtırevan, payitaht

KÂHTA

[isim]

  • Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri

TAHTA (Kelime Kökeni: Farsça taḫte)

[isim]

  • Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası

    Tahtaları oynattığında üzerine topraklar dökülmeye başladı. - İhsan Oktay Anar

[sıfat]

  • Bu ağaçtan yapılmış

    Bir aralık elinde tahta çantalı birisi, kahvenin önündeki halka karşı bir söylev çekmeye başladı. - Fikret Otyam

  • Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç

    Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu. - Reşat Nuri Güntekin

  • Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer
  • Kara tahta

[halk ağzında]

  • Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh

    Köylüler bu tarhlara tahta tabir eder, ekilecek her dönüm için bir tahta yapmakla övünürlerdi. - Emine Işınsu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tahtaya kaldırmak
  • tahtaya kalkmak

Birleşik Kelimeler: tahta biti, tahtaboş, tahta göğüs, tahta kaşık, tahta kurdu, tahtakurusu, tahta pamuk, tahta perde, tahtası eksik, kara tahta, öz tahta, peştahta, suni tahta, taş tahta, bir tahtada, ahenk tahtası, atlama tahtası, aynalık tahtası, borsa tahtası, can tahtası, dama tahtası, deneme tahtası, duyuru tahtası, ekmek tahtası, göğüs tahtası, hamur tahtası, ilan tahtası, iman tahtası, kapak tahtası, satranç tahtası, sıçrama tahtası, silme tahtası, sofra tahtası, teneşir tahtası, ütü tahtası, yazboz tahtası, yazı tahtası

SAHTE (Kelime Kökeni: Farsça sāḫte)

[sıfat]

  • Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece

    Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı. - Yahya Kemal Beyatlı

  • Uydurma
  • Gerçek olmayan, yalancı

    Edebiyat dünyamız tereciye tere satmaya kalkışan sahte şöhretlere, üçkâğıtçılara kısa bir zaman için katlanıyor. - Behçet Necatigil

[mecaz]

  • Yapmacık

    Öteki çocuklar mum kesilmişler, sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı. - Çetin Altan

BAHT (Kelime Kökeni: Farsça baḫt)

[isim]

  • Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih
  • Şans

    Ben Atatürk'ü birkaç defa görmek bahtına erenlerdenim. - Haldun Taner

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bahtı açılmak
  • bahtı bağlı olmak
  • bahtı kapanmak
  • bahtına küsmek
  • baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta

Birleşik Kelimeler: bahtı açık, bahtı kara, bedbaht, kara baht

ANAHTAR (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil

    Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı. - Falih Rıfkı Atay

  • Kurgu
  • Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol
  • Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç
  • Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak

    Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi.

[mecaz]

  • Vesile, araç, vasıta

    Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır. - Peyami Safa

[sıfat]

[mecaz]

  • Herhangi bir olayda belirleyici olan

    Anahtar parti.

[fizik]

  • İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör

[müzik]

  • Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret

    Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • anahtarı beline takmak
  • anahtar uydurmak
  • anahtar vermek

Birleşik Kelimeler: anahtar ağızlığı, anahtar bitkiler, anahtar kelime, anahtar sözcük, anahtar taşı, erkek anahtar, kovan anahtar, lokma anahtar, alyan anahtarı, basınç anahtarı, bijon anahtarı, cevap anahtarı, do anahtarı, elektrik anahtarı, fa anahtarı, hırsız anahtarı, İngiliz anahtarı, kontak anahtarı, papağan anahtarı, sol anahtarı, şifre anahtarı, tavşan anahtarı

TAHTALI

[sıfat]

  • Tahtası olan
  • Tahtalı güvercin

Birleşik Kelimeler: tahtalı güvercin, tahtalıköy

SİLAHTAR (Kelime Kökeni: Arapça silāḥ + Farsça -dār)

[isim]

[tarih]

  • Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir vb. devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse

Birleşik Kelimeler: silahtar ağa

SAHTEKÂR (Kelime Kökeni: Farsça sāḫtekār)

[sıfat]

  • Sahte işler yapan, düzmeci, sahteci

    Behiç yalancı, sahtekâr, hodbin ve nankördü fakat sevimliydi. - Peyami Safa

SAHTELİK

[isim]

  • Sahte olma durumu

    Bu gibilerin sahteliğini, sırıtan bir taraflarından görmek mümkündür. - Yahya Kemal Beyatlı

BAHTLI

[sıfat]

  • Bahtı iyi olan, mutlu, talihli, kara bahtlı karşıtı

    Böyle bir evlada sahip olduğun için çok bahtlı bir kadınsın. - Peyami Safa

Birleşik Kelimeler: kara bahtlı

ZAHTER (Kelime Kökeni: Arapça saʿter)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Bir çeşit kekik (Thymus longicaulis)

ŞAHTERE (Kelime Kökeni: Farsça şāh + terre)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Şahteregillerden, tarla ve yol kenarlarında yetişen, 20-40 santimetre yüksekliğinde çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık ve otsu bir bitki (Fumaria officinalis)

BİBAHT (Kelime Kökeni: Farsça bībaḫt)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Bahtsız

    Bibaht kızımız henüz cahil, mahcup, gözü açılmamış. - Sermet Muhtar Alus