HIRTAPOZ Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler

HIRTAPOZ harflerini içeren 4 harfli 26 kelime bulunuyor. 4 harfli HIRTAPOZ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Hırtapoz ile başlayan 4 harfli kelimeler. İçinde Hırtapoz olan 4 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

HOPA13, HARP12, PAZI12, ZIRH12, ZAPT11, AHIR9, HIRT9, HORA9, POTA9, TIPA9, TAPI9, ARIZ8, AZOT8, HART8, ROZA8, RAHT8, RAZI8, RIZA8, TRAP8, TARH8, TAZI8, TARZ7, ARTI5, AORT5, ORTA5, ROTA5

ARTI

[isim]

[matematik]

  • Toplama işleminde + işaretinin adı, zait

[sıfat]

[matematik]

  • Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif

[mecaz]

  • Fazlalık

    Alışkanlıklarımız artılarıyla eksileriyle nelerdir, aktarılmıyor çocuklarımıza. - Nezihe Meriç

Birleşik Kelimeler: artı güç, artı para, artı sayı, artı uç

AORT (Kelime Kökeni: Fransızca aorte)

[isim]

[anatomi]

  • Ana atardamar

ORTA

[isim]

  • Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer

    Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre

    Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası.

  • Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm

    Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler. - Ömer Seyfettin

  • Ne uzun ne kısa, midi
  • Ne büyük ne küçük, midi
  • İyi ile kötü arasındaki durum
  • Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece

    Orta ile geçti.

  • Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri

[sıfat]

  • Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen

[sıfat]

  • Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan

    Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu. - Refik Halit Karay

[sıfat]

  • İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat

[fizik]

  • Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer

[matematik]

  • Orantı

[spor]

  • Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş

    Aut çizgisinden nefis bir orta... - Haldun Taner

[tarih]

  • Yeniçeri Ocağında tabur

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ortadan kaldırmak
  • ortadan kalkmak
  • ortadan kaybolmak
  • ortadan sır olmak
  • ortadan söylemek
  • ortasını bulmak
  • ortaya almak
  • ortaya atılmak
  • ortaya atmak
  • ortaya balgam atmak
  • ortaya çıkarmak
  • ortaya çıkmak
  • ortaya dökmek
  • ortaya düşmek
  • ortaya konuşmak
  • ortaya koymak
  • ortaya sürülmek
  • ortaya yayılmak

Birleşik Kelimeler: orta ağırlık, orta boy, Orta Çağ, orta dalga, orta damar, orta deri, orta dikme, orta direk, Orta Doğu, orta elçi, orta hakem, orta hâlli, orta hece düşmesi, orta hizmeti, orta işi, orta kaldırım, orta karar, orta karın, orta kat, orta kulak, orta kuşak, orta malı, orta masası, orta mektep, orta nokta, ortaokul, orta oyunu, ortaöğrenim, ortaöğretim, orta parmak, orta saha, orta sıklet, Orta Şark, orta şekerli, orta tedrisat, orta terim, orta uç, orta yaşlı, orta yaylak, orta yol, orta yuvar, orta yuvarlak, ortanın sağı, ortanın solu, aritmetik orta, büyük orta, küçük orta, ulu orta, yarı orta sıklet, deprem ortası, gün ortası, meyve ortası

[isim]

  • Çankırı iline bağlı ilçelerden biri

ROTA (Kelime Kökeni: İtalyanca rotta)

[isim]

  • Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol

[mecaz]

  • Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol

    Sarhoş serseri, bir eliyle boyuna rotayı ayarlamaya çalışıyordu. - Çetin Altan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • rota değiştirmek
  • rota kırmak

TARZ (Kelime Kökeni: Arapça ṭarz)

[isim]

  • Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr

    Annesi o tarz yaşayıştan hoşlanır mı? - Ahmet Muhip Dranas

  • Bir kimsenin kendine özgü anlatım biçimi

    Artık bu tarzda hayat hakları aramanın mevsimi geçtiğini sanıyorum. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Güzel sanatlarda üslup, stil, konsept

    Gotik tarzda bir yapı. Nedim tarzında bir gazel.

  • Biçim, yol

    Nitekim bugün dünyada ne kadar iyi ressam varsa o kadar da resim yapma tarzı vardır. - Asaf Halet Çelebi

Birleşik Kelimeler: bakış tarzı, hayat tarzı

ARIZ (Kelime Kökeni: Arapça ʿāriż)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Sonradan ortaya çıkan
  • Bulaşmış, musallat olmuş

    Zengin çocuklarına arız münasebetsizlikler, fakir çocuklarına mahsus fenalıklardan aşağı kalmıyor. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • arız olmak

AZOT (Kelime Kökeni: Fransızca azote)

[isim]

[kimya]

  • Atom numarası 7, atom ağırlığı 14,008 olan, havada beşte dört oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan element, nitrojen (simgesi N)

Birleşik Kelimeler: azotölçer

HART

[zarf]

  • Birden ve sert bir biçimde (ısırmak, yemek)

Birleşik Kelimeler: hart hurt

ROZA (Kelime Kökeni: İtalyanca rosa)

[isim]

  • Bir tür pembe elmas

[sıfat]

  • Bu elmasla yapılan (takı)

    Roza küpe.

RAHT (Kelime Kökeni: Farsça raḫt)

[isim]

[eskimiş]

  • At takımı

    Bu ziyafetlere gidilirken her günkü kavukla ferace ve samur kürk giyilir, atlara kemer rahtlar vurulurdu. - Asaf Halet Çelebi

  • Yolda lazım olacak şeyler
  • Döşeme vb. takımları
  • Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı

RAZI (Kelime Kökeni: Arapça rāżī)

[sıfat]

  • Uygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden

    Doğrusu ben ne güzelliğimin ne de ilmimin kimsenin ağzına düşmesine razı değilim. - Etem İzzet Benice

Ata Sözleri ve Deyimler

  • razı etmek
  • razı olmak (veya gelmek)

RIZA (Kelime Kökeni: Arapça riżā)

[isim]

[eskimiş]

  • Razı olma, isteme, istek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • rıza göstermek
  • rızasını almak
  • rızası olmak

Birleşik Kelimeler: gönül rızası

TRAP (Kelime Kökeni: Fransızca trappe)

[isim]

  • Hendek, tuzak

[tiyatro]

  • Sahnede yerde bulunan kapak

TARH (Kelime Kökeni: Arapça ṭarḥ)

[isim]

[eskimiş]

  • Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer

    Çiçek tarhları üzerinde küçük sinek kümeleri görünüyor, birden kayboluyorlardı. - Ömer Seyfettin

  • Vergi koyma

[matematik]

  • Çıkarma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tarh etmek

TAZI (Kelime Kökeni: Farsça tāzī)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek (Canis familiaris grajus hibernicus)

    Bir anda toparlanıp öyle bir kaçıştılar ki arkalarından tazı koşturulsa yetişemezdi. - Necip Fazıl Kısakürek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tazı gibi
  • tazı o tazı ama çulu değişmiş
  • tazıya dönmek