HEYECANLANIŞ Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

HEYECANLANIŞ harflerini içeren 5 harfli 35 kelime bulunuyor. 5 harfli HEYECANLANIŞ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

CAYIŞ14, HANCI13, HAŞIL13, HAYIN12, ŞAHNE12, ŞEHLA12, CENAH12, ALEYH11, HANAY11, HANYA11, HALAY11, HAYAL11, YANCI11, YANIŞ11, YAŞLI11, ŞAYAN10, HELEN9, HALEN9, ŞANLI9, CANLI9, ACELE8, YILAN8, YANLI8, YALIN8, CANAN8, AYNEN7, ALYAN7, NANAY7, YANAL7, YALAN7, ANALI6, NALIN6, ANELE5, ANANE5, NALAN5

ANELE (Kelime Kökeni: İtalyanca anello)

[isim]

[denizcilik]

  • Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka

ANANE (Kelime Kökeni: Arapça ʿanʿane)

[isim]

[eskimiş]

[toplum bilimi]

  • Gelenek

    Böyle ufak kasabalarda öteden beri aristokratik bir anane vardı. - Ercüment Ekrem Talu

NALAN (Kelime Kökeni: Farsça nālān)

[sıfat]

  • İnleyici, inleyen

ANALI

[sıfat]

  • Anası olan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • analı kuzu, kınalı kuzu

Birleşik Kelimeler: analıkızlı

NALIN (Kelime Kökeni: Arapça naʿleyn)

[isim]

  • Takunya

    Çarşı hamamlarındaki nalınlar da boy boymuş. - Salâh Birsel

Birleşik Kelimeler: natır nalını

AYNEN (Kelime Kökeni: Arapça ʿaynen)

[zarf]

  • Olduğu gibi, hiçbir değişiklik olmadan, aynıyla

    Benimki de ne yapsın, ne gördüyse aynen sürdürüyor. - Elif Şafak

ALYAN (Kelime Kökeni: İngilizce allen)

[isim]

[teknik]

  • Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet

Birleşik Kelimeler: alyan anahtarı

NANAY

[isim]

[argo]

  • Yok

    Gözü çıksın kasabanın, sabahın onunda su nanay, depo nanay. - Muzaffer İzgü

YANAL

[sıfat]

  • Yanda olan, yana düşen

[halk ağzında]

  • Alaca, iki renkli

    O dalın ucunda bir yanal alma / Almasını al da dalını yolma - Halk türküsü

Birleşik Kelimeler: yanal yüzey

YALAN

[isim]

  • Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır

    Yalanı en güzel kullanmış olanlar eski Şarklılardır. - Ahmet Haşim

  • Yalancı kimse

    Yalansın bizim oğlan.

[sıfat]

  • Uydurma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yalana şerbetli olmak
  • yalan atmak (veya kıvırmak)
  • yalan çıkmak
  • yalanı çıkmak
  • yalanını yakalamak (veya tutmak)
  • yalan yere
  • yalan yere yemin etmek

Birleşik Kelimeler: yalan dolan, yalan dünya, yalan haber, yalan makinesi, yalan yanlış, beyaz yalan, katmerli yalan, kuyruklu yalan

ACELE (Kelime Kökeni: Arapça ʿacele)

[sıfat]

  • Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi

    Adam, acele adımlarla tekrar geri dönüyor, süratle merdivenlerden iniyor. - Esat Mahmut Karakurt

[zarf]

  • Vakit geçirmeden, tez olarak

    Acele, bir karar vermek ihtiyacındayım. - Peyami Safa

[isim]

  • Tez davranma gerekliliği

Ata Sözleri ve Deyimler

  • acele etmek
  • acele ile menzil alınmaz
  • acele işe şeytan karışır
  • acelesi olmak
  • aceleye gelmek
  • aceleye getirmek
  • acele yürüyen yolda kalır

Birleşik Kelimeler: acele posta

YILAN

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı, yerdegezen, uzun hayvan

    Ok yılanı. Su yılanı. Çıngıraklı yılan. Gözlüklü yılan.

[sıfat]

[mecaz]

  • Sinsi ve hain

    Gözlerinde ancak annemin bildiği bir yılan ışıltısıyla gülüyor. - Yusuf Ziya Ortaç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yılan gibi
  • yılan gibi sokmak
  • yılanın kuyruğuna basmak

Birleşik Kelimeler: yılan balığı, yılanbaşı, yılan çıyan, yılan çiçeği, yılan derisi, yılandili, yılan gömleği, yılan hikâyesi, yılaniğnesi, yılan kavı, yılankavi, yılankemiği, yılan taşı, yılanyastığı, çıngıraklı yılan, gözlüklü yılan, karayılan, kör yılan, sağır yılan, ağaç yılanı, boa yılanı, deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı

YANLI

[isim]

  • Yandaş

Birleşik Kelimeler: çok yanlı, tek yanlı

YALIN

[isim]

[halk ağzında]

  • Alev

[sıfat]

  • Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı)

[halk ağzında]

  • Çıplak, kınından çıkmış

    Dışarıdan içeriye ellerinde yalın kasaturalarla polisler daldı. - Ercüment Ekrem Talu

Birleşik Kelimeler: yalın ad, yalın ayak, yalın cümle, yalın durum, yalıngöz, yalın hâl, yalın isim, yalın kat, yalın kelime, yalın kılıç, yalın sıfat, yalın tümce, yalın üslup, yalın yapıldak, yalın zaman, yalın zarf

CANAN (Kelime Kökeni: Farsça cānān)

[isim]

  • Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili

    Canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dil! - Fuzuli

[eskimiş]

  • Tasavvufta Tanrı

    Yunus ver canını Hak yoluna / Can vermeyince canan bulunmaz - Yunus Emre