HASSASİYET Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler

HASSASİYET harflerini içeren 4 harfli 24 kelime bulunuyor. 4 harfli HASSASİYET kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

HAYA10, İHYA10, HASA9, SAHA9, SAHİ9, ATEH8, AHİT8, HATA8, TEHİ8, ASYA7, SİYA7, SAYA7, SAYE7, YEİS7, YASA7, ASES6, AYET6, ESAS6, TAYA6, YETİ6, ASİT5, SAAT5, SİTE5, TASA5

ASİT (Kelime Kökeni: Fransızca acide)

[isim]

[kimya]

  • Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız

Birleşik Kelimeler: asit alkol, asit borik, asit fenik, asit katalizör, asitölçer, amino asit, asetik asit, borik asit, bromhidrik asit, formik asit, fosforik asit, hidroklorik asit, karbonik asit, klor hidrik asit, klorik asit, laktik asit, margarik asit, nitrik asit, nükleik asit, oksalik asit, oleik asit, palmitik asit, pikrik asit, salisilik asit, silisik asit, sitrik asit, sülfürik asit, tartarik asit, ürik asit, karınca asidi, kuzukulağı asidi, limon asidi, süt asidi

SAAT (Kelime Kökeni: Arapça sāʿat)

[isim]

  • Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası

    Beş altı mil ötedeki karşı kıyıya bir saatte varabilirdik ancak. - Azra Erhat

  • Vakit, zaman

    Oyuncular meyus olmayarak gene saati geldiği vakit perdelerini açtılar. - Memduh Şevket Esendal

  • Bir işin yapıldığı belli bir zaman

    Yemek saati.

    Kahvaltı saati. Uyku saati. Çalışma saati.

  • Günün hangi anı olduğunu gösteren alet

    Kolundaki krome saate göz attı. - Refik Halit Karay

  • Sayaç

    Elektrik saati. Su saati.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • saat bir (veya iki, üç ...) yönünde
  • saat bu saat
  • saat gibi
  • saat gibi işlemek
  • saati çalmak
  • saati saatine uymamak
  • saat on bir buçuğu çalmak
  • saat tutmak

Birleşik Kelimeler: saat açısı, saat ayarı, saat başı, saat camı, saat cebi, saat çiçeği, saat dairesi, saat dilimi, saat farkı, saat kulesi, saati saatine, alafranga saat, alaturka saat, ampersaat, ana saat, biyolojik saat, çalar saat, elektronik saat, ezani saat, guguklu saat, kilovatsaat, lümensaat, o saat, ölü saat, vatsaat, yerel saat, yeşil saat, zevalî saat, akşam saati, beslenme saati, bilek saati, cep saati, çalışma saati, çay saati, duvar saati, elektrik saati, eşref saati, ezan saati, güneş saati, iş saati, kol saati, konsol saati, kontrol saati, kum saati, masa saati, mesai saati, meydan saati, okuma saati, park saati, su saati, uyku saati, yaz saati, yıldız saati, altın saatler, indirim saatleri

SİTE (Kelime Kökeni: Fransızca cité)

[isim]

  • Genellikle belli meslek adamları için yapılmış veya belli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu, iş merkezi

[eskimiş]

  • Şehir
  • Kentlerde, belirli bir merkezden yönetilen, genellikle güvenliği sağlanmış toplu yerleşim merkezi

[tarih]

  • İlk Çağda kendi yasalarıyla yönetilen bir veya birkaç kentten oluşan devlet

[bilişim]

  • Kişi veya kuruluşların genel ağda oluşturduğu değişik konulardaki bilgilendirici veya eğlendirici sayfalar

Birleşik Kelimeler: kültür sitesi, sanayi sitesi

TASA

[isim]

  • Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam(I)

    Gazeteleriniz sürüm tasasına kapıldılar mı hemen İstanbul'un nabzını tutarlar. - Falih Rıfkı Atay

[ruh bilimi]

  • Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tasa çekmek
  • tasa etmek
  • tasasına düşmek
  • tasası sana mı düştü?

ASES (Kelime Kökeni: Arapça ʿases)

[isim]

[tarih]

  • Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi

[eskimiş]

  • Gece bekçisi

Birleşik Kelimeler: asesbaşı

AYET (Kelime Kökeni: Arapça āyet)

[isim]

[din bilgisi]

  • Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri

    Unutmadığı ayetlerle namaz kılıyor, dua ediyordu. - Ömer Seyfettin

ESAS (Kelime Kökeni: Arapça esās)

[isim]

  • Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel
  • Bir iş veya sözde doğru biçim

    Bu işin esası böyle değil.

[sıfat]

  • Ana, temel olarak alınan, başlıca, asal, esasi

    Esas düşünce. Esas görev.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • esasa bağlamak
  • esasına bakarsan
  • esası olmamak

Birleşik Kelimeler: esas duruş, esas vaziyet

TAYA (Kelime Kökeni: Farsça dāye)

[isim]

[eskimiş]

  • Dadı

YETİ

[isim]

[felsefe]

  • İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, kuvve, meleke

    Aklımız fikrimiz hep insanda, yetilerimizi var gücümüzle çoğaltıp onun rahatlığına çalışıyoruz. - Azra Erhat

[ruh bilimi]

  • Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke

ASYA

[isim]

  • Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri

Birleşik Kelimeler: Asya koyunu

SİYA (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[denizcilik]

  • Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme

Birleşik Kelimeler: siya siya

SAYA

[isim]

  • Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü

[halk ağzında]

  • Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören

[halk ağzında]

  • Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılan üstü samanla örtülü yer

[halk ağzında]

  • Kadın giysisi

[halk ağzında]

  • İş önlüğü

    Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı - Halk türküsü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • saya gezmek

SAYE (Kelime Kökeni: Farsça sāye)

[isim]

[eskimiş]

  • Gölge

[mecaz]

  • Koruma, yardım

YEİS (Kelime Kökeni: Arapça yeʾs)

[isim]

  • Umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü

    Seni bu derece derin bir ızdıraba, karanlık bir yeise düşüren şey nedir? - Hüseyin Cahit Yalçın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yeis duymak
  • yeise bürünmek
  • yeise kapılmak

YASA

[isim]

  • Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural

    Doğa yasaları.

[hukuk]

  • Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun

    Buradaki yasaların yabancıların ev satın almalarına mâni olup olmadığını bilmiyordu henüz. - Nermi Uygur

  • Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum

    Yer çekimi yasası. Mendel yasaları.

  • Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü

    Ahlak yasası.

[felsefe]

  • Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel

    Düşünme yasaları.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yasa çıkarmak (veya yapmak veya koymak)

Birleşik Kelimeler: yasa dışı, yasa koyucu, yasa önerisi, yasa sözcüsü, yasa tasarısı, yasa teklifi, anayasa, ahlak yasası, başatlık yasası, doğa yasası, ergime yasası, üç durum yasası, düşünme yasaları