FOSURDATMAK Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler
FOSURDATMAK harflerini içeren 6 harfli 50 kelime bulunuyor. 6 harfli FOSURDATMAK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
MASRUF15,
ARTMAK
- Büyük heybe
-
Çoğalmak
O zaman bedava binme olasılığı artardı. - Ayla Kutlu
-
Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak
Kumaş arttı. Yemek arttı.
- Değeri yükselmek, fazlalaşmak
KASTAR
- Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi
MATRAK (Kelime Kökeni: Arapça miṭrāḳ)
- Savaşmayı öğretmek için kullanılan, ucu giderek yuvarlaklaşan kalın sopa, değnek
-
Eğlenceli, gülünç, hoş
Cavcav gibi matrak oğlan var mı yahu? - Attila İlhan
Ata Sözleri ve Deyimler
- matrağa almak
- matrak geçmek
AKARSU
- Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su
- Tek sıra elmastan gerdanlık
Ata Sözleri ve Deyimler
- akarsu çukurunu kendi kazır
- akarsu gibi
- akarsu pislik tutmaz
- akarsuya inanma, eloğluna dayanma
Birleşik Kelimeler: akarsu santrali
KURAMA
- Türkistan'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse
KARASU
- Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom
- Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
KADRAT (Kelime Kökeni: Fransızca cadrat)
- Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası
- Dizgi işinde kullanılan bir aralık ölçüsü birimi
KASTOR (Kelime Kökeni: Fransızca castor)
- Kunduz
- Kunduz kürkü
- Bu kürkten yapılmış
MUKAAR (Kelime Kökeni: Arapça muḳaʿʿar)
- İçbükey
MAKSAT (Kelime Kökeni: Arapça maḳṣad)
-
İstenilen şey, amaç, gaye, erek
Bugün oraya gitmeden evvel, Maarif idaresine uğradım. Maksadım evrakı geriye almaktı. - Reşat Nuri Güntekin
Ata Sözleri ve Deyimler
- maksat gütmek
- maksat hasıl olmak
- maksat muhabbet olsun
MASTAR (Kelime Kökeni: Arapça maṣdar)
- Fiilin -mak / -mek veya -ma / -me ekleri alan ve ad gibi kullanılan biçimi, eylemlik: al-mak, üşü-mek, bul-ma, gör-me, vb
- Sıvacı ve duvarcıların cetvel gibi kullandıkları uzun, ensiz ve düz tahta
OTARMA
- Otarmak işi
OTAMAK
- Bitkinin yaprak veya köklerini vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek
OTURAK
- Oturulacak yer veya şey
-
Alçak iskemle
Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı. - Ayla Kutlu
- Bir şeyin yere gelen tarafı, taban
- Ördek
- İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti
- Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm
- Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm
- Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta
Birleşik Kelimeler: oturak âlemi, oturak kündesi
OKTRUA (Kelime Kökeni: Fransızca octroi)
- Şehre giren şeylerden alınan vergi