EVDEŞLİK Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler
EVDEŞLİK harflerini içeren 4 harfli 25 kelime bulunuyor. 4 harfli EVDEŞLİK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
İŞVE13,
EKLİ
- Eklenmiş olan
- Eki olan
Birleşik Kelimeler: ekli püklü
ELEK
-
Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç
Evden bir elek getirilecek, eleğin kenarına bir sopa konup kaldırılacak. - Sait Faik Abasıyanık
Ata Sözleri ve Deyimler
- elekten geçirmek
Birleşik Kelimeler: norton eleği
ELİK
-
Dağ keçisi
Hızır nazardan koruya, eli ayağı düzgün, elik yavrusundan azgın kara saçlı, gül nakışlı bir kızım dünyaya gelmiştir. - Kemal Bilbaşar
İLKE
-
Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip
İlkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve ödün vermez bir insandı. - Haldun Taner
-
Temel bilgi
Kimyanın ilkeleri.
-
Öge, unsur
Atomlar cisimlerin ilkeleridir.
-
Davranış kuralı
Bence ahlakın bir ilkesi, bir kökü vardır. Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma. - Nurullah Ataç
- Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip
Birleşik Kelimeler: çelişiklik ilkesi, çelişmezlik ilkesi, eylemsizlik ilkesi, heple hiç ilkesi, nedensellik ilkesi, süreklilik ilkesi
KİLE (Kelime Kökeni: Arapça keyle)
-
Genellikle tahıl ölçmede kullanılan belirli hacimdeki kap, ölçek
Mercimek kile kile / Ölçerler sile sile - Halk türküsü
KELE
- Boğa, tosun
Ata Sözleri ve Deyimler
- keleye çekmek
LEKE (Kelime Kökeni: Farsça leke, lekke)
-
Kirliliği gösteren iz
Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi. - Abdülhak Şinasi Hisar
-
Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk
Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı. - Ömer Seyfettin
- Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk
-
Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe
Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu. - Halide Edip Adıvar
- Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm
Ata Sözleri ve Deyimler
- leke etmek
- leke getirmek
- leke olmak
- leke sürmek
Birleşik Kelimeler: Güneş lekeleri, güneş lekesi, sandık lekesi
DELK (Kelime Kökeni: Arapça delk)
- Ovma, ovuşturma
- Sürtünme
DELİ
-
Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun
Gören bizi sanır deli / Usludan yeğdir delimiz - Anonim şiir
-
Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.)
Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu. - Tarık Buğra
-
Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın
Ben delinin biriyim, ateşe girerim. - Falih Rıfkı Atay
Ata Sözleri ve Deyimler
- ... delisi (olmak)
- deli arlanmaz, soyu arlanır
- deli bayrağı açmak
- deli çıkmak
- deli dana (veya danalar) gibi dönmek
- deli deli akanı, bura bura tıkarlar
- deli deliden hoşlanır, imam ölüden
- deli deliyi görünce çomağını (veya değneğini) saklar (veya gizler)
- deliden al uslu haberi
- deli etmek
- deli gibi
- deli ile çıkma yola, başına getirir bela
- deli kızın çeyizi gibi
- delinin eline değnek vermek
- deli olmak
- deli olmak işten değil
- deli pösteki sayar gibi
- deli Raziye gibi
- deli saraylı gibi
- deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış
- deliye dönmek
- deliye her gün bayram
- deliye taş atma, başını yarar
Birleşik Kelimeler: deli alacası, deli bal, deli balta, delibaş, deliboynuz, deli bozuk, deli dana hastalığı, deli divane, deli dolu, deli fişek, deli gömleği, deli güllabicisi, deli ırmak, deli orman, deli otu, deli saçması, fermanlı deli, ayran delisi, mahallenin delisi
EDİK
- Yumuşak ve renkli sahtiyandan yapılmış yarım konçlu lapçın
- Kısa çizme
ELDE
- Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı
KEDİ
-
Kedigillerden, memeli, köpek dişleri iyi gelişmiş, çevik ve kuvvetli, evcil, küçük hayvan, pisik (Felis domesticus)
Evcil kedi. Ankara kedisi. Van kedisi.
Ata Sözleri ve Deyimler
- kedi ciğere bakar gibi bakmak (veya süzmek veya seyretmek)
- kedi gibi
- kedi gibi dört ayak üzerine düşmek
- kedi ile harara (veya çuvala) girmek
- kedi ile köpek gibi
- kedi ne, budu ne?
- kedinin boynuna ciğer asılmaz
- kedinin gideceği samanlığa kadar
- kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler
- kedinin kanadı olsaydı serçenin adı kalmazdı
- kedinin usluluğu sıçan görünceye kadar
- kedi olalı bir fare tuttu
- kedi yavrusunu yerken sıçana benzetir
- kediye peynir (veya ciğer) ısmarlamak
- kedi yetişemediği (veya uzanamadığı) ciğere pis (veya murdar) dermiş
- kediyi sıkıştırırsan üstüne atılır
Birleşik Kelimeler: kediayağı, kedi balı, kedi balığı, kedibastı, kedidili, kedigözü, kedi nanesi, kedi otu, kediyaladı, Ankara kedisi, bozkır kedisi, denizkedisi, külkedisi, Siyam kedisi, Van kedisi, yaban kedisi
EŞEK
-
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
Arkadaşını böyle dar vakit eşeğin üstünde görünce koştu. - Fakir Baykurt
- Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa
Ata Sözleri ve Deyimler
- eşeğe altın semer vursalar yine eşektir
- eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış
- eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek
- eşeği dama çıkaran yine kendi indirir
- eşeği düğüne çağırmışlar, "ya su lazımdır ya odun" demiş
- eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek (veya koymak)
- eşeğini sağlam kazığa bağlamak
- eşeğin kuyruğu gibi
- eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa
- eşeğin ölümü köpeğe ziyafettir (veya düğündür)
- eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin
- eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması
- eşek at olmaz, ciğer et olmaz
- eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez
- eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz
- eşek derisi gibi
- eşek eşeği ödünç kaşır
- eşek gibi
- eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)
- eşek kadar
- eşek kocamakla tavla başı olmaz
- eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz
- eşek kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır
- eşek sudan gelinceye kadar dövmek
- eşekten düşmüşe (veya düşmüş karpuza) dönmek
Birleşik Kelimeler: eşek arısı, eşekbaşı, eşek cenneti, eşek davası, eşek dikeni, eşek hıyarı, eşek inadı, eşek kafalı, eşekkulağı, eşek marulu, eşek maydanozu, eşekoğlueşek, eşek otu, eşek sıpası, eşeksırtı, eşek şakası, şeddeli eşek, uzuneşek, marsıvan eşeği, ocakeşeği, yaban eşeği, yereşeği
EŞİK
-
Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak
Sofaya açılan kapının eşiğine gelmişti. - Tarık Buğra
-
Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer
Adımlarını eşikten atarken saraydan ne vakit ve ne duygularla çıkacaklarını kendileri de bilmiyorlardı. - Ruşen Eşref Ünaydın
-
Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını
Dünya yeni bir ekonomik bunalımın eşiğinde.
- Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar
- Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü
- Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta
Ata Sözleri ve Deyimler
- eşiğine yüz sürmek
- eşiğini aşındırmak
- eşik (veya eşiğini) atlamak
Birleşik Kelimeler: duyum eşiği
EŞLİ
- Eşi olan
- Eşi ile birlikte
Birleşik Kelimeler: çok eşli, tek eşli