Eme ile Başlayan Kelimeler
EME ile başlayan 14 kelime bulunuyor. Başında EME olan kelimeler ve kelime anlamları.
Ayrıca, "Eme ile biten kelimeler. İçinde eme olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
10 Harfli Kelimeler
EMEKTARLIK12
9 Harfli Kelimeler
EMEKÇİLİK13, EMEKLEMEK11, EMEKLİLİK10
8 Harfli Kelimeler
EMEKLEME10
7 Harfli Kelimeler
EMEKSİZ12, EMEKTAR8
6 Harfli Kelimeler
EMEKÇİ10, EMEKLİ7
4 Harfli Kelimeler
EMEÇ8, EMET5, EMEN5, EMEL5, EMEK5
EMET
- Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
EMEN
- Bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur
EMEL (Kelime Kökeni: Arapça emel)
-
Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek
Bu emele vasıl olmak için bütün gayretimi sarf edeceğim, elimden geleni yapacağım. - Etem İzzet Benice
Ata Sözleri ve Deyimler
- emel beslemek
- emeline alet etmek
EMEK
-
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, mesai, zahmet
Ücret emeğin karşılığıdır. - Anayasa
-
Uzun ve yorucu, özenli çalışma
Bir darbe benim bütün o uzun emeklerimi sıfıra indirir. - Hüseyin Cahit Yalçın
- İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci
Ata Sözleri ve Deyimler
- emeği geçmek
- emek çekmek
- emek harcamak
- emek olmadan yemek olmaz
- emek vermek
Birleşik Kelimeler: artık emek, el emeği, göz emeği, sağdıç emeği
EMEKLİ
- Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli
-
Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse, tekaüt
Buraya gelenler hep asker emeklileridir. - Haldun Taner
Ata Sözleri ve Deyimler
- emekli olmak
- emekliye ayırmak (veya çıkarmak veya çıkartmak)
- emekliye ayrılmak (veya çıkmak)
- emekliye sevk etmek
Birleşik Kelimeler: emekli aylığı, emekli ikramiyesi, emekli maaşı, malulen emekli
EMEKTAR (Kelime Kökeni: Türkçe emek + Farsça -dār)
-
Bir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan (kimse)
Ertesi sabah bahçede gezinirken Mehmet, emektar azaplarından birini gördü. - Emine Işınsu
-
Çok kullanılmış, eski
Emektar makinenin tozlarını silip masaya yerleşmeye karar verdim. - Çetin Altan
EMEÇ
- Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı
EMEKLİLİK
-
Emekli olma durumu, tekaütlük
Hiç de haksız değilken emekliliğini istemekle kendi kendisini haksız çıkardı, diyorlar. - Necip Fazıl Kısakürek
Birleşik Kelimeler: emeklilik çağı, bireysel emeklilik, zorunlu emeklilik
EMEKLEME
- Emeklemek işi
Birleşik Kelimeler: emekleme çağı, emekleme dönemi
EMEKÇİ
-
Geçimini yaptığı işlerle sağlayan kimse
Çocukluğundan başlayarak emekçilerle, sokaktakilerle düşüp kalkmıştı. - Haldun Taner
-
Geçimini, emeğini sermayeciye satarak sağlayan kimse, proleter
Bildiği veya öğrendiği, asıl çalışmalarını emekçilerin arasında değil, orduda yapmayı sevdikleri idi. - Tarık Buğra
Birleşik Kelimeler: emekçi sınıfı, kol emekçisi
EMEKLEMEK
- Dizler ve eller üzerinde yürümek
- Bir işe yeni başlarken deneyimsizlikten ötürü acemilik geçirmek
EMEKTARLIK
- Emektar olma durumu
EMEKSİZ
- Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz
Birleşik Kelimeler: emeksiz evlat
EMEKÇİLİK
- Emekçi olma durumu
Birleşik Kelimeler: kol emekçiliği