Dü ile Başlayan 5 Harfli Kelimeler
DÜ harfleri ile başlayan 5 harfli 41 kelime bulunuyor. Başında DÜ olan 5 harfli kelimeler ve kelime anlamları.
Ayrıca, "dü ile biten 5 harfli kelimeler. İçinde Dü olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
DÜĞÜM19,
DÜNİT (Kelime Kökeni: Fransızca dunite)
- Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç
DÜRME
- Dürmek işi
- Gözleme (II)
- Lahana
DÜMEN (Kelime Kökeni: İtalyanca timon)
- Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça
- Yönetim, idare
-
Dalavere, hile
Hani öldürseler yaşayamazdı bensiz? Yalan mıydı? Dümen miydi? - Orhan Kemal
Ata Sözleri ve Deyimler
- dümen çevirmek
- dümeni elinde tutmak
- dümeni kırmak
- dümenine bakmak
- dümenini bozmak
- dümenini elinde tutmak
- dümen kırmak
- dümen kullanmak
- dümen tutmak
- dümen yapmak
Birleşik Kelimeler: dümen bedeni, dümen boğazı, dümenevi, dümen neferi, dümen suyu, dümen yelpazesi, dümeni eğri, serdümen, baş dümeni
DÜRTÜ
-
Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
Sevgi bir dürtüdür.
DÜNYA (Kelime Kökeni: Arapça dunyā)
- Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü
-
Dış, çevre, ortam
Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş. - Hüseyin Cahit Yalçın
-
İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu
Batı dünyası. Doğu dünyası.
-
Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia
Ressamlar dünyasında onun yeri ayrıdır.
- Herkes
-
Duygu, düşünce ve hayal âlemi
Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı. - Yusuf Ziya Ortaç
Ata Sözleri ve Deyimler
- dünya (veya dünyalar) birinin olmak
- dünya ahret kardeşim (veya bacım) (olsun)
- dünya başına dar olmak (veya gelmek)
- dünya başına yıkılmak
- dünya bir araya gelse
- dünya bir, işi bin
- dünyadan el etek (veya elini eteğini) çekmek
- dünyadan geçmek (veya el çekmek)
- dünyadan haberi olmamak
- dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur
- dünya durdukça durasın!
- dünya gözü ile görmek
- dünya gözüne zindan olmak (veya görünmek veya kesilmek)
- dünya kadar
- dünya kelamı etmek
- dünyalara değişmemek
- dünya malı dünyada kalır
- dünyanın ... sı
- dünyanın dört bucağı
- dünyanın kaç bucak (veya köşe) olduğunu göstermek (veya anlamak)
- dünyanın öbür ucu
- dünyanın sonu
- dünyanın sonu değil
- dünyanın tadını çıkarmak
- dünyanın ucu uzundur
- dünya ölümlü, gün akşamlı
- dünyasından geçmek
- dünya Süleyman'a bile kalmamış
- dünya tükenir, yalan tükenmez
- dünya varmış
- dünyaya gelmek
- dünyaya getirmek
- dünyaya gözlerini kapamak (veya yummak)
- dünyaya kazık çakmak (veya kakmak)
- dünyaya yuf borusu öttürmek
- dünyayı anlamak
- dünyayı ben yarattım demek (veya havasında olmak)
- dünyayı görmemek
- dünyayı haram etmek
- dünya yıkılsa umurunda değil
- dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir
- dünyayı tozpembe görmek
- dünyayı tutmak
- dünyayı zindan (veya zehir) etmek (veya dünyayı başına dar etmek)
- dünya yüzü görmemek
Birleşik Kelimeler: dünya âlem, dünyaevi, dünya görmüş, dünya görüşlü, dünya görüşü, dünya güzeli, dünya kelamı, dünya malı, dünya nimeti, dünya penceresi, darıdünya, dış dünya, Eski Dünya, fâni dünya, iç dünya, öbür dünya, ölümlü dünya, öteki dünya, üçüncü dünya ülkeleri, yalancı dünya, yalan dünya, yenidünya, Yeni Dünya, basın dünyası, geçim dünyası, magazin dünyası, sanat dünyası, umut dünyası, ümit dünyası, yeraltı dünyası
- Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun
DÜNÜR
- Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu
Ata Sözleri ve Deyimler
- dünür düşmek
- dünür gezmek
- dünür gitmek
DÜNKÜ
-
Bugünden bir önceki günle ilgili
Dünkü gün. Dünkü yağmur.
-
Yakın geçmişteki
Dünkü kaplan, bir külkedisi yumuşaklığı ile göğsüme yaslandı. - Aka Gündüz
-
Acemi, yeni, toy
Daha dünkü damatla böyle çabucak yüz göz olup rezaleti ayyuka çıkarmak olur mu hiç? - Hüseyin Rahmi Gürpınar
Birleşik Kelimeler: dünkü çocuk
DÜYEK (Kelime Kökeni: Farsça dū + yek)
- Türk müziğinde bir usul
DÜDEN
- Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu
DÜBEL (Kelime Kökeni: Almanca Dubel)
- Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva
- Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela
DÜRZİ (Kelime Kökeni: Arapça durzī)
- Suriye'nin Havran bölgesinde, Lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk
DÜRÜM
- Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma
- İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide
Birleşik Kelimeler: dürüm dürüm, dürüm ekmeği
DÜZEN
-
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem
Bilhassa toprak ve silah meselelerinin bir düzene konmasını, hem de tezelden istediler. - Fikret Otyam
- Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept
-
Yerleştirme, tertip
Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır. - Reşat Nuri Güntekin
- Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim
- Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo
- Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo
-
Dolap, hile
Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak. - Ercüment Ekrem Talu
- Müzik aletlerinde ses ayarı, akort
-
Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var. - Nezihe Meriç
- Alet edevat takımı
- Bez dokuma tezgâhı
Ata Sözleri ve Deyimler
- düzen kurmak
- düzen vermek (veya düzene koymak veya düzene sokmak)
Birleşik Kelimeler: düzen açıklaması, düzen bağı, düzen teker, bozuk düzen, çekidüzen, kaba düzen, kara düzen, kurulu düzen, öncel düzen, sıkı düzen, sosyal düzen, yanaşık düzen, kamu düzeni, kölelik düzeni, savaş düzeni, toplumsal düzen, tören düzeni, yağış düzeni
DÜYUN (Kelime Kökeni: Arapça duyūn)
- Borçlar
DÜÇAR (Kelime Kökeni: Farsça dūçār)
- Uğramış, yakalanmış, tutulmuş
Ata Sözleri ve Deyimler
- düçar olmak