DÖKÜMHANE Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler
DÖKÜMHANE harflerini içeren 4 harfli 22 kelime bulunuyor. 4 harfli DÖKÜMHANE kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
ÖDÜN14,
AKNE (Kelime Kökeni: Fransızca acné)
- Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce
ENAM (Kelime Kökeni: Arapça enām)
- Yaratılmış bütün canlılar
- Halk
- İçinde Kur'an'dan bazı ayet ve surelerin bulunduğu dua kitabı
EMAN (Kelime Kökeni: Fransızca éman)
- Radyoaktif cisimlerde ölçü birimi
KAME (Kelime Kökeni: Fransızca camée)
- Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli taş
NEMA (Kelime Kökeni: Arapça nemā)
- Büyüme, gelişme, çoğalma
- Faiz, ürem
NAME (Kelime Kökeni: Farsça nāme)
-
Mektup
Ertesi sabah tam demir alırken kaptanıderyanın bir namesini aldı. - Nazım Hikmet
Ata Sözleri ve Deyimler
- name okumak
Birleşik Kelimeler: ahitname, amanname, bahname, beyanname, celpname, davetname, ehliyetname, emirname, falname, fetihname, havalename, ibraname, icazetname, iddianame, ihbarname, ihtarname, istidaname, istifaname, ithafname, ithamname, itimatname, izinname, kanunname, kararname, kefaletname, kıyafetname, menakıpname, muahedename, muahezename, muhabbetname, mukavelename, muvafakatname, müdafaaname, nasihatname, nizamname, pendname, ruhsatname, ruzname, salname, seyahatname, silsilename, siyasetname, şartname, şecerename, şehadetname, şehname, şikâyetname, taahhütname, tabirname, takdirname, talepname, talimatname, talimname, tandırname, tarifname, tasdikname, tavsiyename, taziyetname, telgrafname, temlikname, teşekkürname, vakayiname, vakıfname, vasiyetname, vekâletname, velayetname, zabıtname, zeyilname
DANK
- `Bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak` anlamında dank etmek veya dank demek birleşik fiillerinde kullanılır
DANE (Kelime Kökeni: Farsça dāne)
- Kuş yemi
DENK
-
Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri
Yükün bir dengi fasulye, bir dengi nohut.
-
Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya
Denklerin üstünde zayıf bir delikanlı hazin bir ayrılık türküsü çağırıyor. - Yusuf Ziya Ortaç
- Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler
Ata Sözleri ve Deyimler
- denk yapmak
- Ağırlık bakımından eşit olan
- 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi
-
Uygun, nitelik yönünden eşit
Çok aradım bulamadım dengimi / Elvan çiçeklerden aldım rengimi - Halk türküsü
Ata Sözleri ve Deyimler
- dengi dengine
- dengine getirmek
- dengiyle karşılamak
- denk düşmek
- denk gelmek
- denk getirmek
Birleşik Kelimeler: denk küme, kafa dengi
EDNA (Kelime Kökeni: Arapça ednā)
-
Çok aşağı, en alt düzeyde
İlmin âlâsı da olur, ednası da! - Hüseyin Rahmi Gürpınar
ADEM (Kelime Kökeni: Arapça ʿadem)
-
Yokluk
Ne civarda bir köy var ne bir evin hayali / Sonun ademdir, diyor insana yolun hâli - Faruk Nafiz Çamlıbel
Birleşik Kelimeler: ademimerkeziyet
- Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk insan, Âdem Baba
Birleşik Kelimeler: Âdem Baba
- İnsan, insanoğlu, adam
Birleşik Kelimeler: âdembaba, âdemelması, âdem evladı, âdemoğlu, beniâdem
KÜME
-
Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup
Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler. - Nabizade Nâzım
- Tümsek biçimindeki yığın
- Tomar
- Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek
- Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup
- Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri
Ata Sözleri ve Deyimler
- kümeden düşmek
- kümeye çıkmak
Birleşik Kelimeler: küme bulut, küme çalışması, bir küme, boş küme, çift küme, denk küme, toplumsal küme, üst küme, ayrık kümeler, öncüller kümesi, yıldız kümesi
MENÜ (Kelime Kökeni: Fransızca menu)
- Yemek listesi
- Sofraya çıkarılacak yemeklerin hepsi
- Komut veya seçenek listesi
Birleşik Kelimeler: ana menü, fiks menü
HANE (Kelime Kökeni: Farsça ḫāne)
- Ev, konut
-
Ev halkı
Oğlan iyiydi; becerikli, yumuşak huyluydu ama hanesi kalabalıktı. - Necati Cumalı
-
Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz
Dama tahtasında altmış dört hane vardır.
- Basamak
- Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri
-
Birleşik kelimelerde `bina, yapı, yer, makam` anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz
Balıkhane, yazıhane.
Birleşik Kelimeler: abdesthane, ameliyathane, aşhane, balhane, balıkhane, baruthane, basmahane, batakhane, bekârhane, bendehane, berhane, besihane, bıçkıhane, birahane, bitirimhane, boyahane, bozahane, böcekhane, bulaşıkhane, buzhane, cambazhane, cephane, çalgıhane, çamaşırhane, çayhane, çekiçhane, çelikhane, çiftehane, çilehane, darphane, defterhane, dershane, devlethane, dikimhane, divanhane, Divanhane, doğumhane, dokumahane, dökümhane, fakirhane, ferhane, fetvahane, fişekhane, fotoğrafhane, gasilhane, gazhane, gusülhane, güderihane, haddehane, hahamhane, halvethane, hapishane, haşhaşhane, hayalhane, helvahane, humbarahane, ıslahhane, ibadethane, idarehane, imalathane, imarethane, inekhane, ipekhane, iplikhane, kademhane, kahvehane, kalavrahane, kalayhane, kalhane, kasaphane, kayıkhane, kaynakhane, kerhane, kesimhane, keşişhane, kılıçhane, kıraathane, kiremithane, kirişhane, klişehane, konsoloshane, kuluçkahane, kumarhane, kumbarahane, kuşhane, kütüphane, mahpushane, mantarhane, mapushane, marangozhane, mehterhane, memişhane, Mevlevihane, meyhane, misafirhane, miskinhane, muayenehane, mumhane, muvakkithane, mücellithane, mühendishane, mürettiphane, nakkarhane, nekahethane, nezarethane, patrikhane, peynirhane, piskoposhane, rasathane, saadethane, sabunhane, salhane, saraçhane, sebilhane, sefarethane, semahane, sırmakeşhane, silahhane, süthane, şaphane, Şaphane, şaraphane, şifahane, şişhane, tabakhane, tahaffuzhane, talimhane, tamirhane, tasfiyehane, tavhane, telgrafhane, tembelhane, teneffüshane, tephirhane, terkiphane, terzihane, teşrihhane, tevkifhane, tımarhane, ticarethane, tophane, tüfekhane, umumhane, vaftizhane, yağhane, yatakhane, yazıhane, yemekhane, yetimhane, yoğurthane, mülahazat hanesi
DEHA (Kelime Kökeni: Arapça dehā)
-
İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey, dâhilik
Hepimiz Mustafa Kemal'in askerlik dehasına inanırdık. - Falih Rıfkı Atay
-
Dâhi
Dehalar muvaffak olmak için zamanlarını ve şartlarını unutamazlar. - Falih Rıfkı Atay