Du ile Başlayan 6 Harfli Kelimeler

DU harfleri ile başlayan 6 harfli 19 kelime bulunuyor. Başında DU olan 6 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "du ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde Du olan 6 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

DUBLAJ20, DUMAĞI18, DUBLÖR17, DUYGUN16, DUYGAN15, DURUCU14, DURGUN14, DUASIZ14, DUYURU13, DUAHAN13, DUYSAL12, DUYMAK12, DUBARA11, DUAYEN11, DUBLİN11, DUTLUK10, DURMAK10, DULLUK10, DUETTO10

DUTLUK

[isim]

  • Dut ağaçlarının çok olduğu yer, dut bahçesi

DURMAK

[nesnesiz]

  • Hareketsiz durumda olmak

    Motorlu su taşıtlarından biri de kanal rıhtımının tam bizim önümüze düşen bir noktasında demir atmış duruyordu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • İşlemez olmak, çalışmamak

    Bileğimdeki saat durmuş. - Aka Gündüz

  • Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek

    Yolda nerede çeşme gördümse durdum, elimi yüzümü yıkadım, su içtim. - Necati Cumalı

  • Dinmek, kesilmek

    Yağmur durdu.

  • Varlığını sürdürmek

    Türklerin yüzlerce yıl önceki kitabeleri hâlâ duruyor.

  • Var olmak

    Bu kadar dersim dururken sinemaya nasıl gideyim?

  • Beklemek, dikilmek

    Oturacak değil, ayakta duracak yer yok. - Reşat Nuri Güntekin

  • Yaşamak

    Anneannen duruyor mu?

  • Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak

    Yazlık eviniz hâlâ duruyor mu?

  • Kalmak

    Artık çok durmamış, yanındaki hanımla birlikte balodan çıkmış. - Mahmut Yesari

  • Bir yerde olmak veya bulunmak

    Aspirin getirmeyeceğini adı gibi biliyordu çünkü çekmecesinde dokunulmamış bir kutu duruyordu. - Tarık Buğra

  • Belli bir durumda, bir görevde bulunmak

    Her gelişimde ben de maçları seyreder, kaleci dururdum. - Haldun Taner

  • Ara vermek

    Sabahtan beri hiç durmadım.

  • Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek

[yardımcı fiil]

  • Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dur! (veya durun!)
  • durdu durdu, turnayı gözünden vurdu
  • durduğu yerde (veya durduk yerde)
  • dur durak (veya dur dinlen veya dur otur) yok

Birleşik Kelimeler: duran top, durmuş oturmuş, dursuz duraksız, durup dinlenmeden, durup durup, durup dururken, süreduran

DULLUK

[isim]

  • Dul olma durumu

    İlk kez kiralık bir evde yaşayacaktı, dulluğun ve geçim sıkıntısının ne demek olduğunu öğrenecekti. - Ayşe Kulin

DUETTO (Kelime Kökeni: İtalyanca duetto)

[isim]

[müzik]

  • Bir kadın ve bir erkek sesin sözleri dönüşümlü olarak okudukları hafif müzik parçası

DUBARA (Kelime Kökeni: Farsça dū + bāre)

[isim]

  • Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de iki benekli yüzünün üste gelmesi

[argo]

  • Aldatmaca

    İnanma kızım, bu hastalıkta bir dubara var. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

DUAYEN (Kelime Kökeni: Fransızca doyen)

[isim]

  • Aksakal
  • Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat

DUYSAL

[sıfat]

  • Duyuyla alınan

DUYMAK

[-i]

  • Bilgi almak, öğrenmek, haber almak

    Bir köylüden burada avlandığınızı duydum. - Halikarnas Balıkçısı

  • İşitmek, ses almak

    Çamaşırcı Fatma kadın annemin duymayan kulaklarına yalvarıyor. - Yusuf Ziya Ortaç

  • Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek

    Yüzme denilen mucizeyi ancak beş altı sene sonra avuçlarımızın içinde duyabilecektik. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

  • Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek

    Elimin üzerinde bir böceğin gezdiğini duydum.

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Sezmek, fark etmek, hissetmek

    Güzel olmasın fakat ruhu olsun, bir şey duysun. - Hüseyin Cahit Yalçın

Birleşik Kelimeler: vurdumduymaz

DUYURU

[isim]

  • Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • duyuruda bulunmak

Birleşik Kelimeler: duyuru tahtası, sesli duyuru, suç duyurusu

DUAHAN (Kelime Kökeni: Arapça duʿāʾ + Farsça -ḫvān)

[isim]

[eskimiş]

[din bilgisi]

  • Dua okuyucu

DURGUN

[sıfat]

  • Sakin

    Deniz masmavi, hava durgun, her taraf ılıktı. - Refik Halit Karay

[mecaz]

  • Neşesiz, keyifsiz, sessiz

    Öteki durgun bir Anadolu köylüsü idi. - Falih Rıfkı Atay

[mecaz]

  • Canlı olmayan, sönük, hareketsiz

    Harp hemen tesirini gösterdi. Piyasa durgun. - Ömer Seyfettin

Birleşik Kelimeler: durgun şişkinlik

DUASIZ

[sıfat]

  • Dua okumayan, dua etmeyen

DUYGAN

[sıfat]

  • Aşırı duygulu

    Sanat eseri yaratmamakla beraber fazla hisli, duygan olanlar, duygularının kuvveti nispetinde, muhakkak, şu beş hissin noksanını sezip sızlanırlar. - Refik Halit Karay

DUYGUN

[sıfat]

  • Duyarlı

    Bizim kız biraz hayalci, biraz romantik, biraz çokça duygun olsaydı belki başka şeyler de öğrenecekti. - Memduh Şevket Esendal

DUBLÖR (Kelime Kökeni: Fransızca doubleur)

[isim]

[sinema]

[televizyon]

  • Benzer