DEĞİŞTİRGE Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler
DEĞİŞTİRGE harflerini içeren 4 harfli 26 kelime bulunuyor. 4 harfli DEĞİŞTİRGE kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "Değiştirge ile başlayan 4 harfli kelimeler. İçinde Değiştirge olan 4 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
EĞİŞ14,
ETER (Kelime Kökeni: Fransızca éther)
- Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
- Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı, lokman ruhu
- Bir tür organik yağ çözücü
TİRE
-
Dikişte kullanılan pamuk ipliği
Parmak uçlarında ince ince delik çorapları renkli tire ile iliştiriyordu. - Mahmut Yesari
- Pamuk ipliğinden yapılmış
- Kısa çizgi
- Uzun çizgi
- İzmir iline bağlı ilçelerden biri
TERE (Kelime Kökeni: Farsça tere)
- Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki (Lepidium sativum)
Birleşik Kelimeler: çayır teresi, su teresi, yaban teresi
DİRİ
-
Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı
Duydum, görmedimse de hortlayan ölüleri / Fakat hortlak diriden kimin vardır haberi? - Faruk Nafiz Çamlıbel
-
Güçlü, zinde
Diri bir adam.
-
Solmamış, pörsümemiş
Diri çiçek. Diri yaprak.
- Gereği kadar pişmemiş
Ata Sözleri ve Deyimler
- diri kalmak
Birleşik Kelimeler: diri diri, diri örtü
DERT (Kelime Kökeni: Farsça derd)
-
Üzüntü
Göz göz oldu yüreğim, gözlerinin derdinden - Halk türküsü
-
Hastalık
Hastayım, derdime verem diyorlar. - Faruk Nafiz Çamlıbel
- Ağrı
-
Sorun, kaygı
Ne var ki dert evin satılması ile bitmeyecekti. - Tarık Buğra
-
Ur
Boynunda dert çıkmış.
Ata Sözleri ve Deyimler
- derde (veya derdine) derman olmak
- derde (veya dertlere) düşmek
- derde düçar olmak
- derdi başından aşkın (olmak)
- derdi günü
- derdine deva bulmak
- derdine düşmek
- derdine yanmak
- derdini çekmek
- derdini deşmek (veya depreştirmek)
- derdini dökmek
- derdini Marko Paşa'ya anlat
- derdini söylemeyen (veya anlatmayan) derman bulamaz
- derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen
- derdi veren devasını da verir
- dert ağlatır, aşk söyletir
- dert anlatmak
- dert, çekene göredir
- dert değil
- dert eğirmek
- dert etmek (veya edinmek)
- dert gider amma yeri boş kalmaz
- dert yanmak
Birleşik Kelimeler: dert babası, dert küpü, dert ortağı, dert sahibi, boğaz derdi, geçim derdi, başı dertte
DERİ
-
İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten
Bütün kemikleri, ince bir deri altında birer birer sayılıyordu. - Peyami Safa
-
Bu tabakadan yapılmış
Üstünde yine o siyah deri pardösüsü, kolunda siyah deri çantası. - Necati Cumalı
- İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu
Ata Sözleri ve Deyimler
- derisi kemiklerine yapışmak
- derisine sığmamak
- derisini yüzmek
Birleşik Kelimeler: deri altı, alt deri, dış deri, iç deri, orta deri, üst deri, dana derisi, domuz derisi, kaplan derisi, tırnak derisi, yılan derisi
- Toplantı, düğün
- Pazar veya panayır kurulan gün, dernek
DERE
-
Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu
Bu ensiz tahta köprü altında ince dere. - Enis Behiç Koryürek
- İki dağ arasındaki uzun çukur
- Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol
Ata Sözleri ve Deyimler
- derede tarla sel için, tepede harman yel için
- dereyi geçerken at değiştirilmez
- dereyi görmeden paçaları sıvamak
Birleşik Kelimeler: derebeyi, dereotu, dere tepe, dere yatağı, kuru dere
EDER
-
Fiyat, paha, değer
Bu kitabın ederi ne kadar?
ERİŞ
-
Erme işi
Bu makama eriş, ona, bir devlet reisinin tahtına veya koltuğuna kurulmuş gibi bir his verir. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
EŞİT
-
Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi
Bunlar bastonlarına dayanarak hep eşit adımlarla yürürler. - Salâh Birsel
-
Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse)
Herkes ... kanun önünde eşittir. - Anayasa
Birleşik Kelimeler: eşit çenetli
İŞTE
-
Bir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz, aha, ahacık
İşte bu iki adam bir aralık göz göze geldiler. - İsmail Hakkı Baltacıoğlu
-
Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir
İşte bütün manzara budur! - Ruşen Eşref Ünaydın
-
Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılan bir söz
Ekmek, peynir, yumurta, marul, limon, ne bulursan al işte. - Necati Cumalı
İTİŞ
- İtme işi
Birleşik Kelimeler: itiş kakış
ŞİİR (Kelime Kökeni: Arapça şiʿr)
- Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk
-
Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey
Burada herkes kendi gönlünden olduğu kadar bu tabiatın içinden gelen bir şiiri dinler. - Abdülhak Şinasi Hisar
Ata Sözleri ve Deyimler
- şiir düzmek
- şiir gibi
Birleşik Kelimeler: şiir defteri, şiir dinletisi, şiir kitabı, lirik şiir, mensur şiir, halk şiiri, saz şiiri
ŞERİ (Kelime Kökeni: Arapça şerʿī)
- İslam hukukuyla ilgili
ERGİ
- İyi bir şeye erişme durumu, mazhariyet