DEĞDİRİVERME Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

DEĞDİRİVERME harflerini içeren 5 harfli 25 kelime bulunuyor. 5 harfli DEĞDİRİVERME kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Değdiriverme ile başlayan 5 harfli kelimeler. İçinde Değdiriverme olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

DEĞİM15, DEĞME15, DEĞER14, DİRİĞ14, DEVİM14, DİĞER14, İĞDİR14, DEVRİ13, DEVRE13, DEVİR13, EĞRİM13, İVEDİ13, MEĞER13, VERDİ13, EVRİM12, VERME12, VERİM12, VEREM12, REVİR11, DİDİM10, DEMİR8, DİRİM8, DERME8, ERDEM8, ERİME6

ERİME

[isim]

  • Erimek işi

    Dışarıda karlar erimeye başlamış. - Ahmet Ümit

Birleşik Kelimeler: aşırı erime, kemik erimesi

DEMİR

[isim]

[kimya]

  • Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)

[sıfat]

  • Bu elementten yapılmış

    Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular. - Peyami Safa

  • Bu elementten yapılmış parça

    Ocak demiri. Kapı demiri. Pencere demiri.

  • Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça

[sıfat]

[mecaz]

  • Güçlü, kuvvetli, sert

    O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu. - Sait Faik Abasıyanık

[denizcilik]

  • Çıpa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • demir almak
  • demir atmak
  • demire vurmak
  • demir gibi
  • demir ıslanmaz, deli uslanmaz
  • demir nemden, insan gamdan çürür
  • demir taramak
  • demir tavında dövülür
  • demir üzerinde

Birleşik Kelimeler: demir ağacı, demirbaş, demir bilek, demir boku, demir dikeni, demir hat, demirhindi, demirkapan, demir kapı, Demirkazık, demir kırı, demir leblebi, demir oksit, demir para, demir pası, Demirperde, demir perde, demir rengi, demir resmi, demir sülfat, demir yeri, demir yolcu, demir yolu, demir yumruk, ak demir, aydemir, çekme demir, çifte demir, çubuk demir, delikli demir, dişi demir, dökme demir, erkek demir, hasır demir, iğdemir, kütük demir, nervürlü demir, buz demiri, gözdemiri, ızgara demiri, kol demiri, köşe demiri, kulak demiri, L demiri, özek demiri, saban demiri, topuk demiri

DİRİM

[isim]

  • Hayat, yaşam

    Ölüm burada bir sanatçının büyüsüyle yeniden dirime dönüşüyor. - Selim İleri

  • Yaşama gücü

Birleşik Kelimeler: dirim bilimi, dirim konisi, dirim kurgu, dirim suyu, ölüm dirim

DERME

[isim]

  • Dermek işi
  • Aynı türden bir araya getirilmiş şeylerin hepsi, koleksiyon

Birleşik Kelimeler: derme çatma

ERDEM

[isim]

  • Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet

    Spor, alçak gönüllülük gibi bir erdem aşılar sporcuya. - Necati Cumalı

[felsefe]

  • İnsanın ruhsal olgunluğu

DİDİM

[isim]

  • Aydın iline bağlı ilçelerden biri

REVİR (Kelime Kökeni: Almanca Revier)

[isim]

  • Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm

EVRİM

[isim]

  • Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci

[biyoloji]

  • Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, tekâmül

VERME

[isim]

  • Vermek işi

    Ay başlarında borçlarımızı vermeye annemle birlikte çıkardık. - Ayla Kutlu

VERİM

[isim]

  • Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman

    İşçilerin verimi. Makinenin verimi. Ağacın verimi.

  • Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere

    Yeni çıkan kitaplar, özellikle yerli yazarların verimleri öne geçiyor hep. - Selim İleri

  • Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran

Ata Sözleri ve Deyimler

  • verim düşürmek

Birleşik Kelimeler: yem verimi

VEREM (Kelime Kökeni: Arapça verem)

[isim]

[tıp]

  • Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık, tüberküloz

    Annemin genç yaşta veremden ölen rahmetli amcasını görmedim. - Yusuf Ziya Ortaç

[sıfat]

  • Bu hastalığa tutulmuş, veremli

    Verem bir kadının duyguları.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • verem etmek
  • verem olmak

Birleşik Kelimeler: kemik veremi

DEVRÎ (Kelime Kökeni: Arapça devrī)

[sıfat]

[fizik]

  • Devirli
  • Devirle ilgili

DEVRE (Kelime Kökeni: Arapça devre)

[isim]

  • Belirlenmiş zaman dilimi

    Bu kadar uzun bir bekleyiş devresi, tatsız ara veriş yeter. - Aka Gündüz

[fizik]

  • Çevrim

Ata Sözleri ve Deyimler

  • devreye alınmak
  • devreye girmek
  • devreye sokmak

Birleşik Kelimeler: devre arası, devre dışı, devre kesici, devre mülk, devre potansiyeli, devre voltajı, açık devre, ardışık devre, ilk devre, kapalı devre, kısa devre, hazırlık devresi

[zarf]

[halk ağzında]

  • Ters, yanlış bir biçimde

    Sarıldı boynuma ağlama deyi / Hotozumu devre bağlama deyi - Karacaoğlan

DEVİR (Kelime Kökeni: Arapça devr)

[isim]

  • Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası

    Bana sorarsanız devrimiz nasihat devri olmaktan çıktı. - Burhan Felek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • devir açmak

Birleşik Kelimeler: devrihindi, devrisaadet, Cilalı Taş Devri, kuluçka devri, Maden Devri, Taş Devri, Yontma Taş Devri

[isim]

  • Dönme, dönüş

    Tekerin devri.

  • Aktarılma

    Malın arabadan vagona devri.

  • Bir malın mülkiyetini veya bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme
  • Bir görevin bir kimseden bir başkasına geçmesi

    Devir teslim töreni.

  • Sürekli ve düzenli değişme, çevrim

[fizik]

  • Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot

[eskimiş]

  • Dolaşma

    Şehrin çevresinde iki devir yaptık.

Birleşik Kelimeler: devralmak, devredilebilir, devredilmek, devredilmezlik, devretmek, devriâlem, devridaim, devrikebir, devrirevan, devrolunmak, yetki devri

EĞRİM

[sıfat]

  • Eğri, dalgalı

[isim]

[coğrafya]

  • Girdap