DESPOTLAŞABİLME Harflerini İçeren 7 Harfli Kelimeler

DESPOTLAŞABİLME harflerini içeren 7 harfli 58 kelime bulunuyor. 7 harfli DESPOTLAŞABİLME kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

BOPSTİL15, DİPLOMA15, TEPİŞME15, BOŞLAMA14, BOŞATMA14, BOŞALMA14, DOLAŞMA14, DİPLEME14, DELİBAŞ14, DEPLASE14, SEBEPLİ14, BİLEŞME13, BADEMSİ13, BEŞAMEL13, DİŞLEME13, DEŞİLME13, ELMABAŞ13, LEBALEP13, OPTİMAL13, PİSLEME13, SEMPATİ13, TOPLAMA13, BADEMLİ12, DOMATES12, DESİBEL12, İSTEŞME12, MALTEPE12, SEPETLİ12, TİPLEME12, TEPİLME12, ASAMBLE11, BOLALMA11, BEDELLİ11, DESİMAL11, EDİMSEL11, EMBESİL11, İTLEŞME11, İŞLETME11, MOBİLET11, PALETLİ11, TOMBALA11, AMABİLE10, BİLETME10, BESTELİ10, BESALET10, DEMETLİ10, SOLLAMA10, SALABET10, TOSLAMA10, ADALELİ9, ALELADE9, DELALET9, DALALET9, LAMAİST9, METALSİ9, SELAMET9, TESELLİ8, TEMELLİ8

TESELLİ (Kelime Kökeni: Arapça tesellī)

[isim]

  • Avunma, avuntu, avunç

    Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile / Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle - Yahya Kemal Beyatlı

  • Piyangoda büyük ikramiyeyi kaybeden en yakın numaralara yapılan ödeme

    Teselli ikramiyesi.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • teselli bulmak
  • teselli etmek (veya vermek)

Birleşik Kelimeler: teselli mükâfatı, züğürt tesellisi

TEMELLİ

[sıfat]

  • Herhangi bir nitelikte temeli olan

    Sağlam temelli bir yapı.

[mecaz]

  • Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî

    Sermet Muhtar, Akşam gazetesinin temelli imzalarından biri oldu. - Yusuf Ziya Ortaç

[zarf]

[mecaz]

  • (te'melli) Sürekli olarak

[zarf]

[mecaz]

  • Büsbütün, tamamen

Birleşik Kelimeler: temelli senatör

ADALELİ

[sıfat]

  • Kaslı

    İki kolunu da yukarı kadar sıvadı, sert adaleli kollarını meydana çıkardı. - Peyami Safa

ALELADE (Kelime Kökeni: Arapça ʿalā'l-ʿāde)

[sıfat]

  • Her zaman görülen, olağan

    Bu namaz, alelade bir ibadet değildi. - Ruşen Eşref Ünaydın

  • Bayağı

    Bunu alelade bir muharrir değil, hayatı deşen realist bir romancı yazıyor. - Nazım Hikmet

DELALET (Kelime Kökeni: Arapça delālet)

[isim]

[eskimiş]

  • Kılavuzluk

    Hemşehrilerinden birinin delaletiyle senet sahiplerinin her birini ayrı ayrı öğrendi. - Ercüment Ekrem Talu

[mecaz]

  • İz, işaret

Ata Sözleri ve Deyimler

  • delalet etmek

DALALET (Kelime Kökeni: Arapça ḍalālet)

[isim]

[eskimiş]

  • Sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma

    Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. - Atatürk

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dalalete düşmek

LAMAİST (Kelime Kökeni: Fransızca lamaïst)

[sıfat]

  • Lamacı

METALSİ

[isim]

[kimya]

  • Metallerin fiziksel özelliklerini, metal olmayan ögelerin ise kimyasal özelliklerini taşıyan element, madensi, metaloit

SELAMET (Kelime Kökeni: Arapça selāmet)

[isim]

  • Esen olma durumu, esenlik
  • Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu, kurtuluş

    Sizinle bu mesele etrafında karşılaşmamayı sizin selametiniz namına temenni ederim. - Nazım Hikmet

[edebiyat]

  • Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması

Ata Sözleri ve Deyimler

  • selamete çıkmak

Birleşik Kelimeler: sağ selamet

AMABİLE (Kelime Kökeni: İtalyanca amabile)

[zarf]

[müzik]

  • Sevimli ve cana yakın bir biçimde (çalınmak)

BİLETME

[isim]

  • Biletmek işi

BESTELİ

[sıfat]

  • Bestesi olan, bestelenmiş

BESALET (Kelime Kökeni: Arapça besālet)

[isim]

[eskimiş]

  • Yiğitlik, yararlılık

DEMETLİ

[sıfat]

  • Demet biçiminde olan

SOLLAMA

[isim]

  • Sollamak işi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sollama yapmak