DEFNOLUNMAK Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler

DEFNOLUNMAK harflerini içeren 6 harfli 21 kelime bulunuyor. 6 harfli DEFNOLUNMAK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

DEFOLU16, FONDAN15, FEODAL15, MUFLON15, ANOFEL13, DOKUMA11, DONMAK10, DOLMEN10, DOLMAK10, KUDEMA10, MONDEN10, OKUNMA9, ONULMA9, OLUNMA9, ANEMON8, MAKULE8, MANUEL8, MENKUL8, NAKDEN8, MANKEN7, NAKLEN6

NAKLEN (Kelime Kökeni: Arapça naḳlen)

[zarf]

  • Nakil yoluyla, aktarılarak

Birleşik Kelimeler: naklen yayın

MANKEN (Kelime Kökeni: Fransızca mannequin)

[isim]

  • Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model
  • Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği
  • Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp

Ata Sözleri ve Deyimler

  • manken gibi

Birleşik Kelimeler: konu mankeni

ANEMON (Kelime Kökeni: Fransızca anémone)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Dağ lalesi

MAKULE (Kelime Kökeni: Arapça maḳūle)

[isim]

[eskimiş]

  • Çeşit

[felsefe]

[mantık]

  • Ulam

MANUEL (Kelime Kökeni: Fransızca manuel)

[sıfat]

  • Elle işletilen

[isim]

  • El kitabı

MENKUL (Kelime Kökeni: Arapça menḳūl)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Bir yerden bir yere taşınabilen (mal)
  • Ağızdan ağıza geçerek gelmiş, söylenegelmiş

    Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor. - Haldun Taner

[isim]

[hukuk]

  • Taşınır

Birleşik Kelimeler: menkul kıymetler

NAKDEN (Kelime Kökeni: Arapça naḳden)

[zarf]

  • Para olarak

    Karı koca üç senede bir apartman, bir konak ve nakden altmış beş bin lira yediler. - Nazım Hikmet

  • Peşin olarak

OKUNMA

[isim]

  • Okunmak işi

    Her şairin içinde bir okunma, bir yayılma, bir beğenilme hırsı vardır. - Orhan Veli Kanık

ONULMA

[isim]

  • Onulmak işi

OLUNMA

[isim]

  • Olunmak işi veya durumu

DONMAK

[nesnesiz]

  • Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak
  • Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek

    Arabacım neredeyse donmak üzereydi. - Kenan Hulûsi

  • Çok üşümek
  • Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
  • Kimyasal bir etki ile katılaşmak

    Çimento ve alçı çabuk donar.

[fizik]

  • Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek

[mecaz]

  • Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak

    Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi. - Ömer Seyfettin

[mecaz]

  • Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak

    Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar. - Çetin Altan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • donup kalmak

DOLMEN (Kelime Kökeni: Keltçe)

[isim]

[tarih]

  • İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı

DOLMAK

[nesnesiz]

  • Dolu duruma gelmek
  • Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek

    Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan. - Tarık Buğra

  • Bir yere iyice yayılmak, kaplamak

    Oda sigara dumanı dolmuştu. - Sait Faik Abasıyanık

  • Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek

    Kıştan kurtulur kurtulmaz deniz kenarları insanla, sandalla dolar. - Sait Faik Abasıyanık

  • Süre, hesap tamamlanmak

    Süresi doldu, emekliye ayrıldı.

[mecaz]

  • Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dolup taşmak

KUDEMA (Kelime Kökeni: Arapça ḳudemā)

[isim]

[eskimiş]

  • Eskiler, eski insanlar
  • Eskiliği bakımından ileri gelenler, öne çıkanlar

    Kudemanın şiirde iddiaları ancak kendi şiirlerinin bambaşka bir cevher olduğu sadedine kadar giderdi. - Yahya Kemal Beyatlı

MONDEN (Kelime Kökeni: Fransızca mondain)

[sıfat]

  • Toplum yaşamı ile ilgili
  • Yüksek sosyete yaşamını seven

    Cigaralarından birini yakmaya davranmıştı, Abdi Bey monden bir telaşla ateş yetiştirdi. - Attila İlhan