De ile Biten 9 Harfli Kelimeler

DE ile biten 9 harfli 14 kelime bulunuyor. Sonu DE olan 9 karekterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "De ile başlayan 9 harfli kelimeler. İçinde De olan 9 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

DÖVİZZEDE31, GÖRÜNÜRDE25, FEVKALADE23, HAZANDİDE20, HARAMZADE19, TEYZEZADE19, BENDEZADE18, HELALZADE18, KİBARZADE16, PERAKENDE15, SAYESİNDE15, KONSOLİDE14, ELİMSENDE13, YENİLERDE13

ELİMSENDE

[isim]

  • Çocukların birbirine el değdirerek diğer arkadaşını ebe yapma amacıyla oynadıkları bir oyun

YENİLERDE

[zarf]

  • Yakın geçmişte

KONSOLİDE (Kelime Kökeni: Fransızca consolidé)

[sıfat]

[ekonomi]

  • Vadesi uzatılan (borç)

Birleşik Kelimeler: konsolide borç, konsolide bütçe

PERAKENDE (Kelime Kökeni: Farsça perākende)

[sıfat]

[ticaret]

  • Malların teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı
  • Bu biçimde alınan veya satılan

[eskimiş]

  • Düzenli olmayan, ayrı ayrı, dağınık, perişan

    Geçen gün İzmir sokaklarında perakende bir askere tesadüf etmişler. - Falih Rıfkı Atay

SAYESİNDE

[zarf]

  • Aracılığıyla, yardımıyla

    Çocuk, öğrendiği itiyatlar ve dil sayesinde ailesinin bir uzvu hâline gelir. - Mehmet Kaplan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sayesinde sayeban olmak

KİBARZADE (Kelime Kökeni: Arapça kibār + Farsça zāde)

[isim]

[eskimiş]

  • Soylu bir aileden gelen çocuk

BENDEZADE (Kelime Kökeni: Farsça bende + zāde)

[isim]

[eskimiş]

  • Alçak gönüllülük göstererek `benim çocuğum` anlamında kullanılan bir söz

    İki bendezadeniz vardı, ömürlerini efendimize bağışladılar. - Memduh Şevket Esendal

HELALZADE (Kelime Kökeni: Arapça ḥalāl + Farsça zāde)

[isim]

[eskimiş]

  • Nikâhlı bir ana ve babadan doğmuş kimse

[mecaz]

  • Doğruluktan ayrılmayan, helal süt emmiş kimse

HARAMZADE (Kelime Kökeni: Arapça ḥarām + Farsça zāde)

[isim]

  • Piç

TEYZEZADE (Kelime Kökeni: Türkçe teyze + Farsça zāde)

[isim]

  • Teyzenin oğlu

HAZANDİDE (Kelime Kökeni: Farsça ḫazāndīde)

[sıfat]

  • Solgun, sararmış, solmuş

    Sıska ve hazandide söğüt ormancığının içindeki geniş yolu takip ederken, sanki durmak istiyordu. - Ömer Seyfettin

FEVKALADE (Kelime Kökeni: Arapça fevḳ + ʿāde)

[sıfat]

  • Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik

    Eserin aslına fevkalade sadakat gösterilmiş olması da ayrıca kayda şayandır. - Asaf Halet Çelebi

  • Aşırı, çok fazla

    Yalnız tansiyon fevkalade. Katiyen et yememesi lazım. - Nazım Hikmet

[zarf]

  • Aşırı bir biçimde

    Babası çocuğun bu hayallerinden dolayı fevkalade müteessir oluyor, ona hiçbir sanat da öğretemiyordu. - Asaf Halet Çelebi

[ünlem]

  • `Çok iyi, çok üstün, çok güzel` anlamlarında beğeni ifade eden bir söz

    Yemek nasıldı?- Fevkalade!

Birleşik Kelimeler: fevkalade hâl

GÖRÜNÜRDE

[zarf]

  • Dıştan bakınca, görünüşe göre, ortada, meydanda

    Görünürde hiçbir şey yok. - Adalet Ağaoğlu

DÖVİZZEDE (Kelime Kökeni: Fransızca devise + Farsça -zede)

[isim]

  • Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse