Day ile Başlayan Kelimeler

DAY ile başlayan 79 kelime bulunuyor. Başında DAY olan kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Day ile biten kelimeler. İçinde day olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

DAYANIKSIZLAŞMA29, DAYANILMAZLAŞMA28

14 Harfli Kelimeler

DAYANIŞMACILIK28, DAYANIŞABİLMEK25, DAYILANABİLMEK22, DAYATILABİLMEK22, DAYANILABİLMEK22

13 Harfli Kelimeler

DAYANIKSIZLIK24, DAYANIŞABİLME24, DAYANILMAZLIK23, DAYANILABİLME21, DAYATILABİLME21, DAYILANABİLME21

12 Harfli Kelimeler

DAYAYIVERMEK26, DAYATIVERMEK24, DAYATMACILIK22, DAYAYABİLMEK21, DAYANABİLMEK19, DAYANIKLILIK19, DAYATABİLMEK19

11 Harfli Kelimeler

DAYAYIVERME25, DAYANIŞMACI24, DAYATIVERME23, DAYANIŞMALI21, DAYAYABİLME20, DAYANDIRMAK19, DAYATABİLME18, DAYANABİLME18, DAYATTIRMAK17, DAYAKLANMAK16

10 Harfli Kelimeler

DAYANIKSIZ20, DAYATIŞMAK19, DAYANIŞMAK19, DAYANILMAZ19, DAYANAKSIZ19, DAYANDIRMA18, DAYILANMAK16, DAYATTIRMA16, DAYATILMAK16, DAYANIRLIK16, DAYANILMAK16, DAYANAKLIK15, DAYAKLANMA15, DAYAKLAMAK15

9 Harfli Kelimeler

DAYILANIŞ18, DAYATMACI18, DAYATIŞMA18, DAYATILIŞ18, DAYANIŞMA18, DAYANIŞIK18, DAYILANMA15, DAYATILMA15, DAYANILMA15, DAYANIKLI15, DAYANAKLI14, DAYAKLAMA14

8 Harfli Kelimeler

DAYIZADE18, DAYAKSIZ17, DAYATMAK13, DAYANMAK13, DAYAKLIK13

7 Harfli Kelimeler

DAYAYIŞ17, DAYATIŞ15, DAYANIŞ15, DAYILIK13, DAYANIM13, DAYATMA12, DAYANTI12, DAYANMA12, DAYAMAK12, DAYAKLI12, DAYANAK11

6 Harfli Kelimeler

DAYANÇ13, DAYAMA11, DAYALI11, DAYLAK10

5 Harfli Kelimeler

DAYAK9

4 Harfli Kelimeler

DAYI9, DAYE8

DAYE (Kelime Kökeni: Farsça dāye)

[isim]

[eskimiş]

  • Dadı

DAYAK

[isim]

  • Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dayağa idmanlı olmak
  • dayak atmak
  • dayak cennetten çıkmıştır
  • dayak yemek

Birleşik Kelimeler: dayak arsızı, dayak düşkünü, dayak kaçkını, meydan dayağı, sıra dayağı

[isim]

  • Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda
  • Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü

    Evimin dayağı, direğisin kara oğlum. - Emine Işınsu

Birleşik Kelimeler: duvar dayağı

DAYI

[isim]

  • Annenin erkek kardeşi

    Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı çünkü bilirdi. - Aydın Boysan

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Cesur, yiğit

[ünlem]

[halk ağzında]

  • Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü

    O kadarcık okumaktan kanun anlaşılsa avukata ekmek mi kalırdı, dayı! - Sait Faik Abasıyanık

[mecaz]

  • Kayırıcı

    Bunların çok bariz olan bir tarafı da siyasi dayıları sık sık değiştirmeleridir. - Peyami Safa

[argo]

  • Kabadayı

[tarih]

  • Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici

Birleşik Kelimeler: dayı kızı, dayı oğlu, dayızade, kabadayı

DAYLAK

[isim]

[halk ağzında]

  • Dişi deve

[sıfat]

  • Çıplak

    Develer daylak / Sevenler aylak / Sen kimin yârisin / Her yanın oynak - Halk türküsü

DAYANAK

[isim]

  • Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet

[mecaz]

  • Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt

[mecaz]

  • Destek, dayanak noktası

    Söylenenleri destekliyor, onlara dayanak oluyordu. - Tarık Buğra

[felsefe]

  • Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel

Birleşik Kelimeler: dayanak noktası

DAYAMA

[isim]

  • Dayamak işi

DAYALI

[sıfat]

  • Dayanmış olan

    Yalıda panjurları açık bir pencereye / Sarmaşıklar içinden bir merdiven dayalı - Enis Behiç Koryürek

  • İlgili, dair, müstenit, mebni

    Bütün komiklikler de aşağı yukarı aynı duyguya dayalıdır. - Necip Fazıl Kısakürek

[zarf]

  • Dayanarak, dayanmış bir biçimde

    Telsizi kapatmış, dirsekleri masaya dayalı, kara kara düşünüyor. - Ahmet Ümit

Birleşik Kelimeler: dayalı döşeli, deneye dayalı

DAYATMA

[isim]

  • Dayatmak işi

    Motorlu birlikler bu memleketi, hiçbir dayatmaya uğramaksızın işgal ediverince hayretten donakaldı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

DAYANTI

[isim]

[halk ağzında]

  • Dayanıklık

DAYANMA

[isim]

  • Dayanmak işi, metanet

    Böyle birçok ekoller vahilikleri, sahtelikleri, çürük esaslara dayanmaları dolayısıyla kıymetten düşmüşlerdir. - Asaf Halet Çelebi

Birleşik Kelimeler: dayanma gücü, dayanma ömrü

DAYAMAK

[-e]

[-i]

  • Yaslamak

    Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı. - Ömer Seyfettin

  • Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak

    Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti. - Sait Faik Abasıyanık

  • Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak

    Mektubu gözüne dayadı. Bıçağı göğsüne dayadı.

[-e]

  • Varmak, ulaşmak

[mecaz]

  • Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak

[-e]

[teklifsiz konuşmada]

  • Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek

    Tezgâha giden garson, önüme koca bir kadeh rakı dayadı. - Osman Cemal Kaygılı

[-i]

[halk ağzında]

  • Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dayayıp döşemek

DAYAKLI

[sıfat]

  • Dayak atılan

    Yapılan şakalar bazen dayaklı kavgalara meydan açacak derecede canlanıp kızışır. - Reşat Nuri Güntekin

DAYATMAK

[-e]

[-i]

  • Dayama işini yaptırmak

[nesnesiz]

  • Kendi istediğini yaptırmakta direnmek

    Ertesi gün dayattı, ben onu almam diye. - Haldun Taner

[-e]

  • Başkasının isteğine karşı koymak

    Cem dayattı ve bu rolü asla kabul etmeyeceğini kati bir dille bildirdi. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek

DAYANMAK

[-e]

  • Bir yere yaslanmak, kendini dayamak

    Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor. - Memduh Şevket Esendal

  • Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak

    Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır. - Metin And

[mecaz]

  • Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek

    Bu gemi fırtınaya iyi dayanır.

[mecaz]

  • Varmak, ulaşmak

    Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor. - Yusuf Ziya Ortaç

[mecaz]

  • Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak

    İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar. - Halikarnas Balıkçısı

[mecaz]

  • Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak

    Bu proje sonunda bize dayanacak.

[mecaz]

  • Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek

    Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız? - Falih Rıfkı Atay

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Uzun süre kullanılmaya uygun olmak

    Bu kumaş çok dayandı.

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek

    Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler. - Necati Cumalı

[nesnesiz]

  • Yetişmek, yeter olmak

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek

    Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü. - İhsan Oktay Anar

DAYAKLIK

[sıfat]

  • Dayağı hak eden (kimse)

[isim]

  • Destek olarak kullanılan şey