DAMLAYIVERME Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

DAMLAYIVERME harflerini içeren 5 harfli 64 kelime bulunuyor. 5 harfli DAMLAYIVERME kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Damlayıverme ile başlayan 5 harfli kelimeler. İçinde Damlayıverme olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

DAVYA15, DEVAM14, MEYVE14, DAVAR13, DEVRE13, EDVAR13, LEVYE13, VARDA13, YELVE13, YAVER13, EMVAL12, MEVLA12, MAVRA12, MAVAL12, VERME12, VEREM12, VARMA12, AVARE11, LARVA11, MEDYA10, YEDME10, AYRIM9, ADAMI9, DAMLI9, DALYA9, DERYA9, MADEM9, MADAM9, YILMA9, YALIM9, YARDA9, YARIM9, ARDIL8, ADALI8, AMADE8, DRAMA8, DELME8, DAMLA8, DAMAR8, DAMAL8, DALMA8, DERME8, EYLEM8, EDALI8, ERDEM8, EMAYE8, MALYA8, MARDA8, MADER8, MARYA8, MEDAR8, YELME8, YERME8, YARMA8, ADALE7, IRAMA7, MERAM7, REAYA7, YEREL7, AMELE6, ALARM6, EMARE6, MARAL6, REMEL6

AMELE (Kelime Kökeni: Arapça ʿamele)

[isim]

  • Gündelikle çalışan işçi

    Tuğla harmanındaki ameleler etrafı aradılar. - Sait Faik Abasıyanık

Birleşik Kelimeler: amele pazarı, amele taburu, amele yanığı, tanzifat amelesi

ALARM (Kelime Kökeni: Fransızca alarme)

[isim]

  • Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret
  • Bu işareti veren düzenek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • alarma geçmek

EMARE (Kelime Kökeni: Arapça emāre)

[isim]

[eskimiş]

  • Belirti, iz, ipucu

    Fakat hepsinin yüzünde korku ve endişe emarelerini ayan beyan görmüştüm. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

MARAL (Kelime Kökeni: Moğolca)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Dişi geyik

REMEL (Kelime Kökeni: Arapça remel)

[isim]

[edebiyat]

  • Aruz ölçülerinden biri

[müzik]

  • Klasik Türk müziğinde bir usul

ADALE (Kelime Kökeni: Arapça ʿaḍale)

[isim]

[anatomi]

  • Kas

IRAMA

[isim]

  • Iramak işi

MERAM (Kelime Kökeni: Arapça merām)

[isim]

  • İstek

    Benim meramım sana yalnız bir şey sormak. - Ömer Seyfettin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • meram (veya meramını) anlatmak
  • meram etmek
  • meramın elinden bir şey kurtulmaz

[isim]

  • Konya iline bağlı ilçelerden biri

REAYA (Kelime Kökeni: Arapça reʿāyā)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk
  • Tanzimattan önce Osmanlı Devleti'nin Müslüman olmayan uyrukları

    Buradaki Türkler de tek tük reayayı görmemezliğe gelebiliyorlardı. - Abdülhak Şinasi Hisar

[mecaz]

  • Hristiyan

YEREL

[sıfat]

  • Yöresel

[gök bilimi]

  • Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan

[tıp]

  • Sınırlı bir yerle ilgili olan, mevzii, lokal

Birleşik Kelimeler: yerel ağ, yerel korozyon, yerel radyo, yerel saat, yerel televizyon, yerel yayın, yerel yönetim

ARDIL

[isim]

  • Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı

[mantık]

  • Bir çıkarımda varılan sonuç

Birleşik Kelimeler: ardıl görüntü

ADALI

[sıfat]

  • Ada halkından olan (kimse)

    Adayı ve adalıları o kadar sevmeme rağmen bir türlü yıldızım barışmamıştır. - Burhan Felek

AMADE (Kelime Kökeni: Farsça āmāde)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Hazır

DRAMA (Kelime Kökeni: Latince)

[isim]

  • Dram

DELME

[isim]

  • Delmek işi

[sıfat]

  • Delinerek yapılmış

[halk ağzında]

  • Yelek