Dak ile Biten Kelimeler
DAK ile biten 56 kelime bulunuyor. Sonu DAK olan kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "Dak ile başlayan kelimeler. İçinde dak olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
10 Harfli Kelimeler
ŞIRAKKADAK16
9 Harfli Kelimeler
FIŞKIRDAK22, ÇINGIRDAK20, ZONGULDAK20, BINGILDAK19, KIRKBUDAK15
8 Harfli Kelimeler
HOPPADAK23, ŞIPPADAK22, ZIPPADAK22, CUPPADAK22, ŞAPPADAK21, BAĞILDAK20, BAĞIRDAK20, LOPPADAK19, DİŞBUDAK18, FOKURDAK18, FIRILDAK18, FIKIRDAK18, LAPPADAK18, RAPPADAK18, ZINGADAK18, CUMBADAK17, CIBILDAK17, DANGADAK16, KIPIRDAK16, PIRILDAK16
Tümünü Gör
7 Harfli Kelimeler
ÜÇBUDAK17, IŞILDAK14, PATADAK13
6 Harfli Kelimeler
BOYDAK13, ÇARDAK11, MISDAK11, BARDAK10, YARDAK10, KUNDAK9
5 Harfli Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ODAK7, ADAK6
ADAK
-
Adanılan şey, nezir
Hanım, bu aldığınız şeylerin adağını unuttunuz. - Hüseyin Rahmi Gürpınar
Ata Sözleri ve Deyimler
- adak adamak
ARDAK
- İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç
ODAK
- Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus
-
Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer, mihrak
Herkesin ilgisini çeken bir odak olmaktan mutluluk duyardı. - Muzaffer Uyguner
Birleşik Kelimeler: odak noktası
SADAK
-
İçine ok konulan torba veya kutu biçiminde kılıf, okluk
Sadağını ve yayını kepenek altında dikkatlice tutuyordu. - Nihal Atsız
KUNDAK
-
Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez
Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı. - Ömer Seyfettin
-
Bu bezle sarılmış bebek
Dikmen Yıldızı kundağı kucaklayarak ağır, sarsıntılı adımlarla savcının arkasından yürüdü. - Aka Gündüz
-
Saçları yemeninin içine alıp bağlama
Baş kundağı.
-
Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey
Dutların tomurcukları büyümüş, yaprakları burunlarını kundaklarından çıkarmışlardı. - S. F. Abasıyanık
-
Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.
Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım. - Halit Ziya Uşaklıgil
-
Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm
Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi. - Yaşar Kemal
- Arabalarda dingil yatağı
- Ara bozma, fitne, fesat
Ata Sözleri ve Deyimler
- kundak sokmak (veya koymak)
Birleşik Kelimeler: çatal kundak
SUDAK
- Levrekgillerden, tatlı sularda yaşayan, eti beyaz ve lezzetli bir balık (Lucioperca fluviatilis)
BARDAK
-
Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap
Elim titredi, bardağı dudağımda güç tuttum. - Falih Rıfkı Atay
-
Bu kabın alacağı miktarda olan
Mustafa elinde iki bardak çayla içeri giriyor. - Ahmet Ümit
- Boduç, çamçak
- Toprak testi
Ata Sözleri ve Deyimler
- bardağı taşıran damla
- bardağı taşırmak
- bardaktan boşanırcasına yağmak
Birleşik Kelimeler: bardakaltı, bardak eriği, bira bardağı, çay bardağı, likör bardağı, limonata bardağı, rakı bardağı, su bardağı, şampanya bardağı, şarap bardağı, viski bardağı
YARDAK
- Özellikle kötü işlerde yardım
BUDAK
- Ağacın dal olacak sürgünü
- Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm
Birleşik Kelimeler: budak deliği, budak özü, çıkar budak, dişbudak, kırkbudak, üçbudak
DUDAK
-
Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri
Birdenbire kavalı dudaklarına götürdü ve üfürmeye başladı. - Halide Edip Adıvar
-
Ağız
Eve dudağınızda bir şarkı ile dönüyorsunuz. - Haldun Taner
Ata Sözleri ve Deyimler
- dudağını (veya dudaklarını) ısırmak
- dudağının ucuna gelmek
- dudak (veya dudağını) bükmek
- dudak (veya dudağını) büzmek
- dudak dudağa gelmek (veya kalmak)
- dudak ısırmak
- dudak payı bırakmak
- dudak sarkıtmak
- dudak ucuyla söylemek
Birleşik Kelimeler: dudak benzeşmesi, dudak boyası, dudak çukuru, dudakdeğmez, dudak eşlemesi, dudak kalemi, dudak tiryakisi, dudak ünsüzü, dudak yarığı, alt dudak, bal dudak, diş-dudak ünsüzü, diş eti-dudak ünsüzü, tavşan dudak, üst dudak, yarık dudak, dilberdudağı
ÇARDAK (Kelime Kökeni: Farsça çār + Arapça ṭāḳ)
- Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak
-
Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer
Evin bahçeye açılan tahta kapısının üstündeki çardakta koruklar sarkıyordu. - Oktay Rifat
-
Kameriye
Çardağın boşluğuna girdiğimiz vakit durmuş, eliyle yanağımı sıkmış, çenemi okşamıştı. - Refik Halit Karay
- Denizli iline bağlı ilçelerden biri
MISDAK (Kelime Kökeni: Arapça miṣdāḳ)
- Ölçüt
PATADAK
-
Ansızın
Ellerim kulaklarımda olduğundan ikide birde patadak odanın ortasına yuvarlanıyorum. - Hüseyin Rahmi Gürpınar
BOYDAK
- Yükü olmayan yaya
- Bekâr, yalnız, serbest
IŞILDAK
-
Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı, projektör
Çamlıca sırtlarında iki uçaksavar ışıldağı karanlık gökyüzünü tarıyorlardı. - Haldun Taner
- Parlayan, ışıltılı