COŞKULANDIRMAK Harflerini İçeren 9 Harfli Kelimeler

COŞKULANDIRMAK harflerini içeren 9 harfli 27 kelime bulunuyor. 9 harfli COŞKULANDIRMAK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

KONUŞMACI19, CANDAŞLIK18, DOKUNCALI17, ODUNLAŞMA17, DIŞLANMAK16, DIRLAŞMAK16, KUŞKANADI16, KUŞANILMA15, KANDAŞLIK15, OKŞAMALIK15, DORUKLAMA14, DOKUNAKLI14, KONDURMAK14, KIRLAŞMAK14, KORLAŞMAK14, KUMANDALI14, NAKŞOLMAK14, DIRLANMAK13, KORUMALIK13, KALDIRMAK13, KANDIRMAK13, KOKULANMA12, KONUKLAMA12, KORUNAKLI12, ONARILMAK12, KIRKLANMA11, KORLANMAK11

KIRKLANMA

[isim]

  • Kırklanmak işi

KORLANMAK

[nesnesiz]

  • Kor durumuna gelmek

KOKULANMA

[isim]

  • Kokulanmak işi

KONUKLAMA

[isim]

  • Konuklamak işi

KORUNAKLI

[sıfat]

  • Korunağı olan

    Korunaklı sandığım köşe o kadar da korunaklı değildi. Yağmur iliklerime kadar işlemişti. - Sulhi Dölek

ONARILMAK

[nesnesiz]

  • Onarma işine konu olmak, onarma işi yapılmak

    Bir duvar onarılır öteki çöker, ardından dam akardı. - Lâtife Tekin

DIRLANMAK

[nesnesiz]

  • Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek

    Kapısını vurmalı, o zaman uyanır açar diye başlayarak bir hayli dırlandı. - Abdülhak Şinasi Hisar

KORUMALIK

[isim]

  • Koruma sağlayan şey

KALDIRMAK

[-i]

  • Bulunduğu yerden almak

    Örtüyü masanın üzerinden kaldır.

  • Yukarı doğru hareket ettirmek

    Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. - Sait Faik Abasıyanık

  • Yükseltmek

    Duvarı bir metre daha kaldırmalı.

  • Ürün toplamak, taşımak

    İki tarla ötede Çetecioğlu Mustafa, bu yıl mahsulünü kaldırdığı tarlayı nadas etmekle uğraşıyordu. - Nabizade Nâzım

  • Çekmek, taşımak

    Bu araba bu yükü kaldırmaz.

  • Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek

    Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir. - Anayasa

[-e]

  • Hastayı hastaneye götürmek

    Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar. - Aka Gündüz

  • Tören yaparak ölüyü gömmek
  • Toplamak

    Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar. - Necati Cumalı

  • Alıp başka yere götürmek
  • Uyandırmak

    Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni - Halk türküsü

  • Piyasadan çekmek

    İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar.

  • Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak

    Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin.

  • Kaçırmak
  • İyi etmek, iyileştirmek

    Bu ilaç onu yataktan kaldırdı.

  • Bir şeyden çokça satın almak
  • Tayin etmek, atamak

    Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler. - Memduh Şevket Esendal

  • Yok etmek, ortadan silmek

    Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır. - Orhan Seyfi Orhon

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Uygun gelmek, yakışmak

    Bu kumaş fazla süs kaldırmaz.

[argo]

  • Çalmak, aşırmak

Birleşik Kelimeler: başkaldırmak

KANDIRMAK

[-i]

  • Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek

    Beni kendisiyle yalnız bırakmaya ve geceyi beraber geçirmeye kandırmak istiyor. - Etem İzzet Benice

  • Aldatmak

    Kızcağızı yaşadığı muhitteki sabıkalılar kandırarak bir şebekeye sokmuş. - Refik Halit Karay

  • İçme, yeme isteğini karşılamak

DORUKLAMA

[isim]

  • Doruklamak işi

[zarf]

  • Tepeleme

DOKUNAKLI

[sıfat]

  • Etkili, insanın içine işleyen, müessir, patetik

    Seni anlıyorum kızım, dedim. Aklıma daha dokunaklı bir söz gelmedi. - Memduh Şevket Esendal

KONDURMAK

[-e]

  • Konma işini yaptırmak

    Koca dağın başına ne güzel bir yapı kondurmuşuz ama gel gör ki yolunu unutmuşuz. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

  • Gelişigüzel takmak, iliştirmek

    Başına çiçekler kondurmuş.

[-i]

  • Birden yapıvermek veya söyleyivermek

    Öpücüğü kondurdu.

[mecaz]

  • Yakıştırmak, haksız yere birtakım eksiklikler isnat etmek, üzerine yormak

    Bu senetle bana kondurduğunuz eksikliklerden bir kısmını üstümden atmış olacaktım. - Ruşen Eşref Ünaydın

KIRLAŞMAK

[nesnesiz]

  • Rengi kır olmak

    Bir ay boyunca, kırlaşan saçlarına tarak sürmedi. - Lâtife Tekin

[nesnesiz]

  • Kırsal duruma gelmek

    Burası memleketin bir temiz köşesi, şehrin kırlaşmış bir bucağı... - Memduh Şevket Esendal

KORLAŞMAK

[nesnesiz]

  • Kor durumuna gelmek