Cel ile Başlayan Kelimeler

CEL ile başlayan 24 kelime bulunuyor. Başında CEL olan kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Cel ile biten kelimeler. İçinde cel olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

CELALLENİVERMEK25, CELALLENEBİLMEK21

14 Harfli Kelimeler

CELALLENİVERME24, CELALLENEBİLME20

11 Harfli Kelimeler

CELALLENMEK15

10 Harfli Kelimeler

CELALLENME14

9 Harfli Kelimeler

CELBETMEK15, CELALLİCE15, CELLATLIK13, CELALİLİK12

8 Harfli Kelimeler

CELPNAME16, CELEPLİK15, CELBETME14

7 Harfli Kelimeler

CELADET12, CELALLİ10

6 Harfli Kelimeler

CELLAT9, CELALİ9

5 Harfli Kelimeler

CELEP12, CELBE10, CELSE9, CELİL8, CELAL8

4 Harfli Kelimeler

CELP11, CELİ7

CELAL (Kelime Kökeni: Arapça celāl)

[isim]

[eskimiş]

  • Büyüklük, ululuk
  • Öfke, kızgınlık

    Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal? - Mehmet Akif Ersoy

CELLAT (Kelime Kökeni: Arapça cellād)

[isim]

  • Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse

    İçlerinden biri atından inerek celladın burnuna kapı gibi bir fermanı dayadı. - İhsan Oktay Anar

[sıfat]

[mecaz]

  • Acımasız, katı yürekli, kolaylıkla suç işleyen, zalim

Ata Sözleri ve Deyimler

  • cellat gibi

CELAL (Kelime Kökeni: Arapça celāl)

[isim]

[eskimiş]

  • Büyüklük, ululuk
  • Öfke, kızgınlık

    Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal? - Mehmet Akif Ersoy

CELSE (Kelime Kökeni: Arapça celse)

[isim]

  • Oturum

    Bir ay sonraki celsede de yeni savcının evvelkine katılması üzerine ittifakla beraat kararı. - Necip Fazıl Kısakürek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • celseyi açmak
  • celseyi tatil etmek

Birleşik Kelimeler: açık celse, gizli celse, hafi celse

CELBE

[isim]

  • Avcı çantası

CELP (Kelime Kökeni: Arapça celb)

[isim]

[askerlik]

  • Askerlik görevini yapmaya çağırma

    Bu celpte yüz er geldi.

[hukuk]

  • Çağrı belgesi

    Mahkeme celbinin gelmesi gecikti. - Tarık Buğra

[eskimiş]

  • Getirtme, kendi üzerine çekme

Birleşik Kelimeler: celbetmek, celp kâğıdı, celpname

CELAL (Kelime Kökeni: Arapça celāl)

[isim]

[eskimiş]

  • Büyüklük, ululuk
  • Öfke, kızgınlık

    Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal? - Mehmet Akif Ersoy

CELADET (Kelime Kökeni: Arapça celādet)

[isim]

[eskimiş]

  • Yiğitlik, kahramanlık

CELEP (Kelime Kökeni: Arapça celeb)

[isim]

[eskimiş]

  • Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse

    Sen kasap mısın, koyun tüccarı mı, celeplerle senin ne işin var? - Osman Cemal Kaygılı

[tarih]

  • İç oğlanı

CELLATLIK

[isim]

  • Cellat olma durumu
  • Celladın görevi

[mecaz]

  • Katı yüreklilik, zalimlik

CELALLENME

[isim]

  • Celallenmek işi

CELBETME

[isim]

  • Celbetmek işi

CELALLENMEK

[nesnesiz]

  • Öfkelenmek, kızmak

CELBETMEK (Kelime Kökeni: Arapça celb + Türkçe etmek)

[-i]

  • Kendine çekmek

    Sonra memnuniyetimi celbetmek için olacak bir türkü çağırmaya başladı. - Refik Halit Karay

  • Getirtmek

CELPNAME (Kelime Kökeni: Arapça celb + Farsça nāme)

[isim]

[hukuk]

  • Çağrı belgesi