Bır ile Başlayan Kelimeler

BIR ile başlayan 24 kelime bulunuyor. Başında BIR olan kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Bır ile biten kelimeler. İçinde bır olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

BIRAKTIRABİLMEK22

14 Harfli Kelimeler

BIRAKILIVERMEK26, BIRAKTIRABİLME21, BIRAKILABİLMEK21

13 Harfli Kelimeler

BIRAKILIVERME25, BIRAKILABİLME20, BIRAKTIRILMAK19

12 Harfli Kelimeler

BIRAKIVERMEK23, BIRAKTIRILMA18, BIRAKABİLMEK18

11 Harfli Kelimeler

BIRAKIVERME22, BIRAKABİLME17, BIRAKTIRMAK16

10 Harfli Kelimeler

BIRAKIŞMAK18, BIRAKILMAK15, BIRAKTIRMA15

9 Harfli Kelimeler

BIRAKIŞMA17, BIRAKILIŞ17, BIRAKILMA14

8 Harfli Kelimeler

BIRAKMAK12

7 Harfli Kelimeler

BIRAKIŞ14, BIRAKIM12, BIRAKIT11, BIRAKMA11

BIRAKIT

[isim]

[hukuk]

  • Miras

BIRAKMA

[isim]

  • Bırakmak işi

BIRAKMAK

[-i]

  • Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak

[nesnesiz]

  • Koymak

    Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. - Tarık Buğra

  • Bir işi başka bir zamana ertelemek

    Gezmeyi haftaya bıraktık.

  • Unutmak

    Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?

  • Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
  • Saklamak, artırmak

    Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.

  • Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek

    Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı. - Falih Rıfkı Atay

[nesnesiz]

  • Engel olmamak

    Bırak, burasını benim defterimden okuyayım. - Ömer Seyfettin

  • Sarkıtmak

    Saçlarını omzuna bırakmış.

[nesnesiz]

  • Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak

    Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu. - Cahit Uçuk

  • Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek

    Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı. - Halide Edip Adıvar

[nesnesiz]

  • Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak

    Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim. - Refik Halit Karay

[nesnesiz]

  • Bıyık veya sakal uzatmak

[nesnesiz]

  • Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak

    Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı? - Refik Halit Karay

  • Boşamak

    Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler. - Ömer Seyfettin

  • Kötü bir durumda terk etmek
  • Ayrılmak, terk etmek

    Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi. - Peyami Safa

  • Sınıf geçirmemek, döndürmek

    Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.

[-e]

  • Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek

    Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım. - Memduh Şevket Esendal

[-e]

[-i]

  • Bakılmak, korunmak için vermek

    Eşyamı size bırakacağım.

[nesnesiz]

  • Yanına almamak, yanında götürmemek

    Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim. - Atatürk

[-e]

[-i]

  • Sahiplik hakkını başkasına vermek

    Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.

[nesnesiz]

  • Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak

[nesnesiz]

  • Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek

    İz bırakmak. Leke bırakmak.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bırak Allah'ını seversen
  • bırak ki
  • bıraktığı (veya bağladığı) yerde (veya çayırda) otlamak

BIRAKIM

[isim]

  • Bırakma işi

Birleşik Kelimeler: iş bırakımı

BIRAKILMA

[isim]

  • Bırakılmak işi

BIRAKIŞ

[isim]

  • Bırakma işi

    Şimdi hüzün vardı, yorgunluk ve kendisini bütünüyle bırakış vardı. - Tarık Buğra

BIRAKILMAK

[nesnesiz]

  • Bırakma işine konu olmak, terk edilmek

    Önüne bırakılmış dosyalar dağ gibiydi. - Ayşe Kulin

BIRAKTIRMA

[isim]

  • Bıraktırmak işi

BIRAKTIRMAK

[-e]

[-i]

  • Bırakmasını sağlamak, bırakmasına yol açmak

Birleşik Kelimeler: iş bıraktırımı

BIRAKABİLME

[isim]

  • Bırakabilmek işi

BIRAKIŞMA

[isim]

[askerlik]

  • Ateşkes

BIRAKILIŞ

[isim]

  • Bırakılma işi

BIRAKTIRILMA

[isim]

  • Bıraktırılmak işi

BIRAKABİLMEK

[-i]

[nesnesiz]

  • Bırakma ihtimali veya imkânı bulunmak

    Öyleyse bana da bir lakap bul, dedi sallanmaktan başı dönen tuzluğu nihayet masaya bırakabildiğinde. - Elif Şafak

  • Bırakma gücü bulunmak

BIRAKIŞMAK

[-i]

  • Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak, ateşkes yapmak, mütareke yapmak