Bü ile Başlayan 5 Harfli Kelimeler

BÜ harfleri ile başlayan 5 harfli 24 kelime bulunuyor. Başında olan 5 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde Bü olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ĞLÜ18, ZGÜ18, LUĞ17, ĞET16, VET15, RGÜ15, CÜR14, KÜŞ14, KÜÇ14, ZÜK14, YÜK13, ZME13, TÇE12, RÜM12, KÜM12, TÜN11, RÜK11, NYE11, KÜN11, KÜK11, KME10, TEN9, TAN9, KEN9

BÜTEN (Kelime Kökeni: Fransızca butène)

[isim]

[kimya]

  • Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı

BÜTAN (Kelime Kökeni: Fransızca butane)

[isim]

[kimya]

  • Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan HC formülündeki hidrokarbür gazı

BÜKEN

[isim]

[anatomi]

  • Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı

BÜKME

[isim]

  • Bükmek işi
  • Bükülmüş kaytan veya iplik

[spor]

  • Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı

Birleşik Kelimeler: gıcırı bükme

BÜTÜN

[sıfat]

  • Eksiksiz, tam

    Size bütün bir kış için kuru ot temin edecek. - Nazım Hikmet

  • Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi

    Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Bozuk olmayan (para)

    Bütün para.

  • Parçalanmamış

[isim]

  • Birlik, tamlık

    Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. - Orhan Veli Kanık

Birleşik Kelimeler: bütün bütün, bütün bütüne, bütün çıplaklığıyla, başı bütün, dini bütün, kuruluşlar bütünü

BÜRÜK

[isim]

  • Çarşaf, başörtüsü
  • Duvak

    Attan iniyom attan / Bürüğüm yedi kattan - Halk türküsü

BÜNYE (Kelime Kökeni: Arapça bunye)

[isim]

  • Vücut yapısı

    Bünyesi de, ruhu da hayatın güçlükleriyle ve yoksullukları ile çarpışarak mukavemet ve kudret kazanmıştı. - İbrahim Alâeddin Gövsa

  • Yapılış, kuruluş

    İlk bakışta fertlerin toplum bünyesi içinde çizdiği belirli çizgiler bunlardır. - Çetin Altan

  • Bir kurum, kuruluş veya iş yerinin iç yapısı

Birleşik Kelimeler: sosyal bünye

BÜKÜN

[isim]

[dil bilgisi]

  • Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması, insiraf

BÜKÜK

[sıfat]

  • Bükülmüş, eğilmiş olan

Birleşik Kelimeler: beli bükük, boynu bükük

BÜTÇE (Kelime Kökeni: Fransızca budget)

[isim]

  • Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü

    Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı. - Samiha Ayverdi

  • Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar

Birleşik Kelimeler: bütçe açığı, bütçe dengesi, bütçe yılı, destekli bütçe, ek bütçe, genel bütçe, idari bütçe, katma bütçe, konsolide bütçe, mülhak bütçe, aile bütçesi

B

[kimya]

  • Bor elementinin simgesi

BÜKÜM

[isim]

  • Bükme işi
  • Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım

    Cebine koyarken kâğıt yere düştü, bükümü açıldı. - Burhan Felek

  • Bir kerede eğrilmiş iplik, yün miktarı

BÜYÜK

[sıfat]

  • Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı

    Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. - Yusuf Ziya Ortaç

  • Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)

    Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. - Peyami Safa

  • Niceliği çok olan

    Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. - Reşat Nuri Güntekin

  • Üstün niteliği olan

    Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. - Nurullah Ataç

  • Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş

    Büyüklerin tandır sefasına ayıracak zamanları yoktu. - Ayla Kutlu

[mecaz]

  • Önemli

    Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. - Tarık Buğra

[isim]

  • Büyük abdest

[isim]

[mecaz]

  • Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse

Ata Sözleri ve Deyimler

  • büyük (söz) söylemek
  • büyük balık küçük balığı yutar
  • büyük başın derdi büyük olur
  • büyük gelmek
  • büyük görmek (veya bilmek veya tutmak)
  • büyük laf etmek
  • büyükle büyük, küçükle küçük olmak
  • büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpmek
  • büyük lokma ye büyük söz söyleme
  • büyük oynamak
  • büyük sözüme tövbe!
  • büyükten büyüğe
  • büyük yemin etmek

Birleşik Kelimeler: büyük abdest, büyük aile, büyük amiral, büyükana, büyükanne, Büyükayı, büyükbaba, büyükbaş, büyük boy, büyük çember, büyük dalga, büyük defter, büyükelçi, büyük hanım, büyük harf, büyük kalori, büyük kan dolaşımı, büyük mağaza, büyük mevlit ayı, büyük orta, büyük önerme, büyük para, büyükpeder, büyük sesli uyumu, büyükşehir, büyük tansiyon, büyük terim, büyük tövbe ayı, büyük ünlü uyumu, ağzı büyük, burnu büyük, küçüklü büyüklü

BÜZME

[isim]

  • Büzmek işi

[sıfat]

  • Ağzı büzülerek kapatılan (kese, torba, çarşaf vb.)

    Öbürü dolgunca ve büzme çarşaflı. - Refik Halit Karay

BÜCÜR

[sıfat]

  • Ufak tefek ve kısa boylu (kimse)

    Bu bücürü yeni tıkıldığı karakolun birinden ben çıkarttım. - Nazım Hikmet

  • Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan

    Nice bücür kaide adamı gramerci görülmüştür ki dev boylu şair ve sanatkârların kelime ve imla yanlışlarını ortaya dökmüştür. - Necip Fazıl Kısakürek