BURHANİYE Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

BURHANİYE harflerini içeren 5 harfli 26 kelime bulunuyor. 5 harfli BURHANİYE kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

HAYBE13, BUHAR12, BAHRİ11, BAHİR11, HABER11, HARBE11, HARBİ11, İHBAR11, NEHİY11, YAHNİ11, RUHEN10, ABİYE9, BİREY9, BEYİN9, BEYAN9, NEHİR9, RAHNE9, REHİN9, BİRUN8, RUBAİ8, URBAN8, BİNER7, ERBİN7, ENAYİ7, İBARE7, YAREN7

BİNER

[sıfat]

  • Bin sayısının üleştirme sayı sıfatı
  • Her birine bin, her defasında bini bir arada olan

ERBİN (Kelime Kökeni: Fransızca erbine)

[isim]

[kimya]

  • Erbiyum oksit (Er2O3) veya erbiyum hidroksit, Er(OH)2

ENAYİ

[sıfat]

[argo]

  • Fazla bön, avanak, et kafalı, budala

    İyice buldum kafayı, sen daha bulmadıysan enayisin. - Attila İlhan

Birleşik Kelimeler: enayi dümbeleği

İBARE (Kelime Kökeni: Arapça ʿibāre)

[isim]

  • Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz

    Şu ibarelerin neresinde dilimizin şivesine uygunluk var? - Ahmet Rasim

YÂREN (Kelime Kökeni: Farsça yārān)

[isim]

  • Arkadaş, yakın dost

    Görmeye gelenleri, hâl hatır soranları / Sevgili yârenleri görmez olasın bir gün - Yunus Emre

  • Dostların oluşturduğu topluluk

Birleşik Kelimeler: yârenbaşı

BİRUN (Kelime Kökeni: Farsça bīrūn)

[isim]

[tarih]

  • Osmanlı sarayında Harem dairesinin ve Enderun'un dışında kalan bölüm

RUBAİ (Kelime Kökeni: Arapça rubāʿī)

[isim]

[edebiyat]

  • Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir, dördül

    Bu rubailer basit olmakla beraber onlarda hayalden çok, mücerrede doğru bir akış vardır. - Asaf Halet Çelebi

URBAN (Kelime Kökeni: Arapça ʿurbān)

[isim]

[eskimiş]

  • Çöl Arapları

    Büyük harpte Osmanlı hazinesinin büyük bir kısmını çöl ve Urban yemiştir. - Falih Rıfkı Atay

ABİYE (Kelime Kökeni: Fransızca habillé)

[isim]

  • Gece kıyafeti

BİREY

[isim]

  • Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert

    Matbaanın bulunması, sanat ve kültür olaylarından tüm bireylerin nasiplenmesi yolunu açtı. - Aydın Boysan

  • Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri

[mantık]

  • Bir türün kapsamı içine giren somut varlık

[ruh bilimi]

  • İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert

[toplum bilimi]

  • Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert

Birleşik Kelimeler: birey oluş, bireyüstü

BEYİN

[isim]

[anatomi]

  • Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ
  • Muhakeme, usa vurma

[mecaz]

  • Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse

[mecaz]

  • Akıl, anlayış

[mecaz]

  • Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse

    Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli beyinlerden biridir. - Haldun Taner

Ata Sözleri ve Deyimler

  • beyin yıkamak
  • beyni atmak
  • beyni bulanmak
  • beyni karıncalanmak
  • beyni kaynamak
  • beyninden vurulmuşa dönmek
  • beyninde şimşekler çakmak
  • beynine girmek
  • beynine vurmak
  • beynini dağıtmak
  • beynini kemirmek
  • beyni sıçramak
  • beyni sulanmak

Birleşik Kelimeler: beyin cerrahı, beyin cerrahisi, beyin çizgesi, beyin fırtınası, beyin göçü, beyin gücü, beyin jimnastiği, beyin kabuğu, beyin kanaması, beyin karıncıkları, beyin omurilik sıvısı, beyinorağı, beyin takımı, beyin üçgeni, beyin yangısı, beyin zarı, elektronik beyin, kargabeyni

BEYAN (Kelime Kökeni: Arapça beyān)

[isim]

  • Bildirme

[edebiyat]

  • Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • beyan etmek

Birleşik Kelimeler: beyan değeri, beyanname, ayan beyan, irade beyanı, mal beyanı

NEHİR (Kelime Kökeni: Arapça nehr)

[isim]

  • Irmak

    Bir nehre benzeyen tarihte hiçbir an tekrarlanmaz. - Mehmet Kaplan

Birleşik Kelimeler: nehir roman

RAHNE (Kelime Kökeni: Farsça raḫne)

[isim]

[eskimiş]

  • Gedik

    Bir taraftan aylık taksiti bütçesinde büyük bir rahne açan bu borcu senelerce ödeye ödeye bitirememiş. - Abdülhak Şinasi Hisar

REHİN (Kelime Kökeni: Arapça rehn)

[isim]

[ticaret]

  • Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey

    Evim rehinde olduğu için ona dalgıçlık etmek zorundayım. - Halikarnas Balıkçısı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • rehin almak
  • rehine koymak (veya vermek)
  • rehin etmek
  • rehin vermek