BOĞUKLAŞABİLME Harflerini İçeren 7 Harfli Kelimeler

BOĞUKLAŞABİLME harflerini içeren 7 harfli 28 kelime bulunuyor. 7 harfli BOĞUKLAŞABİLME kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Boğuklaşabilme ile başlayan 7 harfli kelimeler. İçinde Boğuklaşabilme olan 7 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

BOĞUŞMA22, BOĞULMA19, LOĞLAMA16, BOŞLAMA14, BOŞAMAK14, BOŞALMA14, BULAŞMA14, KUBAŞMA14, BOMBELİ13, ELMABAŞ13, KOŞULMA13, OLUŞMAK13, BAŞKALE12, KUBBELİ12, ULAŞMAK12, BOKLAMA11, BOLALMA11, BULAMAK11, KABLOLU11, MUKABİL11, AMABİLE10, BUKLELİ10, LAUBALİ10, MAKABİL10, KOLLAMA9, KALOMEL9, MUALLAK9, EKOLALİ8

EKOLALİ (Kelime Kökeni: Fransızca écholalie)

[isim]

[ruh bilimi]

  • Yankılı konuşma

KOLLAMA

[isim]

  • Kollamak işi

    Bu plan üzerinde anlaştılar, sırlarını kimseye sızdırmadılar ve fırsat kollamaya başladılar. - Necip Fazıl Kısakürek

KALOMEL (Kelime Kökeni: Fransızca calomel)

[isim]

[kimya]

  • Tatlı sülümen

MUALLAK (Kelime Kökeni: Arapça muʿallaḳ)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Asılmış, asılı

[mecaz]

  • Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış

    Komite mahkemesince verilip de nasılsa icra olunmayan muallak kararları yerine getirirdi. - Ömer Seyfettin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • muallakta olmak (veya kalmak)

AMABİLE (Kelime Kökeni: İtalyanca amabile)

[zarf]

[müzik]

  • Sevimli ve cana yakın bir biçimde (çalınmak)

BUKLELİ

[sıfat]

  • Kıvrım kıvrım olan (saç)

    Giderek unuttu ve yalnızca sarı bukleli bir genç kızı hatırlar oldu. - Reha Mağden

LAUBALİ (Kelime Kökeni: Arapça lāʾubālī)

[sıfat]

  • Saygısız, çekinmesi olmayan

    O ilk gönderdiği laubali ve kaba haberi yumuşatmış. - Samiha Ayverdi

  • Senli benli, teklifsiz

    Gelenlerden biri gülerek laubali bir tavırla ona yaklaştı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Davranışları ölçülü, olgun olmayan, ciddiyetsiz

[zarf]

  • Aşırı samimi bir biçimde, teklifsizce

Ata Sözleri ve Deyimler

  • laubali olmak

MAKABİL (Kelime Kökeni: Arapça māḳabl)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir şeyin öncesi, geçmişi

Birleşik Kelimeler: makabline şamil

BOKLAMA

[isim]

  • Boklamak işi

BOLALMA

[isim]

  • Bolalmak işi veya durumu

BULAMAK

[-e]

[-i]

  • Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak

    Balığı una bulamak.

KABLOLU

[sıfat]

  • Kablosu olan
  • Kablo aracılığıyla işlevini yapan (araç, gereç)

Birleşik Kelimeler: kablolu yayın

MUKABİL (Kelime Kökeni: Arapça muḳābil)

[sıfat]

  • Bir şeye karşılık olarak yapılan, bir şeyin karşılığı olan

    Düşmanlarla beraber Anadolu'da mukabil teşkilat yapmak üzere yetmiş beş kişi kadar göndermiş. - Atatürk

  • Bir şeyin karşısında bulunan
  • Karşılıklı

    Hatta bir halıdaki mukabil iki şekilden bile biri diğerine tamamıyla müşabih değildir. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

[zarf]

  • Karşılık olarak

    Bir iki iyi habere mukabil her gün nice kaza ve bela haberleri verir. - Abdülhak Şinasi Hisar

[zarf]

  • Rağmen

    Oraya altın parlaklığı veren guruplara mukabil buradan her sabah pırıl pırıl bir güneş doğduğunu da ben çok defalar gördüm. - Asaf Halet Çelebi

BAŞKALE

[isim]

  • Van iline bağlı ilçelerden biri

KUBBELİ

[sıfat]

  • Kubbesi olan
  • Kubbe biçiminde olan

Birleşik Kelimeler: kubbeli delik