Boğ ile Başlayan Kelimeler

BOĞ ile başlayan 87 kelime bulunuyor. Başında BOĞ olan kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde boğ olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

BOĞAZLAYIVERMEK38, BOĞAZLAYABİLMEK33, BOĞUKLAŞABİLMEK32, BOĞAZLANABİLMEK31, BOĞAZLATABİLMEK31, BOĞUMLANABİLMEK30

14 Harfli Kelimeler

BOĞAZLAYIVERME37, BOĞAZLAYABİLME32, BOĞUKLAŞABİLME31, BOĞAZLANABİLME30, BOĞAZLATABİLME30, BOĞUKLAŞTIRMAK30, BOĞUMLANABİLME29

13 Harfli Kelimeler

BOĞDURUVERMEK34, BOĞDURABİLMEK29, BOĞUKLAŞTIRMA29, BOĞAZLATILMAK28

12 Harfli Kelimeler

BOĞDURUVERME33, BOĞULUVERMEK31, BOĞUŞABİLMEK29, BOĞDURABİLME28, BOĞAZLATILMA27, BOĞULABİLMEK26

11 Harfli Kelimeler

BOĞULUVERME30, BOĞAZSIZLIK30, BOĞUŞABİLME28, BOĞAZLAŞMAK28, BOĞUKLAŞMAK26, BOĞDURULMAK26, BOĞULABİLME25, BOĞAZLATMAK25, BOĞAZLANMAK25, BOĞUMLANMAK24

10 Harfli Kelimeler

BOĞUVERMEK28, BOĞAZLAŞMA27, BOĞUŞULMAK26, BOĞUMLANIŞ26, BOĞAZLIYAN26, BOĞUKLAŞMA25, BOĞDURULMA25, BOĞDURTMAK24, BOĞAZLATMA24, BOĞAZLANMA24, BOĞAZLAMAK24, BOĞAZKESEN24, BOĞUMLAMAK23, BOĞABİLMEK23, BOĞUMLANMA23

9 Harfli Kelimeler

BOĞUVERME27, BOĞUŞULMA25, BOĞMACALI24, BOĞDURTMA23, BOĞDURMAK23, BOĞAZLAMA23, BOĞUMLAMA22, BOĞAZKALE22, BOĞABİLME22, BOĞASAMAK21

8 Harfli Kelimeler

BOĞAZSIZ26, BOĞUŞMAK23, BOĞDURMA22, BOĞASAMA20, BOĞMAKLI20, BOĞULMAK20

7 Harfli Kelimeler

BOĞUŞMA22, BOĞULUŞ22, BOĞMACA21, BOĞAZLI21, BOĞUMLU20, BOĞUNUK19, BOĞUNTU19, BOĞULMA19, BOĞASAK18, BOĞALIK18, BOĞANAK17

6 Harfli Kelimeler

BOĞUCU21, BOĞUNÇ20, BOĞASI18, BOĞADA18, BOĞMAK17, BOĞATA16

5 Harfli Kelimeler

BOĞAZ18, BOĞUM17, BOĞUK16, BOĞMA16, BOĞAK15

4 Harfli Kelimeler

BOĞA14

BOĞA

[isim]

  • Damızlık erkek sığır

Ata Sözleri ve Deyimler

  • boğa gibi
  • boğaya çekmek
  • boğaya gelmek

Birleşik Kelimeler: boğa güreşi

[isim]

[gök bilimi]

  • Zodyak üzerinde Koç ile İkizler arasında yer alan takımyıldızın adı, Sevir

BOĞAK

[isim]

[halk ağzında]

  • Anjin

BOĞATA (Kelime Kökeni: İtalyanca bigotta)

[isim]

[denizcilik]

  • Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara

BOĞUK

[sıfat]

  • Kısılmış (ses)

    Zeyno'nun birdenbire boğazından boğuk bir ses çıktı. - Halide Edip Adıvar

BOĞMA

[isim]

  • Boğmak işi

Birleşik Kelimeler: boğma rakı

BOĞANAK

[isim]

[halk ağzında]

  • Sağanak, bora

BOĞMAK

[isim]

  • Boğum yeri

[-i]

  • Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek

    Zavallıyı az kalsın gırtlağından yakalayıp boğacaktı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak
  • Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek
  • Renkler uygun düşmemek

    Koyu yeşil renk odayı boğdu. Bu renk seni boğmuş.

[mecaz]

  • Silik bir duruma getirmek, bastırmak

    Galiba bunları dinlememek, duymamak için konuşuyorum; seslerini boğmak, bastırmak için durmamacasına gevezelik ediyorum. - Refik Halit Karay

[-e]

[mecaz]

  • Tamamıyla kaplamak, sarmak

    Ampulün kör ışığı, dükkânı alaca bir loşluğa boğmuştu. - Mahmut Yesari

[-e]

[-i]

[mecaz]

  • Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak

    Güllü'nün boynuna sarılan Cemile, kadının hafif çilli, tombul yanaklarını öpücüklere boğdu. - Orhan Kemal

[-e]

[-i]

[mecaz]

  • Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak

    Zaten durumun vahametini sezen müdürle hoca, işi gürültüye boğmak için Atatürk'e müfredat programına dair bir şeyler anlatmaya başladılar. - Haldun Taner

[mecaz]

  • Gelişmesine engel olmak

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Bunaltmak

    Daha sıcak basmamıştı; güneş henüz yakmıyor, hava daha boğmuyordu. - Refik Halit Karay

Birleşik Kelimeler: ayıboğan, bağboğan, çakalboğan, gelinboğan, itboğan, kadıboğan, kaplanboğan, kurtboğan

BOĞUM

[isim]

  • Boğulmuş, sıkılmış yer
  • Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü

    Sağ elinin şehadet parmağının ilk boğumuyla tetiği çekti. - Ömer Seyfettin

[anatomi]

  • İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer

    Lenf boğumları. Sinir boğumları.

Birleşik Kelimeler: boğum boğum

BOĞASAK

[isim]

[halk ağzında]

  • Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek

BOĞALIK

[isim]

  • Boğa olarak kullanılmak için ayrılan bir yaşından yukarı erkek sığır

BOĞASI (Kelime Kökeni: İspanyolca bocaci)

[isim]

  • İnce bez

BOĞADA (Kelime Kökeni: İtalyanca bucata)

[isim]

[eskimiş]

  • Küllü veya sodalı su ile çamaşır yıkama
  • Yıkanmak üzere hazırlanmış çamaşırın üzerine sıcak kül suyu süzme işi

    Karına söyle, boğadayı çok sert yapmasın, çamaşırları çürütür. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

BOĞAZ

[isim]

  • Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak

    Ses, ciğerlerde biriken havanın boğaza çarpması demektir. - Ömer Seyfettin

  • Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm

    Şişenin boğazı. Testinin boğazı.

  • İki dağ arasında dar geçit

    Yol üzerindeki derbentleri ve boğazları işgal ederek ordunun başında bunları takip ediyordu. - Feridun Fazıl Tülbentçi

  • Yedirip içirme yükümü, iaşe

    İşçilerin boğazı bizden olacak.

[mecaz]

  • Yiyeceği içeceği sağlanan kimse

    Hayat zor anne, kaç boğazız evde, ağabeyim hangi birimize yetişsin. - Ayşe Kulin

[mecaz]

  • Yeme içme

    Boğazına düşkün.

[coğrafya]

  • İki kara arasındaki dar deniz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • boğaz açmak
  • boğaz boğaza gelmek
  • boğaz dokuz boğumdur
  • boğaz durmaz
  • boğazı açılmak
  • boğazı düğümlenmek
  • boğazı inmek
  • boğazı işlemek
  • boğazı kurumak
  • boğazına bir yumruk tıkanmak (veya gelip oturmak)
  • boğazına dikkat etmek
  • boğazına dizilmek
  • boğazına durmak
  • boğazına indirmek
  • boğazına kadar
  • boğazına sarılmak
  • boğazında düğümlenmek
  • boğazında kalmak
  • boğazından artırmak
  • boğazından geçmemek
  • boğazından kesmek
  • boğazını doyurmak
  • boğazını sevmek
  • boğazını sıkmak
  • boğazını yırtmak
  • boğaz içinde kavga var
  • boğaz ola
  • boğaz olmak

Birleşik Kelimeler: boğaz derdi, boğaz kavgası, boğazkesen, boğaz meselesi, boğaz tokluğuna, boğazına düşkün, boşboğaz, darboğaz, dar boğaz, kör boğaz, pisboğaz, sıkboğaz, dümen boğazı

BOĞUNUK

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Kısık, boğuk
  • Sıkıntılı, kapalı, donuk

BOĞUNTU

[isim]

  • Zor soluk alma
  • Sıkıntı

    Sen hiçbir zaman bilmeyeceksin bu korkunç boğuntuyu, bu çaresizliği. - Nazlı Eray

[argo]

  • Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr

    Boğuntuya biterim, Mustafa kardeşim. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • boğuntuya getirmek