BOZUVERMEK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

BOZUVERMEK harflerini içeren 5 harfli 24 kelime bulunuyor. 5 harfli BOZUVERMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

MEVZU16, BOZUM13, BOZUK12, KUVER12, VERME12, VEREM12, BEZME11, ZEBUR11, BEZEK10, EZBER10, KEBZE10, MEZRU10, BORUK9, EZMEK9, OBRUK9, MORUK8, OKUME8, ZEKER8, KROME7, ERMEK6, KEREM6, KEMER6, KEMRE6, MEREK6

ERMEK

[-e]

  • Erişmek

    Nereden geldiğini anlamadığı bir ataklığa ermişti. - Necati Cumalı

  • Kavuşmak
  • Yetişip dokunmak

    Eli tavana ermek.

[nesnesiz]

  • İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek

[nesnesiz]

  • Ürün olgunlaşmak

    Arpalar erdi de gelin, girdik yolmaya - Halk türküsü

[nesnesiz]

[din bilgisi]

  • Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • erdiğine erer, ermediğine taş atar

Birleşik Kelimeler: aşermek

KEREM (Kelime Kökeni: Arapça kerem)

[isim]

[eskimiş]

  • Soyluluk, ululuk, büyüklük, asalet
  • Bağış olarak verme, iyilik, cömertlik, eli açıklık, lütuf

    Bir başka kerem beklemez artık gelecekten. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kerem buyurun (veya eyleyin)
  • kerem etmek

Birleşik Kelimeler: kerem sahibi

KEMER (Kelime Kökeni: Farsça kemer)

[isim]

  • Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı

    Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı. - Peyami Safa

  • Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü
  • Emniyet kemeri

[sıfat]

  • Tümsekli

    Kemer burun.

[anatomi]

  • Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı

    Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri.

[jeoloji]

  • Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı

[mimarlık]

  • İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı

    Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı. - Oğuz Atay

[eskimiş]

  • Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kemer (veya kemerini) sıkmak
  • kemeri dolu olmak

Birleşik Kelimeler: kemer bağlama, kemer gözü, kemer patlıcanı, bel kemeri, emniyet kemeri, su kemeri

[isim]

  • Antalya iline bağlı ilçelerden biri
  • Burdur iline bağlı ilçelerden biri

KEMRE

[isim]

[halk ağzında]

  • Gübre, tezek
  • Deride kalınlaşmış kir tabakası
  • Başta olan kepek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kemre bağlamak

MEREK

[isim]

[halk ağzında]

  • Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır

KROME (Kelime Kökeni: Fransızca chromé)

[sıfat]

  • Kromdan yapılmış veya kromla kaplanmış

    Kolundaki krome saate göz attı. - Refik Halit Karay

MORUK (Kelime Kökeni: Ermenice)

[isim]

[argo]

  • Gençlere göre yaşlı anne, baba

    Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış. - Sait Faik Abasıyanık

  • Yaşlı erkek

OKUME (Kelime Kökeni: Latince)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Afrika'da yetişen, kerestesi parlak, öz odunu mor, dış odunu pembe renkli bir ağaç (Aucoumea)

ZEKER (Kelime Kökeni: Arapça ẕeker)

[isim]

[eskimiş]

  • Erkeklik organı

BORUK

[isim]

[bitki bilimi]

  • Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir tür ot

EZMEK

[-i]

  • Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek

    Ben kendi hesabıma aruzu bir bal mumu gibi ezer, oynar, istediğim şekle sokardım. - Enis Behiç Koryürek

  • Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek

    Rüzgârın içinde birbirini ezercesine kaçıştılar. - Sait Faik Abasıyanık

[nesnesiz]

  • Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek

    Şerbet için şeker ezmek. Boya ezmek.

[mecaz]

  • Üzmek, sıkıntıya sokmak

    Seven kalbi ezmek, sevmeyen kalbi durdurmaktan daha affedilmez bir cinayettir. - Aka Gündüz

[mecaz]

  • Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak

    Bu yol hayvanı ezdi.

[mecaz]

  • Yenmek, sindirmek

    Düşmanı ezmek.

[argo]

  • Harcamak

    Paraları bir haftada ezerim. - Sait Faik Abasıyanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ez de suyunu iç
  • ezip büzmek

Birleşik Kelimeler: ezimevi, elezer, özezer, karıncaezmez

OBRUK

[sıfat]

  • Çok yemek yiyen, çok iştahlı

[matematik]

[fizik]

  • İçbükey

[isim]

  • İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu

BEZEK

[isim]

  • Süs, ziynet
  • Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri

EZBER (Kelime Kökeni: Farsça ezber)

[isim]

  • Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma

    Ezberi düşünmekten, söylediklerimizin anlamını düşünmezdik. - Çetin Altan

  • Ezberleme ve akılda tutma yeteneği

[eskimiş]

  • Ezber edilecek ders

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ezber bozmak
  • ezber etmek
  • ezberinde olmak
  • ezber okumak

KEBZE

[isim]

[halk ağzında]

  • Kürek kemiği