BİÇİMSEL Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

BİÇİMSEL harflerini içeren 5 harfli 21 kelime bulunuyor. 5 harfli BİÇİMSEL kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Biçimsel ile başlayan 5 harfli kelimeler. İçinde Biçimsel olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

BİÇİM11, BİÇEM11, BİÇME11, SEÇİM10, ÇELİM9, ELÇİM9, İMLEÇ9, İÇLEM9, İÇSEL9, MİÇEL9, BİLME8, BİLİM8, İBLİS8, SEBİL8, İSLİM7, LEMİS7, MİLİS7, MİSİL7, MİSEL7, SİLME7, SELİM7

İSLİM (Kelime Kökeni: İngilizce steam)

[isim]

  • Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar, istim

Ata Sözleri ve Deyimler

  • islim arkadan gelsin
  • islim tutmak

Birleşik Kelimeler: islim kebabı

LEMİS (Kelime Kökeni: Arapça lems)

[isim]

[eskimiş]

  • El ile dokunarak duyma, bir şeye el ile dokunma

MİLİS (Kelime Kökeni: Fransızca milice)

[isim]

  • Savaş sırasında orduya yardımcı olarak toplanan silahlı halk gücü
  • Bazı ülkelerde yardımcı güvenlik gücü

    Şehirde fenalık olmasın diye yerli İslamlardan milis teşkil ediyorlar. - Ömer Seyfettin

MİSİL (Kelime Kökeni: Arapça mis̱l)

[isim]

[eskimiş]

  • Eş, benzer, örnek

    Misli görülmemiş bir refaha, bir saadete ermiştim. - Refik Halit Karay

  • Miktar
  • Defa, kez, kat

    Ona edeceğiniz her hareketi yüz misli ile size iade ederim. - Aka Gündüz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • misli menendi yok

MİSEL (Kelime Kökeni: Fransızca micelle)

[isim]

[kimya]

  • Koloit iyonlarında molekül yığılmasından oluşan ve yalnız başına koloidin bütün niteliğini taşıdığı kabul edilen bölüm

SİLME

[isim]

  • Silmek işi

    Taşlarımız öyle güzel parlardı ki o parlaklığı görme uğruna bütün gün sürekli silmeyi bile düşündüğüm olurdu. - Ayla Kutlu

[zarf]

  • Ağzına kadar, sıvama, lebalep

[zarf]

  • Baştan aşağı, tam olarak, tamamen

    O çağlarda saraylar, konaklar, yalılar silme cariyedir. - Salâh Birsel

[mimarlık]

  • Duvar, tavan vb. yerlerde yapılan kabartma kenar

Birleşik Kelimeler: silme kalıbı, silme makinesi, silme tahtası, tespihli silme

SELİM (Kelime Kökeni: Arapça selīm)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Doğru, dürüst, kusursuz
  • Sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan, iyicil (ur veya hastalık)

Birleşik Kelimeler: aklıselim, halim selim, hissiselim, kalbiselim, zevkiselim, zevkiselim sahibi

[isim]

  • Kars iline bağlı ilçelerden biri

BİLME

[isim]

  • Bilmek işi

    Bir cemiyetin ilerlemesi, neyin ehemmiyetli olduğunu bilmeye bağlıdır. - Mehmet Kaplan

[felsefe]

  • Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma

[felsefe]

  • Bilgi edinmenin gaye ve sonucu

BİLİM

[isim]

  • Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim

    Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır. - Halide Edip Adıvar

  • Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi
  • Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci

Birleşik Kelimeler: bilim adamı, bilim dışı, bilim insanı, bilim kadını, bilim kuramı, bilim kurgu, ana bilim dalı, popüler bilim, sosyal bilim, toplumsal bilim, ad bilimi, ağaç bilimi, ahlak bilimi, akıntı bilimi, ana deniz bilimi, anestezi bilimi, anlam bilimi, anlatım bilimi, art zamanlı dil bilimi, asalak bilimi, bağışıklık bilimi, balık bilimi, bayrak bilimi, belirti bilimi, biçem bilimi, biçim bilimi, bitki bilimi, böcek bilimi, budun bilimi, buzul bilimi, cinsellik bilimi, cinslik bilimi, çocuk bilimi, dağ bilimi, deniz bilimi, deprem bilimi, devim bilimi, dil bilimi, dirim bilimi, diyabet bilimi, Doğu bilimi, doku bilimi, edebiyat bilimi, edim bilimi, eğitim bilimi, erek bilimi, etik bilimi, evren bilimi, fen bilimi, gelecek bilimi, gök bilimi, göl bilimi, görüngü bilimi, gösterge bilimi, göz bilimi, göze bilimi, güdüm bilimi, halk bilimi, hayvan bilimi, hücre bilimi, ırk bilimi, ışın bilimi, iç salgı bilimi, ilaç bilimi, iklim bilimi, im bilimi, insan bilimi, iş bilimi, kabuk bilimi, kalıtım bilimi, kan bilimi, kanser bilimi, kazı bilimi, kemik bilimi, kıkırdak bilimi, kitaplık bilimi, köken bilimi, kurgu bilimi, kurt bilimi, kuş bilimi, lehçe bilimi, liken bilimi, maden bilimi, mağara bilimi, mantar bilimi, metal bilimi, mineral bilimi, müzik bilimi, neden bilimi, nüfus bilimi, odun bilimi, olay bilimi, ödev bilimi, ölçü bilimi, renk bilimi, ruh bilimi, sağlık bilimi, sayım bilimi, sebep bilimi, ses bilimi, sıtma bilimi, sindirim bilimi, sinir bilimi, siyaset bilimi, sözcük bilimi, su bilimi, suç bilimi, sürtünme bilimi, tanrı bilimi, taş bilimi, taşıl bilimi, terim bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, tortul bilimi, töre bilimi, Türklük bilimi, uygulayım bilimi, uzay bilimi, varlık bilimi, yanardağ bilimi, yankı bilimi, yapı bilimi, yaşlılık bilimi, yazı bilimi, yazın bilimi, yazıt bilimi, yer adı bilimi, yer bilimi, yıldız bilimi, yöntem bilimi, yüzey bilimi, zaman bilimi, pozitif bilimler, sağın bilimler, sosyal bilimler, temel bilimler, uygulamalı bilimler, çevre bilimleri, doğa bilimleri, fen bilimleri, sağlık bilimleri, tabiat bilimleri, yaşam bilimleri

İBLİS (Kelime Kökeni: Arapça iblīs)

[isim]

[din bilgisi]

  • Şeytan

[mecaz]

  • Kötü, düzenci kimse

    Ne iblistir o Sezai, bir ben bilirim, bir de Allah. - Attila İlhan

Birleşik Kelimeler: kızıl iblis

SEBİL (Kelime Kökeni: Arapça sebīl)

[isim]

  • Kutsal günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan içme suyu
  • Genellikle camilere bitişik özel bir biçimde yapılmış, karşılık beklemeden hayır için içme suyu dağıtılan taş yapı, sebilhane

[halk ağzında]

  • Meyan kökü şerbetini bir hayır için dağıtma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sebil etmek

Birleşik Kelimeler: sebilhane

ÇELİM

[isim]

[halk ağzında]

  • Güç, kuvvet

ELÇİM

[isim]

[halk ağzında]

  • Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne
  • Tutam, bir demet, bir parça

İMLEÇ

[isim]

[fizik]

  • Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici

[bilişim]

  • Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi

İÇLEM

[isim]

[mantık]

  • Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü, tazammun

    Kuş sözcüğü bize canlı, havada uçan ve öten bir varlık anlatır; şu hâlde canlılık, uçuculuk ve ötücülük kuş kavramının içlemine giren niteliklerdir. Kartal, kırlangıç, tavuk ve öbür kuşlar ise birer kuş cinsi olduklarından bunun içlemini oluştururlar.

  • Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey

    Onları gözünde büyüterek bilmem hangi gizli dinin esrarlı yasakları gibi gören, içlemlerini ve niteliklerini değiştiren benim. - Attila İlhan