BAŞMÜZAKERECİ Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler

BAŞMÜZAKERECİ harflerini içeren 6 harfli 50 kelime bulunuyor. 6 harfli BAŞMÜZAKERECİ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

MÜZECİ15, CAMBAZ15, BÜZMEK14, KÜBİZM14, MÜCBİR14, CAZİBE14, BÜKREŞ13, MEZECİ13, MECAZİ13, BAŞMAK12, BEZMEK12, MİBZER12, MÜŞRİK12, ŞİRAZE12, ZAMBAK12, ZEKİCE12, CEZİRE12, BEŞERİ11, BECERİ11, ŞARABİ11, ŞÜREKA11, CEBİRE11, AŞERME10, AMİRCE10, ERİMEZ10, ERİŞME10, EKŞİME10, İŞEMEK10, KAŞMİR10, KAŞMER10, MARKİZ10, MARAZİ10, MACERA10, MERKEZ10, MERCEK10, AŞİKAR9, KÜREME9, KAMBER9, MAKBER9, ÜREMEK9, ÜREMİK9, BAKİRE8, EKABİR8, KABARE8, RAKİBE8, ERİMEK7, KARAİM7, KAMERA7, KAMERİ7, KERİME7

ERİMEK

[nesnesiz]

  • Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek

    Şeker suda erir.

  • Katı cisim ısı etkisiyle sıvı duruma gelmek

    Yüzündeki karlar eriyince beyaz, yuvarlak bir yüz meydana çıkmıştı. - Sait Faik Abasıyanık

  • Dokumalar aşınıp incelerek dağılmak

[mecaz]

  • Çok zayıflamak

    Günden güne eriyen Kerime'yi, o tek kardeşimi kurtarabilirim ümidiyle size koştum. - Aka Gündüz

[mecaz]

  • Utancından çok sıkılmak

[mecaz]

  • Yok olmak, bitmek, tükenmek

    Güzel hayatımız da bir göz açıp kapayışta eridi. - Refik Halit Karay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • eriyip bitmek
  • eriyip gitmek

Birleşik Kelimeler: erim erim

KARAİM (Kelime Kökeni: İbranice)

[isim]

  • Çoğu Türk soyundan olan ve genellikle Polonya ve Litvanya topraklarında oturan bir Musevi topluluğu, Karay

KAMERA (Kelime Kökeni: Fransızca caméra)

[isim]

[sinema]

[televizyon]

  • Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı
  • Kameraman

[ünlem]

  • Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk

Birleşik Kelimeler: kamera şakası, termal kamera

KAMERÎ (Kelime Kökeni: Arapça ḳamerī)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Ayla ilgili

Birleşik Kelimeler: kamerî ay, kamerî takvim, kamerî yıl

KERİME (Kelime Kökeni: Arapça kerīme)

[isim]

[eskimiş]

  • Kız evlat

BAKİRE (Kelime Kökeni: Arapça bākire)

[sıfat]

  • Cinsel ilişkide bulunmamış (dişi), kızoğlan, kızoğlankız, erden

    Bu mahallede bakire kızları bakkal dükkânına bile yollamıyorlar. - Peyami Safa

EKÂBİR (Kelime Kökeni: Arapça ekābir)

[isim]

[eskimiş]

  • Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler

    Kaymakam beyin hemen arkasında kalan ekâbiri umursamadan sıtma doktoru da kalkmıştı. - Tarık Buğra

[alay yollu]

  • Kendini beğenmiş kimse

    Senin gibi ekâbir bir adam bu tür haberlerin peşinde koşturmaz. - Ahmet Ümit

KABARE (Kelime Kökeni: Fransızca cabaret)

[isim]

  • Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri
  • Meyhane

Birleşik Kelimeler: kabare tiyatrosu

RAKİBE (Kelime Kökeni: Arapça raḳībe)

[isim]

[eskimiş]

  • Kadın rakip

    Kocalarının aşkına sahip ve hâkim olmak hususundaki mübarezede kadınlar rakibelerine nispetle pek müsait olmayan bir mevkide bulunurlar. - Hüseyin Cahit Yalçın

AŞİKÂR (Kelime Kökeni: Farsça āşikār)

[sıfat]

  • Açık, apaçık, belli, meydanda

    Tek bir yudum bile almıyordu bardağından ama zaten yeterince içtiği aşikârdı. - Elif Şafak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • aşikâr etmek
  • aşikâr olmak

KÜREME

[isim]

  • Küremek işi

KAMBER (Kelime Kökeni: Arapça ḳanber)

[isim]

[eskimiş]

  • Sadık köle

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kambersiz düğün olmaz

MAKBER (Kelime Kökeni: Arapça maḳber)

[isim]

[eskimiş]

  • Mezar

    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın / Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın - Mehmet Akif Ersoy

ÜREMEK

[nesnesiz]

  • Canlı, doğup çoğalmak

    Altı yedi ay içinde küçük sürü üredi. - Ömer Seyfettin

  • Yetişmek

    Çubuklu bahçede üreyen kızılcık da hiçbir yerde bulunmaz. - Salâh Birsel

[mecaz]

  • Çoğalmak, artmak

    Yün kalın olduğu için örgü çabuk ürüyor.

ÜREMİK (Kelime Kökeni: Fransızca urémique)

[sıfat]

  • Üremiyle ilgili olan