AÇGÖZLÜLEŞME Harflerini İçeren 3 Harfli Kelimeler

AÇGÖZLÜLEŞME harflerini içeren 3 harfli 41 kelime bulunuyor. 3 harfli AÇGÖZLÜLEŞME kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Açgözlüleşme ile başlayan 3 harfli kelimeler. İçinde Açgözlüleşme olan 3 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

GÖZ16, GÖÇ16, ÇÖZ15, GÖL13, ÖGE13, ÇÖL12, GÜÇ12, GÜZ12, ÖZE12, ÇÜŞ11, ÖLÜ11, GÜM10, GEZ10, GEÇ10, GAZ10, GÜL9, ŞAZ9, ZAÇ9, GEM8, GAM8, ZÜL8, ALG7, ÇAM7, EGE7, MAÇ7, MEÇ7, MAŞ7, ŞEM7, ŞAM7, ZEM7, ZAM7, ÇAL6, EZA6, LEŞ6, LAZ6, MÜL6, ŞAL6, LAM4, MAL4, ELA3, LAL3

ELA

[isim]

  • Gözde sarıya çalan kestane rengi

[sıfat]

  • Bu renkte olan

    Ela gözlerini sevdiğim dilber / Seni görmeyeli göresim geldi - Karacaoğlan

LAL (Kelime Kökeni: Farsça lāl)

[sıfat]

  • Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lal etmek

Birleşik Kelimeler: lalüebkem

[isim]

[eskimiş]

  • Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş

[sıfat]

  • Bu taşın renginde olan
  • Kırmızı renkli bir tür mürekkep

LÂM (Kelime Kökeni: Arapça lām)

[isim]

  • Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lâm elif çevirmek (veya çizmek)
  • lâmı cimi yok

[isim]

  • Mikroskopta incelenecek maddelerin üzerine konulduğu dar, uzun cam parçası
  • Dar, çok ince metal parça

MAL (Kelime Kökeni: Arapça māl)

[isim]

  • Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü

    Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. - Ömer Seyfettin

  • Büyükbaş hayvan

    Boz atlar yağız değildi artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. - Nezihe Araz

[ticaret]

  • Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia

[mecaz]

  • Bayağı, aşağılık, kötü kimse

    Onun ne mal olduğunu bilirim.

[argo]

  • Esrar

[kaba konuşmada]

  • Orospu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • mal adama hem dost hem düşmandır
  • mal bulmuş Mağribî gibi
  • mal canı kazanmaz, can malı kazanır
  • mal canın yongasıdır
  • mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan
  • mal edinmek
  • mal etmek
  • malı götürmek
  • malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür
  • malın iyisi boğazdan geçer
  • malı ongun olanın adı angın olur
  • mal kaldırmak
  • mal kapatmak
  • mal meydanda
  • mal olmak
  • mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi
  • mal yapmak

Birleşik Kelimeler: mal beyanı, mal bildirimi, mal birliği, mal canlısı, mal mülk, mal sahibi, mal sandığı, mal varlığı, malın gözü, anamal, ara mal, başmal, beytülmal, fason mal, kabzımal, mirî mal, resülmal, sermaye mal, tapon mal, dünya malı, hırsız malı, işporta malı, ithal malı, mezat malı, orta malı, sıra malı, vakıf malı, yerli malı, ikame mal

ÇAL

[isim]

[halk ağzında]

  • Taşlık yer, çıplak tepe

[isim]

  • Denizli iline bağlı ilçelerden biri

EZA (Kelime Kökeni: Arapça eẕāʾ)

[isim]

  • Üzme, sıkıntı verme, üzgü

    Gün geçtikçe içimde anlaşılmaz bir eza uyanmaya başlamıştı. - Reşat Nuri Güntekin

Birleşik Kelimeler: eza cefa

LEŞ (Kelime Kökeni: Farsça lāşe)

[isim]

  • Kokmuş hayvan ölüsü

[sıfat]

  • Çok kötü kokan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • leş gibi
  • leş gibi sarhoş
  • leş gibi serilmek
  • leşini çıkarmak
  • leşini sermek

Birleşik Kelimeler: leş kargası, gemi leşi

LAZ

[isim]

  • Güney Kafkasyalı bir halk veya bu halktan olan kimse

MÜL (Kelime Kökeni: Farsça mul)

[isim]

  • Şarap

    Karşıyaka'da İzmir'in gülü / Seyran ediyor elinde mülü - Halk türküsü

ŞAL (Kelime Kökeni: Farsça şāl)

[isim]

  • Genellikle Hindistan'da dokunan, özel motifleri olan değerli bir yün kumaş

    Genç kadın, yün şalını başına almışken çıkardı. - Reşat Enis

  • Kadınların omuzlarını örtmek için kullandıkları geniş atkı

    Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı / Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı - Yahya Kemal Beyatlı

Birleşik Kelimeler: şal kuşak, şal örneği

ALG (Kelime Kökeni: Latince)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Su yosunu

ÇAM

[isim]

[bitki bilimi]

  • Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)

    Orada çamlar mis gibi kokarak rüzgârla fısıldaşırlardı. - Halikarnas Balıkçısı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz
  • çam devirmek

Birleşik Kelimeler: çam balı, çam bölmesi, çam fıstığı, çam sakızı, çam yarması, çam yeşili, alaçam, karaçam, kızılçam, sarıçam, Sarıçam, top çam, Çin çamı, dağ çamı, fıstık çamı, katran çamı, salon çamı, yer çamı

EGE

[isim]

  • Veli

MAÇ (Kelime Kökeni: Fransızca match)

[isim]

  • Karşılaşma

    Paris'te maça gitmek şöyle dursun, stadyumların yerini bile öğrenmek aklımdan geçmedi. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • maç satmak
  • maç yapmak

MEÇ (Kelime Kökeni: Fransızca mèche)

[isim]

  • Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç

[isim]

  • Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu