Ava ile Biten Kelimeler

AVA ile biten 16 kelime bulunuyor. Sonu AVA olan kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Ava ile başlayan kelimeler. İçinde ava olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

11 Harfli Kelimeler

TEBDİLİHAVA25

10 Harfli Kelimeler

BRATİSLAVA19

9 Harfli Kelimeler

BESBEDAVA22, BALIKLAVA18

7 Harfli Kelimeler

ABUHAVA20, BERHAVA19, CILKAVA17, BAKLAVA15

6 Harfli Kelimeler

BEDAVA16, OKLAVA13

4 Harfli Kelimeler

FAVA16, HAVA14, DAVA12, SAVA11, LAVA10, TAVA10

LAVA (Kelime Kökeni: İtalyanca lava)

[ünlem]

[denizcilik]

  • Herhangi bir yere yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen buyruk

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lava etmek

TAVA (Kelime Kökeni: Farsça tāve)

[isim]

  • Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap
  • Bu kapta pişmiş yemek

    Balık tavası. Ciğer tavası.

[madencilik]

  • Maden eritilen saplı pota

    Kurşun tavası.

  • Kireç karıştırılan tekne
  • Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm

[denizcilik]

  • Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık
  • Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü

Birleşik Kelimeler: tava böreği, tava ekmeği, elbasan tavası

SAVA

[isim]

[halk ağzında]

  • Haber
  • Muştu

DAVA (Kelime Kökeni: Arapça daʿvā)

[isim]

[hukuk]

  • Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma
  • Sav

    Erkekler, davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir. - Hüseyin Cahit Yalçın

[mecaz]

  • Sorun

    O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz. - Yahya Kemal Beyatlı

[mecaz]

  • Ülkü

    Ankara'nın bırakılışını Türkiye'nin ve davanın bırakılışı sayanlar vardı. - Tarık Buğra

[argo]

  • Sevgili

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dava (veya davayı) kaybetmek
  • dava (veya davayı) kazanmak
  • dava (veya davayı) yitirmek
  • dava etmek (veya açmak)
  • dava görmek
  • davasını gütmek
  • davaya bakmak

Birleşik Kelimeler: dava adamı, dava arkadaşı, dava gideri, dava vekili, ticari dava, amme davası, benlik davası, boşanma davası, eşek davası, iflas davası, kamu davası, kan davası, namus davası, ödence davası, tazminat davası

OKLAVA

[isim]

  • Hamur açmakta kullanılan, silindir biçiminde, uzunca, ince değnek

    Yufkacılar burada açarlar, koskocaman oklavalarla. - Sait Faik Abasıyanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • oklava yutmuş gibi

HAVA (Kelime Kökeni: Arapça hevā)

[isim]

  • Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı
  • Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü

    Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu. - Memduh Şevket Esendal

  • Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu

    Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın. - Reşat Nuri Güntekin

  • Gökyüzü

    Havada bir tek bulut yok.

  • Çevreyi kuşatan boşluk

    Tozlar havada uçuşuyordu.

  • Esinti

    Bugün hava olursa yelkenli kalkacak.

  • Müzik parçalarında tür

    Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık. - Sait Faik Abasıyanık

  • Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi

[sıfat]

[mecaz]

  • Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz)

    Bu sözlerin sonu hava.

[mecaz]

  • Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik

    Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar. - Haldun Taner

[mecaz]

  • Tarz, üslup

    Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla... - Yusuf Ziya Ortaç

[mecaz]

  • Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans

    İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı. - Halikarnas Balıkçısı

[mecaz]

  • Çekicilik

    Kadın güzel değil ama havası var.

[mecaz]

  • Keyif, âlem

    Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • hava açmak (veya açılmak)
  • hava almak
  • hava almak
  • hava atmak
  • hava basmak
  • hava bozmak
  • hava bulanmak
  • hava çalmak
  • hava çarpmak
  • havada kalmak
  • havadan nem kapmak
  • hava değiştirmek
  • hava fena esmek
  • hava hoş
  • hava iyi esmek
  • hava kaçırmak
  • hava kapanmak
  • hava kararmak
  • havalara uçmak
  • havan batsın
  • havanın gözü yaşlı
  • hava patlamak
  • havasına uymak
  • havasını almak
  • havasını bulmak
  • havasını teneffüs etmek
  • havası olmak
  • havası olmak
  • hava vermek
  • havaya girmek
  • havaya gitmek
  • havaya pala (veya kılıç) sallamak
  • hava yapmak
  • havaya savurmak
  • havaya uçmak
  • havayı bozmak
  • havayı koklamak

Birleşik Kelimeler: hava akımı, havaalanı, hava aracı, hava aralığı, hava atışı, hava basıncı, hava bilgisi, hava birliği, hava boşaltma makinesi, hava boşluğu, havacıva, hava cıva, hava çekici, hava değişimi, hava deliği, hava durumu, hava düzenleyicisi, hava gazı, hava gemisi, hava haritası, hava hukuku, hava indirme, hava kanalı, hava kapağı, hava kazması, hava kesesi, hava köprüsü, hava kuvvetleri, hava küre, havalimanı, hava meydanı, hava mili, hava muhalefeti, hava musluğu, hava oyunu, hava parası, hava raporu, hava sahası, hava süzgeci, hava şartları, hava tahmini, hava taşı, hava taşıtı, hava tebdili, hava ulaşımı, hava üssü, hava yastığı, hava yastıklı, hava yolu, hava yuvarı, abuhava, açık hava, ağır hava, basınçlı hava, kapalı hava, kesik hava, kırık hava, kuru hava, limoni hava, soğuk hava deposu, tebdilihava, uzun hava, ağzı havada, başı havada, burnu havada, bar havası, bayram havası, bozum havası, dağ havası, gelin havası, göbek havası, kasap havası, kaşık havası, matem havası, memleket havası, oyun havası, yayla havası, zeybek havası

BAKLAVA

[isim]

  • Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü
  • Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne

    Yeşil kadifeden dikilmiş yarım baklava şeklinde muska çok ufakken üzerine gelen havaleden Fikret'i kurtarırmış. - Reşat Enis

Ata Sözleri ve Deyimler

  • baklava açmak

Birleşik Kelimeler: baklava börek, baklava dilimi

BEDAVA (Kelime Kökeni: Farsça bād + Arapça hevā)

[sıfat]

  • Karşılıksız, parasız

    Muharebe içinde herkese bedava şeker, pirinç, bulgur dağıtmış. - Ömer Seyfettin

  • Emeksiz, caba
  • Çok ucuz

[zarf]

  • Bedavadan

[zarf]

  • Herhangi bir bedel ödemeden

    Bedava yaşıyoruz bedava / Hava bedava, bulut bedava / Dere tepe bedava - Orhan Veli Kanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bedava sirke baldan tatlıdır

Birleşik Kelimeler: bedavadan ucuz

FAVA (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılan zeytinyağlı yemek

CILKAVA

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan (kürk)

    Sırtına da almış cılkava kürkü / Köroğlu söyledi üç beyit türkü - Halk türküsü

BALIKLAVA

[isim]

  • Deniz, göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer

BERHAVA (Kelime Kökeni: Farsça ber + Arapça hevā)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Havaya atılmış, uçurulmuş

[mecaz]

  • Yararsız, boş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • berhava etmek
  • berhava olmak

ABUHAVA (Kelime Kökeni: Farsça āb + Arapça havā)

[isim]

[eskimiş]

[coğrafya]

  • İklim

BESBEDAVA

[sıfat]

  • Pek ucuz

TEBDİLİHAVA (Kelime Kökeni: Arapça tebdīl + havā)

[isim]

[eskimiş]

  • Hava değişimi

    Doktorlar ümitlerini keser gibi oldular, mutlaka tebdilihavaya gitmemi söylediler. - Ömer Seyfettin