ASTRONOTLUK Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler

ASTRONOTLUK harflerini içeren 6 harfli 25 kelime bulunuyor. 6 harfli ASTRONOTLUK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

KONSOL9, STORLU9, KORONA8, KORSAN8, KONTUR8, KUTSAL8, KRUTON8, KASTOR8, LOSTRA8, OTOKAR8, OTURAK8, OKTRUA8, SULTAN8, STATOR8, SANTUR8, TUTSAK8, TONLUK8, TORTUL8, TORLUK8, ANTROK7, KONTRA7, KARTON7, OKTANT7, TUTKAL7, TORLAK7

ANTROK (Kelime Kökeni: Fransızca entroque)

[isim]

[jeoloji]

  • Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil

KONTRA (Kelime Kökeni: İtalyanca contra)

[sıfat]

  • Karşıt, karşı, aksi

[isim]

  • Kontrplak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kontra gitmek

Birleşik Kelimeler: kontra mizana

KARTON (Kelime Kökeni: Fransızca carton)

[isim]

  • Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt
  • On paket sigarayı bir araya getiren ambalaj
  • Tombala oyununda çekilen numaraların işaretlendiği kart

    Benim karton bir türlü dolmuyor, yanımdakinin üçü kaldı, karşımdaki bir tane bekliyor. - Refik Halit Karay

  • Kamu kurum veya kuruluşlarında imzaya sunulan evrakın yerleştirildiği ciltli büyük defter

[sinema]

[televizyon]

  • Seri hâlinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film

OKTANT (Kelime Kökeni: Fransızca octant)

[isim]

[gök bilimi]

  • Özellikle denizcilikte 450 C'lik yükseklikteki cisimleri gözlemeye yarayan alet

[matematik]

  • Dairenin sekizde biri

TUTKAL

[isim]

  • Deri, kıkırdak vb. hayvansal maddelerden elde edilen, katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta, kâğıt vb. yapıştırmaya yarayan madde

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tutkal gibi

Birleşik Kelimeler: tutkal şerbeti, ince tutkal, plastik tutkal, balık tutkalı, boncuk tutkalı, glüten tutkalı, kaurit tutkalı, kazein tutkalı, lastik tutkalı

TORLAK

[sıfat]

  • Genç, toy
  • Henüz evcilleşmemiş, alışmamış (hergele)

[isim]

  • Derviş

KORONA (Kelime Kökeni: İtalyanca corona)

[isim]

[gök bilimi]

  • Güneş tacı

KORSAN (Kelime Kökeni: İtalyanca corsaro)

[isim]

  • Gemilere saldıran deniz haydudu, deniz hırsızı

    Bu adayı ilk defa Portekizli korsanlar bulmuşlar. - Sait Faik Abasıyanık

[mecaz]

  • Başkalarının hakkını zor kullanarak alan kimse

[sıfat]

  • İzinsiz olarak çoğaltılan (kitap, kaset vb.)

[sıfat]

  • İzinsiz olarak yapılan

    Korsan miting.

[sıfat]

[mecaz]

  • Bir hakkı izinsiz olarak kullanan

    Korsan kasetçilik. Korsan yayın.

Birleşik Kelimeler: bilgisayar korsanı

KONTUR (Kelime Kökeni: Fransızca contour)

[isim]

  • Resimde nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi

    Bu ışık onların olanca konturlarını, ayrıntılarını ortaya çıkarır. - Haldun Taner

KUTSAL

[sıfat]

[din bilgisi]

  • Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes
  • Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut

    Aşkın kutsal tarafına inanmamı sarhoşluk belirtisi diye yorumladım. - Halide Edip Adıvar

  • Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen

    Demokraside, insanın en doğal, en kutsal hakları bir pazarlık konusu olur. - Necati Cumalı

[felsefe]

  • Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan

Birleşik Kelimeler: dış kutsal

KRUTON (Kelime Kökeni: Fransızca croûton)

[isim]

  • Yağda veya fırında kızartılan küçük küp biçimindeki ekmek parçası

KASTOR (Kelime Kökeni: Fransızca castor)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Kunduz
  • Kunduz kürkü

[sıfat]

  • Bu kürkten yapılmış

LOSTRA (Kelime Kökeni: İtalyanca lustra)

[isim]

  • Ayakkabı boyama

Birleşik Kelimeler: lostra salonu

OTOKAR (Kelime Kökeni: Fransızca autocar)

[isim]

  • Toplu geziler için yapılmış büyük otobüs

OTURAK

[isim]

  • Oturulacak yer veya şey
  • Alçak iskemle

    Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı. - Ayla Kutlu

  • Bir şeyin yere gelen tarafı, taban
  • Ördek
  • İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti
  • Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm

[sıfat]

  • Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm

[denizcilik]

  • Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta

Birleşik Kelimeler: oturak âlemi, oturak kündesi