ARNAVUTBACASI Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler

ARNAVUTBACASI harflerini içeren 6 harfli 31 kelime bulunuyor. 6 harfli ARNAVUTBACASI kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

SAVACI17, TUVACA16, CIVATA16, AVARCA15, VASITA14, SAVANA13, AVANTA12, ASURCA11, BURASI11, SIRACA11, SARICA11, USTACA11, SABURA10, ABARTI9, BARTIN9, RABITA9, SARBAN9, USANTI9, ANASIR8, ARABAN8, BARATA8, SINAAT8, SANTUR8, TARABA8, TASARI8, ARASTA7, ARASAT7, ARANTI7, ASTANA7, NATURA7, SANTRA7

ARASTA (Kelime Kökeni: Farsça ārāste)

[isim]

[eskimiş]

  • Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm

    Belediye çavuşu yanında jandarma onbaşısı, çarşıyı ve arastaları dolaşmış, esnafa kepenk kapattırmıştır. - Tarık Buğra

ARASAT (Kelime Kökeni: Arapça ʿaraṣāt)

[isim]

  • Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin dirilip toplanacakları yer

ARANTI

[isim]

  • Aranılan çözüm

    Günlük sorunların dışındaki her arantıyı, her tartışmayı, her merakı küçümseyen bir toplum, siyasetin değişmeyen budalalıklarıyla didişme uğraşını kaybettiği anda kendi gerçek yüzüyle karşılaşırdı. - Ahmet Altan

NATURA (Kelime Kökeni: İtalyanca natura)

[isim]

  • İnsanın yaradılış özelliği

    Biraz da hastanın naturasını kollamadan ilaç yazar. - Reşat Nuri Güntekin

SANTRA (Kelime Kökeni: Fransızca centre)

[isim]

[spor]

  • Orta yuvarlak

    Sağ bek Rıza topu filelerden çıkarıp santraya gönderiyor. - Attila İlhan

  • Başlama vuruşu
  • Hücum oyuncularının ortasında oynayan futbolcu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • santra yapmak

Birleşik Kelimeler: santra çizgisi, santra noktası, santra yuvarlağı

ANASIR (Kelime Kökeni: Arapça ʿanāṣir)

[isim]

[eskimiş]

  • Ögeler

ARABAN (Kelime Kökeni: Arapça ʿarabān)

[isim]

[eskimiş]

[müzik]

  • Klasik Türk müziğinde bir makam

Birleşik Kelimeler: arabankürdi, bayatiaraban, şedaraban

[isim]

  • Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri

BARATA (Kelime Kökeni: İtalyanca barretta)

[isim]

  • Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık

[tarih]

  • Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık

SINAAT (Kelime Kökeni: Arapça ṣināʿat)

[isim]

[eskimiş]

  • Zanaat

SANTUR (Kelime Kökeni: Farsça sentūr)

[isim]

[müzik]

  • Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı

    Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır. - Salâh Birsel

TARABA

[isim]

[halk ağzında]

  • Tahta perde

TASARI

[isim]

  • Olması veya yapılması istenen bir şeyin zihinde aldığı biçim

    Kafamdaki hayaller ve tasarılar epeyce açık saçık şeylerdi. - Halide Edip Adıvar

[hukuk]

  • Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha

    Bütçe Kanunu tasarısı üzerine yazdığım bir yazı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: tasarı geometri, kanun tasarısı, yasa tasarısı

ABARTI

[isim]

  • Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa

BARTIN

[isim]

  • Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri

RABITA (Kelime Kökeni: Arapça rābiṭa)

[isim]

  • Bağlayan şey, bağ

    Bu dünya öyle bir dünya ki zengin ile fakir arasında kardeşlik rabıtaları bile kalmıyor. - Reşat Nuri Güntekin

  • İki şeyi birbirine bağlayan ip
  • İlgi, ilişki

    Bu rabıtamı sizden gizlemek pek fazla azap veriyor. - Peyami Safa

  • Birbirini tutma, tutarlık
  • Düzen, sıra
  • Birbirine geçmeli tahtadan bir döşeme türü
  • Tarikatlarda müridin şeyhi aracılığıyla kalbini Allah'a bağlaması