Ap ile Biten 5 Harfli Kelimeler

AP ile biten 5 harfli 36 kelime bulunuyor. Sonu AP olan 5 karekterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Ap ile başlayan 5 harfli kelimeler. İçinde Ap olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

CEVAP18, AHŞAP16, ESVAP16, GAZAP16, GIYAP16, HİCAP16, SEVAP16, ŞAHAP16, ZEHAP16, AHBAP15, SUPAP15, ASHAP14, HESAP14, ÇORAP13, HİTAP13, HARAP13, PİKAP13, ÇALAP12, DOLAP12, ESBAP12, KEŞAP12, MUSAP12, ŞARAP12, CENAP12, BİTAP11, ERBAP11, KEBAP11, REBAP11, TÜRAP11, KASAP10, MİKAP10, NİSAP10, SERAP10, KİTAP9, LAKAP9, NİKAP9

KİTAP (Kelime Kökeni: Arapça kitāb)

[isim]

  • Ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü

    Ama ben, bir kitap üzerine bir fikir edinmek istedim mi o kitabı kendim okurum. - Nurullah Ataç

  • Herhangi bir konuda yazılmış eser

    Acaba bir edebiyat kitabında hazır bir tarif bulamaz mıyız? - Falih Rıfkı Atay

  • Kutsal kitap

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kitaba (veya kitabına) uydurmak
  • kitaba el basmak
  • kitabı kapamak
  • kitabında yer almamak
  • kitap (veya kitaplar) devirmek (veya devretmek)
  • kitapta yeri olmak

Birleşik Kelimeler: kitap açacağı, kitap cebi, kitap dolabı, kitap düşkünü, kitap ehli, kitabevi, kitap fuarı, kitap kurdu, kitap sarayı, kitapsever, ana kitap, beyaz kitap, ehlikitap, hesap kitap, kara kaplı kitap, yardımcı kitap, yasak kitap, adres kitabı, baş ucu kitabı, boyama kitabı, cep kitabı, el kitabı, okuma kitabı, şiir kitabı

LAKAP (Kelime Kökeni: Arapça laḳab)

[isim]

  • Bir kimseye, bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad

    Öyleyse bana da bir lakap bul, dedi, sallanmaktan başı dönen tuzluğu nihayet masaya bırakabildiğinde. - Elif Şafak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lakap takmak

NİKAP (Kelime Kökeni: Arapça niḳāb)

[isim]

[eskimiş]

  • Yüz örtüsü, peçe

KASAP (Kelime Kökeni: Arapça ḳaṣṣāb)

[isim]

  • Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse

    Kasapla barışıp kendini benimsetince belki de yanında çalıştırırdı. - Muzaffer Uyguner

  • Et satılan dükkân

[sıfat]

[mecaz]

  • Kan dökücü, hunhar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kasaptaki ete soğan doğranmaz
  • kasap, yağı bol bulunca gerisini yağlar

Birleşik Kelimeler: kasaphane, kasap havası

MİKÂP (Kelime Kökeni: Arapça mikʿab)

[isim]

[eskimiş]

[matematik]

  • Küp(II)

    Beş mikâp kum.

NİSAP (Kelime Kökeni: Arapça niṣāb)

[isim]

  • Yeter sayı

SERAP (Kelime Kökeni: Farsça serāb)

[isim]

  • Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık

    Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur. - Necip Fazıl Kısakürek

Birleşik Kelimeler: buz serabı

BİTAP (Kelime Kökeni: Farsça bītāb)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Yorgun

    Ben yorgunluktan bitap uyumuş kalmıştım. - Kemal Bilbaşar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bitap düşmek

ERBAP (Kelime Kökeni: Arapça erbāb)

[isim]

  • Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan kimse

    Eh, erbabıdır, dedik, verdik dizginleri eline, halt etmişiz. Dolapçının, fırıldakçının biri çıkmaz mı? - Attila İlhan

Birleşik Kelimeler: kalem erbabı

KEBAP (Kelime Kökeni: Arapça kebāb)

[isim]

  • Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et

    Oradan ayrılınca hemen çarşıya koşar, sıcak bir ekmek alır, içini kebapla doldurur, anama götürürdüm. - Halide Edip Adıvar

  • Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek

    Kestane kebabı. Patlıcan kebabı.

[sıfat]

  • Kavrulmuş, kızarmış

    Kebap mısır.

[sıfat]

[mecaz]

  • Yanmış, yanık

Birleşik Kelimeler: döner kebap, yoğurtlu kebap, Adana kebabı, bahçıvan kebabı, beyti kebabı, bostan kebabı, buğu kebabı, cağ kebabı, cartlak kebabı, çiftlik kebabı, çoban kebabı, çömlek kebabı, çöp kebabı, fırın kebabı, islim kebabı, kâğıt kebabı, kazan kebabı, kuyu kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, orman kebabı, patlıcan kebabı, sac kebabı, simit kebabı, soğan kebabı, şiş kebabı, talaş kebabı, tandır kebabı, tas kebabı, testi kebabı, tike kebabı, Tokat kebabı, Urfa kebabı, yayla kebabı, yufka kebabı

REBAP (Kelime Kökeni: Arapça rebāb)

[isim]

[eskimiş]

  • Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz

TÜRAP (Kelime Kökeni: Arapça turāb)

[isim]

[eskimiş]

  • Toprak, toz

ÇALAP

[isim]

[eskimiş]

[din bilgisi]

  • Tanrı

    Suyun akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap - Yunus Emre

DOLAP (Kelime Kökeni: Arapça dūlāb)

[isim]

  • Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya
  • Su dolabı

    Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap - Yunus Emre

  • Dönme dolap
  • İstanbul bedesteninde dükkân

    Bedestende iki dolap tutuyor.

[tiyatro]

  • Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor

[mecaz]

  • Düzen

    Kendisinden önce mahpushanede dönen dolapları kulak verip ciddiyetle dinlememişti. - Kerim Korcan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dolaba girmek (veya gelmek)
  • dolabı bozulmak
  • dolap çevirmek (veya döndürmek)

Birleşik Kelimeler: dolap beygiri, dönme dolap, gömme dolap, tel dolap, yerli dolap, banyo dolabı, baş üstü dolabı, bostan dolabı, buzdolabı, çalışma dolabı, çamaşır dolabı, ecza dolabı, elbise dolabı, emanet dolabı, evrak dolabı, giysi dolabı, kahve dolabı, karteks dolabı, kitap dolabı, köşe dolabı, makine dolabı, mutfak dolabı, müzik dolabı, su dolabı, yemek dolabı

ESBAP (Kelime Kökeni: Arapça esbāb)

[isim]

[eskimiş]

  • Sebepler, nedenler
  • Vasıtalar, araçlar