ANTİPATİKLİK Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler

ANTİPATİKLİK harflerini içeren 6 harfli 33 kelime bulunuyor. 6 harfli ANTİPATİKLİK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

APATİT10, İPTİLA10, İPİLTİ10, KİPLİK10, KAPLAN10, KAPTAN10, KALPAK10, LAPİNA10, PLATİN10, PİANTA10, PİKNİK10, PİLAKİ10, PATİKA10, PATLAK10, TİPİLİ10, TAKLİP10, ANTİKA6, İNİKAT6, İNİLTİ6, İTALİK6, İTİKAL6, İTİKAT6, İKİLİK6, İLİNTİ6, KLİNİK6, KANTAT6, KAİNAT6, KALTAK6, KALKAN6, TANTAL6, TALİKA6, TAKTİK6, TAKLİT6

ANTİKA (Kelime Kökeni: İtalyanca antico)

[sıfat]

  • Tarihsel bir döneme ait olan

    Sofadaki antika yerli saat, ihtiyar göğsü hırlaya hırlaya ağır ölçülü vuruşlarla gece yarısını çaldı. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

[tarih]

  • Antik

[isim]

  • Eski çağlardan kalma eser

[isim]

  • Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs, sıçandişi

[mecaz]

  • Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka

    Hasılı antika bir herif. - Ömer Seyfettin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • antikasını bilmek

İNİKAT (Kelime Kökeni: Arapça inʿiḳād)

[isim]

[eskimiş]

  • Toplanma, birleşim
  • Anlaşma, kararlaştırma

İNİLTİ

[isim]

  • İnleme sırasında çıkan sesin adı

    Yavaş yavaş kendine gelen anne, ızdıraplı iniltileri arasında itiraz ediyordu. - Peyami Safa

İTALİK (Kelime Kökeni: Fransızca italique)

[isim]

  • Eğik yazı

İTİKÂL (Kelime Kökeni: Arapça iʿtikāl)

[isim]

[eskimiş]

[jeoloji]

  • Erozyon

İTİKAT (Kelime Kökeni: Arapça iʿtiḳād)

[isim]

[din bilgisi]

  • İnanma, inan
  • İnanç

    Şüphe, fena bir kurt gibi ruhunu kemirmeye, masum itikadını yavaş yavaş yıkmaya başlamıştı. - Reşat Nuri Güntekin

Birleşik Kelimeler: batıl itikat

İKİLİK

[isim]

  • İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu

    Yaz tarifesi, kış tarifesi diye bir ikilik de gerek değildir. - Nazım Hikmet

  • Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, tefrika

[sıfat]

  • İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen

    İkilik cezve.

[mecaz]

  • Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık

    Kasabanın tarihi, bir bakıma ikiliklerinin tarihiydi. - Necati Cumalı

[eskimiş]

  • İki kuruşluk gümüş akçe

[müzik]

  • Birlik notanın yarı süre değerindeki nota

Birleşik Kelimeler: kırkikilik, duyum ikiliği

İLİNTİ

[isim]

  • İki şey arasında ilgi, ilişki

[halk ağzında]

  • İnsanlar arasındaki bağ

    Cemal Sahir'le aktör-seyirci ilişkisinin dışında bir ailevi ilintimiz de oldu. - Haldun Taner

[halk ağzında]

  • İç sıkıntısı

[halk ağzında]

  • Seyrek dikiş, teyel

KLİNİK (Kelime Kökeni: Fransızca clinique)

[isim]

[tıp]

  • Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer

    Onu, anlamını yitiren kliniğe ayaklarının alışkanlığı götürüyordu. - Tarık Buğra

  • Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu

[sıfat]

  • Vücut muayenesinde görülen (hastalık belirtisi)

    Klinik belirtiler çoğu kez bir hastalığın teşhisi için yetmeyebilir.

Birleşik Kelimeler: klinik araştırma, klinik vaka

KANTAT (Kelime Kökeni: Fransızca cantate)

[isim]

  • Kahramanlık ve din konularında yazılıp bestelenen şiir veya bu şiirin orkestra eşliğindeki tek veya çok sesli bestesi

KÂİNAT (Kelime Kökeni: Arapça kāʾināt)

[isim]

[gök bilimi]

  • Evren

    Bizim için ölüm yani kendi dünyamızın ölümü kâinatın en mühim hadisesidir. - Abdülhak Şinasi Hisar

  • Dünya

    Varlığımı kaplayan, haşmetle uğuldayan / O büyük yeisim için kâinatı dar gördüm - Enis Behiç Koryürek

[zamir]

[mecaz]

  • Herkes

KALTAK

[isim]

  • Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü
  • Kuskunsuz eyer

[kaba konuşmada]

  • İffetsiz, namussuz kadın

Birleşik Kelimeler: eyer kaltağı

KALKAN

[isim]

  • Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık
  • Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık

[mecaz]

  • Koruyucu

    Akbabanın kanatlarından başka kalkanı yoktu galiba. - Yusuf Ziya Ortaç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kalkan etmek
  • kalkan olmak

Birleşik Kelimeler: kalkan bezi, kılıçkalkan

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık, kalkan balığı (Scophtalmus maximus)

Birleşik Kelimeler: kalkan balığı, kalkan böcekleri, çivisiz kalkan

TANTAL (Kelime Kökeni: Fransızca tantale)

[isim]

[kimya]

  • Atom numarası 73, atom ağırlığı 180,88, yoğunluğu 16,6 olan, 3000 °C'ye doğru eriyen ve siyah bir toz durumunda elde edilen bir element (simgesi Ta)

TALİKA (Kelime Kökeni: Rusça)

[isim]

[eskimiş]

  • Dört tekerlekli, üstü kapalı, yaylı bir tür at arabası