ALGILAYIVERMEK Harflerini İçeren 7 Harfli Kelimeler
ALGILAYIVERMEK harflerini içeren 7 harfli 50 kelime bulunuyor. 7 harfli ALGILAYIVERMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
KAVGALI18,
ARLILIK
- Arlı olma durumu
ALIRLIK
- Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti
ELMALIK
- Elma bahçesi
KREMALI
-
Kreması olan
Kremalı pasta.
KARILMA
- Karılmak işi
KALMALI
- Kalma durumunda olan
Birleşik Kelimeler: kalmalı tümleç
MARKALI
- Markası olan
MERAKLI
-
Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis
Başımı kaldırınca Mustafa'nın meraklı gözleriyle karşılaşıyorum. - Ahmet Ümit
-
Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan
Sedef ve gümüş kakmalı bıçaklara, revolverlere meraklıydı. - Yahya Kemal Beyatlı
- Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse)
-
Kaygılı
O meraklı bir kadındır, patırtı çekemez.
Ata Sözleri ve Deyimler
- ... meraklısı (olmak)
RAKAMLI
-
Rakamı olan, içinde rakam bulunan
Üç rakamlı sayı.
KIRMALI
-
Üstünde kırmaları bulunan (giysi), pilili
Beyaz, kırmalı, fistolu bir gecelik giymiş, yalnız bir kızı düşünüyorum. - Nezihe Meriç
KIRILMA
-
Kırılmak işi
Ancak diyince şu bilmem ne kulübüyle bilmem ne kulübünün son maçlarındaki kafa, kol, bacak kırılmasından söz açacağımı sanmayınız. - Nazım Hikmet
- Yürürken salınma, nazlı yürüyüş
-
Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi
Gözlükleri pencerelerden yansıyan ışık kırılmalarıyla çevresine gökkuşağı renkleri saçıyor. - Attila İlhan
Birleşik Kelimeler: kırılma noktası
KAMELYA (Kelime Kökeni: Fransızca camélia)
- Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe veya kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki, Japon gülü, Çin gülü (Camellia japonica)
KALIMLI
- Kalıcı, yok olmayan, ölümsüz, zevalsiz, baki, payidar
KALAYLI
-
Kalaylanmış (kap)
Bir salepçinin kalaylı güğümü tütüyordu. - Sait Faik Abasıyanık
- İçinde kalay bulunan
- Gösterişi ve süsü yapay olan
Ata Sözleri ve Deyimler
- kalaylı bakır küflenmez
AYIRMAK
-
Bölmek
Elmayı dörde ayırmak.
-
Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak
Çocuklara pastadan biraz ayırdım.
- Bir yeri bir engelle bölmek
- Birbirinden uzaklaştırmak
- Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek
-
Seçmek
Günün fıkralarından bu kitaba ayırdıklarım pek azdır. - Falih Rıfkı Atay
-
İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak
Karıyı kocasından ayırmak.
-
Farklı davranmak, fark gözetmek
Çocuklarımın hepsini aynı derecede severim, onları hiç birbirinden ayırır mıyım?
-
Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek
Odayı çocuklara ayırmak.