A ile Biten 4 Harfli Kelimeler

A ile biten 4 harfli 384 kelime bulunuyor. Sonu A olan 4 karekterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "A ile başlayan 4 harfli kelimeler. İçinde A olan 4 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

FAVA16, VEFA16, ÇIĞA15, BOĞA14, ÇAĞA14, DOĞA14, FOÇA14, FOŞA14, HAVA14, ŞUFA14, VAHA14, CIVA14, AĞDA13, BAĞA13, FOYA13, FAÇA13, FEZA13, HOPA13, İFŞA13, PUPA13, SIĞA13, ŞİFA13, VECA13, YIVA13, YUVA13, CEFA13, AYVA12, AĞMA12, ÇIPA12, ÇUHA12, DEVA12, DAVA12, DEFA12, FEDA12, GUŞA12, GÜYA12, GAGA12, HOCA12, HÜDA12, OVMA12, PAHA12, PAPA12, SOFA12, SIVA12, SUVA12, UĞRA12, VEYA12, VİDA12, VİYA12, VEDA12, VEBA12, YAFA12, AHŞA11, ÇAPA11, DOHA11, FORA11, FUTA11, FOTA11, GIDA11, GAZA11, HAZA11, HİZA11, HAŞA11, HÜMA11, KOVA11, KOFA11, NOVA11, PAÇA11, PAŞA11, SAFA11, SAVA11, SEFA11, YOGA11, YUHA11, CÜDA11, AZCA10, ALFA10, AKVA10, BOZA10, BOCA10, BUCA10, BİGA10, ÇAÇA10, DAHA10, DEHA10, ENVA10, EVLA10, ECZA10, FENA10, GEDA10, HEBA10, HAYA10, IHMA10, İTFA10, İFNA10, İFTA10, İHYA10, KAFA10, LİVA10, LAVA10, LEVA10, NEVA10, POSA10, PUMA10, REVA10, SOPA10, SIPA10, TAVA10, VENA10, VİRA10, VAKA10, VANA10, CIDA10, CEZA10, AYÇA9, BOYA9, BACA9, BAZA9, ÇABA9, ÇIMA9, DUBA9, EŞYA9, GINA9, GAMA9, HONA9, HORA9, HASA9, İMHA9, İŞBA9, KUPA9, MAPA9, OMCA9, POTA9, SAPA9, SAHA9, TIPA9, UÇMA9, ÜCRA9, YAŞA9, ZİYA9, CABA9, CUMA9, ARPA8, AZMA8, AŞMA8, AÇMA8, AMCA8, APİA8, BABA8, ÇIRA8, ÇITA8, ÇUKA8, DİYA8, DİBA8, DUMA8, GALA8, HELA8, HATA8, HALA8, HARA8, İPKA8, İNHA8, İMZA8, İCMA8, İBDA8, İLGA8, KOŞA8, KOZA8, KOCA8, LOCA8, LOÇA8, LİGA8, LAPA8, MİZA8, MODA8, MAÇA8, MAŞA8, ONCA8, OYMA8, OYSA8, OBUA8, PALA8, PARA8, PATA8, PENA8, ROZA8, RÜYA8, RİGA8, REHA8, RIZA8, SODA8, SOYA8, SOBA8, SEZA8, ŞIRA8, ŞURA8, ŞAMA8, ŞEMA8, TAPA8, UYMA8, YABA8, YISA8, YOMA8, YUMA8, YAYA8, ZONA8, ZOKA8, ZULA8, CİMA8, CURA8, ASYA7, ANCA7, AYMA7, AKÇA7, BORA7, BURA7, BULA7, ÇİTA7, DUKA7, DAMA7, İRCA7, İNŞA7, İCRA7, İLCA7, KAÇA7, KEZA7, KIYA7, KAZA7, LODA7, LAZA7, MAYA7, NİZA7, ORYA7, RACA7, ROBA7, RODA7, RUBA7, RİCA7, SOMA7, SİYA7, SUMA7, SABA7, SADA7, SAYA7, SIMA7, SEDA7, ŞİTA7, ŞAKA7, TUBA7, URBA7, UMMA7, YUNA7, YAMA7, YASA7, ZİRA7, ZİNA7, ZEKA7, ZARA7, CİLA7, CAKA7, CANA7, ARYA6, ASMA6, ARDA6, AYLA6, AYNA6, AMMA6, ABLA6, ABRA6, BİRA6, BARA6, BANA6, BALA6, BİNA6, BETA6, BELA6, BEKA6, DATA6, DARA6, DANA6, ESMA6, EDNA6, ISKA6, İDEA6, İBRA6, KABA6, KOSA6, KOMA6, KUMA6, KISA6, KAYA6, MOKA6, MOLA6, MUTA6, MAMA6, MASA6, NİDA6, ONMA6, ORSA6, OLMA6, RİYA6, ROMA6, SİMA6, SURA6, SUNA6, SILA6, SIRA6, SEMA6, TABA6, TAYA6, USTA6, UTMA6, YAKA6, YARA6, ARMA5, ARSA5, ASLA5, ANMA5, ATMA5, ALMA5, AKMA5, ESNA5, ELMA5, İMLA5, KOTA5, KOKA5, KOLA5, KURA5, KUKA5, KULA5, KASA5, KAMA5, KINA5, KITA5, LOTA5, LİMA5, LAMA5, MİRA5, MİKA5, META5, MANA5, MALA5, MERA5, NİSA5, NOTA5, NEMA5, ORTA5, OLTA5, OKKA5, ROKA5, ROTA5, SELA5, SANA5, SALA5, SARA5, SAKA5, SERA5, SENA5, TOKA5, TURA5, TEMA5, TASA5, URLA5, ARKA4, ANKA4, İLLA4, İKNA4, İKTA4, KİRA4, KARA4, KANA4, KAKA4, KALA4, KEKA4, LİKA4, LİRA4, LAKA4, LALA4, LATA4, NARA4, RİNA4, RİKA4, TAKA4, TELA4

ARKA

[isim]

  • Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı

    Evin arkasında dekorlar boyarlardı. - Adalet Ağaoğlu

  • Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi

    Çocuğun arkası ağrıyormuş.

  • Geri kalan bölüm

    Masalın arkası. Yazının arkası.

  • Art, peş
  • Otururken sırtın dayandığı yer

    Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu. - Tarık Buğra

  • İnsanın vücudu, bedeni

    Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı. - Refik Halit Karay

[sıfat]

  • Arkada olan, arkada bulunan

[sıfat]

[mecaz]

  • Kayıran, destekleyen

    Memur olmak için büyük bir arka gerek. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

[mecaz]

  • Geçmiş, geride kalmış zaman

    Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • arka arkaya vermek
  • arka bulmak
  • arka çevirmek
  • arka çıkmak
  • arkada bırakmak
  • arkada bırakmak
  • arkada kalanlar (veya arkadakiler)
  • arkada kalmak
  • arkadan söylemek
  • arkadan vurmak
  • arka kapıdan çıkmak
  • arka olmak
  • arkası alınmak
  • arkası gelmek
  • arkası kesilmek
  • arkasına (bile) bakmadan gitmek (veya kaçmak)
  • arkasına almak
  • arkasına düşmek (veya takılmak)
  • arkasında dolaşmak (veya gezmek)
  • arkasından atlı kovalamak
  • arkasından atmak (veya konuşmak)
  • arkasından koşmak
  • arkasından sürüklemek
  • arkasından teneke çalmak
  • arkasından zil takıp oynamak
  • arkasında yumurta küfesi yok ya! (veya olmamak)
  • arkasını (birine) vermek
  • arkasını (bir şeye) vermek
  • arkasını almak
  • arkasını bırakmak
  • arkasını dayamak
  • arkasını getirememek
  • arkasını sağlama almak
  • arkasını sıvamak
  • arkası olmamak
  • arkası yere gelmemek
  • arka vermek
  • arkaya bırakmak (veya koymak)
  • arkaya kalmak

Birleşik Kelimeler: arka arka, arka arkaya, arka ayak, arkabahçe, arka müziği, arka plan, arka sokak, arka teker, arkaüstü, arka yüz, arkadan arkaya, arkası pek, arkası sıra, arkası yarın, arkası yufka, perde arkası

ANKA (Kelime Kökeni: Arapça ʿanḳā)

[isim]

  • Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka

Birleşik Kelimeler: Zümrüdüanka

İLLA (Kelime Kökeni: Arapça illā)

[zarf]

  • Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun, her hâlde, ille, illaki

    İlla seni evine kadar geçireceğim diye ayak diriyor. - Haldun Taner

  • Hele, özellikle

İKNA (Kelime Kökeni: Arapça iḳnāʿ)

[isim]

  • Bir konuda birinin inanmasını sağlama, inandırma, kandırma

    Sinirleniyor, kendi kendimi ikna için daha ısrarla, daha fazla konuşuyordum. - Sait Faik Abasıyanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ikna etmek
  • ikna olmak

İKTA (Kelime Kökeni: Arapça ıḳṭāʿ)

[isim]

[tarih]

  • Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkâna hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi

KİRA (Kelime Kökeni: Arapça kirāʾ)

[isim]

  • Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar

    Eski kirayı yükseltiyorum, isterseniz gidin mahkemeye. - Çetin Altan

  • Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para

    Kira ile aldım, zaten bu yüzden de geciktim ya! - Refik Halit Karay

  • Bu biçimde tutulan taşınmaz

    O zamana kadar kira köşelerinde sürünmekten bir tat, bin feryat, türlü sıkıntılara giriftar olmuşken... - Halit Ziya Uşaklıgil

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kirada olmak
  • kirada oturmak
  • kiraya vermek

Birleşik Kelimeler: kira arabası, kira bedeli, kira kontratı, kira sözleşmesi, ayak kirası, diş kirası, maden kirası

KARA (Kelime Kökeni: Arapça ḳārra)

[isim]

[jeoloji]

  • Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak

    Kurbağa karada da soluk alır, suda da. - Nazım Hikmet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • karada ölüm yok
  • karaya ayak basmak
  • karaya çıkarmak
  • karaya düşmek
  • karaya oturmak
  • karaya vurmak

Birleşik Kelimeler: kara iklimi, kara kurbağası, kara kuvvetleri, kara mili, kara saban, kara suları, kara vapuru, kara yeli, kara yolu, kara yosunu, ana kara, çaykara

[isim]

  • En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı

[sıfat]

  • Bu renkte olan

    Kara gözlüm efkârlanma gül gayri / İbibikler öter ötmez ordayım - Bekir Sıtkı Erdoğan

  • Esmer

[sıfat]

[mecaz]

  • Kötü, uğursuz, sıkıntılı

[mecaz]

  • Yüz kızartıcı durum, leke

[mecaz]

  • İftira

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kara çalmak
  • kara kara düşünmek
  • karalar bağlamak (veya giymek)
  • kara sürmek
  • karaya sabun, deliye öğüt neylesin

Birleşik Kelimeler: karaağaç, kara ağızlı, karaardıç, karaasma, karabacak, kara baht, karabakal, karabaldır, karabalık, karaballık, karabasan, karabaş, karabatak, karabiber, karaborsa, kara boya, karabuğday, karabulut, kara bulut, karaburçak, kara cahil, karaciğer, kara cümle, karaçalı, karaçam, karaçayır, kara çıyan, karadağlı, kara damaklı, karadavar, kara delik, karadul, karadut, kara düzen, kara elmas, kara et, Karaevli, karafatma, kara fırın, karagevrek, karagöz, Karagöz, karagül, kara gün, karagürgen, kara haber, karahalile, karahindiba, karahumma, karaiğne, karakabarcık, karakaçan, karakafes, kara kalem, kara kaplı kitap, karakarga, karakaş, karakavak, karakavuk, karakavza, karakeçi, kara kehribar, karakeme, karakılçık, kara kış, kara koca, karakoncolos, kara kovan, karakucak, karakul, karakulak, kara kullukçu, kara kuru, kara kusmuk, karakuş, karakutu, kara kutu, kara kuvvet, karalahana, karaleylek, kara liste, kara maşa, kara mizah, kara nokta, kara para, kara pazar, karasakız, kara sarı, kara sevda, karasığır, karasinek, karasu, kara su, karataban, kara tahta, kara talih, karatavuk, kara tren, karaturp, kara yağız, karayaka, karayandık, karayanık, kara yas, kara yazı, kara yel, karayemiş, kara yer, karayılan, kara yüz, acıkara, ağzı kara, bağrıkara, bağrı kara, bahtı kara, baldırıkara, baştankara, gönlü kara, gözü kara, karnıkara, karnı kara, kıçtankara, sırtıkara, yağlı kara, yanıkara, yüzü kara, fil dişi karası, horozkarası, kalecikkarası, papazkarası, sergikarası, tavukkarası, yürek karası, yüz karası

KANA (Kelime Kökeni: İtalyanca canna)

[isim]

[denizcilik]

  • Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler

KAKA

[isim]

  • Çocuk dilinde dışkı

[sıfat]

  • Çocuk dilinde kötü, çirkin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kaka yapmak

KALA

[zarf]

  • Kaldığında

    Frankfurt'a gece yarısından sonra ikiye yirmi kala vardık. - Ahmet Haşim

KEKA

[ünlem]

  • Keyifli bir durum anlatılırken `ne güzel, ne iyi` anlamlarında söylenen bir söz

    Oh! Keka! Efendi efendi, insan gibi yürüyoruz. - Nazım Hikmet

LİKA (Kelime Kökeni: Arapça līḳa)

[isim]

[eskimiş]

  • Mürekkep hokkalarına konulan ham ipek

LİRA (Kelime Kökeni: İtalyanca lira)

[isim]

  • Yüz kuruş değerinde Türk para birimi, teklik

    Bu pazarlığın yapıldığı zamanda liranın kıymeti vardı. - Refik Halit Karay

  • Bazı ülkelerin para birimi

    Mısır lirası. Suriye lirası.

[eskimiş]

  • Yedi gram ağırlığında altın sikke, liralık, sarı lira

Birleşik Kelimeler: ata lira, sarı lira

LAKA (Kelime Kökeni: İtalyanca lacca)

[isim]

  • Lak

[isim]

  • Yol üzerinde oluşan çukur

LALA (Kelime Kökeni: Farsça lālā)

[isim]

[eskimiş]

  • Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse

    Mekteple ev arasında daima bir lalanın refakatinde gidip gelmeye alıştı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

[tarih]

  • Şehzadelerin özel eğitmenleri

[ünlem]

  • Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lala paşa eğlendirmek