Ç ile Başlayan K ile Biten 6 Harfli Kelimeler



Ç ile başlayan K ile biten 6 harfli 56 kelime bulundu.K ile başlayan Ç ile biten 6 harfli kelimeler

Ayrıca, "İçinde Çk olan 6 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ÇÖĞMEK23, ÇÖPLÜK21, ÇÖZMEK19, ÇIĞLIK18, ÇIVMAK17, ÇÖLLÜK17, ÇÖMMEK17, ÇÖRDEK17, ÇAĞMAK17, ÇİĞLİK16, ÇİĞNEK16, ÇÖKMEK16, ÇÖMLEK16, ÇAPÇAK16, ÇAĞNAK16, ÇAVMAK16, ÇEVRİK15, ÇIPLAK14, ÇAPMAK14, ÇARPIK14, ÇİMÇEK13, ÇİZMEK13, ÇAPRAK13, ÇAMÇAK13, ÇİMDİK12, ÇEKÇEK12, ÇAYLIK12, ÇITLIK11, ÇIRNIK11, ÇİMMEK11, ÇEYREK11, ÇIKMAK11, ÇIKRIK11, ÇULLUK11, ÇOKLUK11, ÇARDAK11, ÇAMLIK11, ÇAYLAK11, ÇINLAK10, ÇİTMEK10, ÇİTMİK10, ÇARLIK10, ÇAKMAK10, ÇALMAK10, ÇEKMEK10, ÇELMEK10, ÇELMİK10, ÇEMREK10, ÇERMİK10, ÇATMAK10, ÇALKAK9, ÇELENK9, ÇELTEK9, ÇELTİK9, ÇENTİK9, ÇATLAK9


ÇALKAK


[isim] [halk ağzında]
  • Çalkar

ÇELENK


[isim]
  • Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka

    Duvara dayalı çelenkleri görür. - Nazım Hikmet

[eskimiş]
  • Kadınların başlarına taktıkları mücevher veya madenden yapılmış sorguç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çelenk koymak


ÇELTEK


[isim] [halk ağzında]
  • Çoban yamağı, yardımcı, uşak

ÇELTİK (Kelime Kökeni: Farsça ṣeltūk)


[isim]
  • Kabuğu ayıklanmamış pirinç

    Pamuk tutarsa ne âlâ! Ama bu yıl bir de çeltiği deneyelim, demişler. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

Birleşik Kelimeler: çeltikkargası, çeltik tarlası

[isim]
  • Konya iline bağlı ilçelerden biri

ÇENTİK


[isim]
  • Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kertik, tırtık

    Bıçağın ağzında çentik var.

[sıfat]
  • Kertikli

    Çentik bıçakla iş yapılamıyor.

[sinema]
  • Basım sırasında basım aletinin diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılan çukurluk

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çentik açmak
  • çentik atmak


ÇATLAK


[sıfat]
  • Çatlamış olan

    Çatlak bardak.

[mecaz]
  • Deli

    Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım? - Oktay Rifat

[isim]
  • Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık

    Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti. - Aka Gündüz

[isim]
  • Ara, aralık

    İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar. - Halikarnas Balıkçısı

[isim] [mecaz]
  • Değişimin başlangıcı

    Yaşantımda çatlaklar oluşmaya başlamıştı. - Emine Işınsu

[isim] [jeoloji]
  • Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz

    Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu. - Tarık Buğra

[isim] [tıp]
  • Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür

Birleşik Kelimeler: çatlak ses, çatlak zurna, kafası çatlak, kasık çatlağı


ÇINLAK


[sıfat]
  • Çınlaması, yankısı çok olan (yer)

ÇİTMEK


[-i]
  • Bir araya getirmek, birleştirmek

ÇİTMİK


[isim] [halk ağzında]
  • Üzüm salkımının küçük dalı

ÇARLIK


[isim] [tarih]
  • Çar olma durumu

ÇAKMAK


[isim]
  • Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası

    Nasıl oldu bilmem, eğilip yakarken çakaralmaz çakmak kıvılcım çıkardı. - Burhan Felek

[eskimiş]
  • Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çakmak çakmak

Birleşik Kelimeler: çakmak taşı

[isim] [tıp]
  • Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı
[-e] [-i]
  • Vurarak sokup yerleştirmek

    Çiviyi tahtaya çakmak.

[nesnesiz]
  • Parıldamak, ışık vermek
[mecaz]
  • Saplamak

    Bir tanesi altısına yeterken, ben altı kurşunu bir tanesine çakıverdim. - Aka Gündüz

[teklifsiz konuşmada]
  • Sezinlemek, anlamak, farkına varmak

    Vallahi çaktı mı çakmadı mı anlayamadım. Parasını aldı, tüydü. - Sait Faik Abasıyanık

[nesnesiz] [argo]
  • İçki içmek
[-den] [argo]
  • Anlamak, bilmek

    Ay, bu kadın İngilizceden de çakıyor mu? - Nezihe Araz

[-i] [argo]
  • Vurmak
[-den] [argo]
  • Sınavda başarısız olmak
[argo]
  • Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak

    Kalp parayı birisine çakmak.

Birleşik Kelimeler: çakaralmaz, çakmak çakmak


ÇALMAK


[-e] [-i]
  • Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak

    İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. - Falih Rıfkı Atay

[nesnesiz]
  • Ses çıkarmak, ses vermek

    Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. - Reşat Nuri Güntekin

[-i]
  • Bozmak, zarar vermek
[-i]
  • Kumaşın bir parçasını kesmek
[-e]
  • Benzemek, andırmak

    Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi. - Sait Faik Abasıyanık

[mecaz]
  • Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak
[-i] [halk ağzında]
  • Süpürmek, temizlemek

    Tozu çalmak.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çalıp çırpmak
  • çalmadan oynamak
  • çalma elin kapısını, çalarlar kapını

Birleşik Kelimeler: diskçalar, kasetçalar, uzunçalar, yürürçalar


ÇEKMEK


[-e] [-i]
  • Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek

    Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. - Reşat Nuri Güntekin

[-e]
  • Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek

    Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur. - Tarık Buğra

[-e] [-i]
  • Herhangi bir anlama almak

    Bak, sözümü nereye çekti!

[-e] [-i]
  • Örtmek, giymek

    Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz. - Refik Halit Karay

[-e] [-i]
  • Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek
[nesnesiz]
  • Daralıp kısalmak

    Kumaşı yıkayınca çekti.

[fizik]
  • Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı
[teknik]
  • Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak
[argo]
  • İçki içmek

    Çok kimse rakısını bağında çekiyordu. - Falih Rıfkı Atay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çek! (veya çek arabanı!)
  • çekeceği olmak
  • çekip almak
  • çekip çevirmek
  • çekip gitmek
  • çekip vurmak
  • çekiver kuyruğunu

Birleşik Kelimeler: çekçek, çek valf, çekyat, tutçek, dörtçeker, nemçeker, topçeker, yükçeker


ÇELMEK


[-i]
  • Ayak uzatarak birisini düşürmek
[spor]
  • Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak
[mecaz]
  • Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak

    Gönlümü çelen bir söz söyle.

[mecaz]
  • Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek

    Bu sözünüz deminkini çeliyor.


ÇELMİK


[isim] [halk ağzında]
  • Buğday ve başakla karışık iri saman